Güney Kürdistan 20 yılı aşkın bir süredir bizzat Kürtler tarafından yönetiliyor. Bölgesel gelişmelerin ortaya çıkarttığı koşulların da katkısıyla Kürt yönetimi, gün geçtikçe daha fazla bağımsız bir devlet refleksiyle hareket ediyor. Kentler büyüyor ve kent yaşamı gelişiyor. İnşa edilen yüksek binalarla ekonomik gelişme yansıtılmaya çalışılsa da toplumsal algılarda aynı oranda bir gelişmenin yaşandığını söylemek için henüz erken. Birçok konuda toplumsal değişim ve gelişim verileri henüz açığa çıkmış değil. Özellikle de kadınların durumu, üzerinde tartışılması gereken bir konu. Kadın intiharlarına ilişkin haberleri duymak oldukça normalleşmiş durumda. Bunun yanısıra kamusal alanda kadının varlığı ve yokluğu da tartışmalı bir durum...
Güney Kürdistan kadınının durumunu gazeteci Shyda Nadir ile konuştuk.  Süleymaniye’de görüştüğüm Nadir aynı zamanda ‘Trûsk’ (Kıvılcım, Işıltı) adlı kadın dergisinin de editörlerinden. Shyda Nadir’in, Güneyli kadınların durumuna ilişkin analizleri şöyle:

Güney Kürdistan’daki kent yaşamında az sayıda kadın göze çarpıyor. Güney’deki toplumsal yaşamda kadın nasıl bir role sahip?

Güney Kürdistan’da egemen erkek zihniyeti, mevcut feodal algılar nedeniyle, özellikle de İslam adı altında kadının toplumsal alanda yer bulmasını engelliyor. Kadınlar görülebildikleri bazı sosyal alanlarda ise, ancak erkeklerinin yanında bunu gerçekleştirebiliyorlar. Bunun haricinde kadının tek başına veya bağımsız bir şekilde toplum içinde kendini gösterebilmesi veya var kılması pek mümkün olmuyor.
Güney Kürdistan’da siyasi alanda yaşanan karmaşa, toplumsal yaşam, kültür ve özellikle de kadın ve gençler üzerinde oldukça fazla etki bırakmış. Kadına yönelik şiddette de bunun etkilerini görmek mümkün. Şüphesiz sözkonusu siyaset tarzı, Kürt toplumsal ve kültürel değerlerinin aşınması ve yok olmasına da yol açmış. Kapitalist modernitenin Güney Kürdistan’da kendisini etkin kılmasıyla kadın ve gençlik gibi toplumsal dinamikler daha da güçsüzleşti. Öyle ki bugün kadın, kapitalist modernite, feodalizm ve siyasal İslam kültürleri arasında adeta çembere kıstırılmış durumda.
Kadınlar, bazen bu çemberi kırmak için çaba gösterseler de, ölüm ve şiddetin değişik türleriyle yüzyüze gelmekten kurtulamıyorlar. Bu çıkışsızlık durumu da kadında kendi kendisini yok etme algısına yol açıyor. Bazen de mevcut olana teslim olup kaderine razı olarak, varlığını sürdürmek için çareyi bu zihniyetin bir parçası olmakta arıyor. Bu kişilik şekillenmesi, sağlıklı ve demokratik bir toplumsallığın gelişimini de engelliyor.
Ancak bunun karamsar görünen tablonun yanısıra, bir özgürlük arayışında olan kadınlardan da bahsetmek gerekiyor.


Güney Kürdistan’da kadınların öncelikli sorunları nelerdir, bu sorunlar karşısında kadın örgütlülüğü yeterli mi?
Kürdistan’ın diğer parçalarında olduğu gibi, Güney’de de kadınların bağımsız bir ekonomiye sahip olamaması ve siyasal, kültürel ve toplumsal alanda yeterli yer bulamaması daha derin toplumsal sorunlara yol açıyor. Kadınlar ya bedenini satışa çıkarıyor ya da sokakta dilencilik yapmaya başlıyor. Bu sorunlara rağmen şüphesiz meslek sahibi kadınlar da var. Ancak bu, kadının genel durumunu düzeltmekten ziyade bireyci egemen zihniyete hizmet edici tarzdadır. Ekonomik durumu iyi olan kadınlar genelde yurtdışında okuyor, kapitalist akılla donatılıyor ve genelde de yurtdışında yaşıyorlar. Kadın örgütü adı altında oluşturulan yapılar genelde iktidara hizmet etmektedirler. Bunlar bizzat iktidar tarafından ve tamamen dışa karşı bir görüntü sunmak amacıyla kurulmaktadırlar.  

Güney’de iş yaşamına katılan kadın sayısı az. Ancak işyerlerinde yabancı, özellikle de güney Asya ülkelerinden getirilen kadınlar çalıştırılıyor. Bu, kaynağını hangi zihniyetten alıyor?
Kadını veya kadın aklını küçümsemek Güney Kürdistan’da kadının da kendisine olan özgüveninin azalmasına veya yok olmasına yol açmış. Bunun sonucu olarak da kadında kendisini hizmetçi görme ve kendisine verilen emirleri yerine getirecek işlerde çalışma eğilimi gelişmiş. Güneyli kadınlar, dışarıdan hizmet işlerinde çalışmak için gelen bu kadınları kendilerinden daha güçlü görüyorlar. Buna yol açan da, kadını kendi cinsine yabancılaştıran ve karşıtlaştıran erkek egemenlikçi aklın ta kendisidir.
Peki toplumsal yaşama katılım konusunda Soran ve Behdînî Kürt kadınları arasında bir fark var mı? Kadınlar okuyabiliyor mu?
Özellikle Behdînan bölgesinde aşiretsel yapının etkin olması, kadınlar açısından da oldukça büyük bir engel. Her ne kadar okul okusalar da, baba veya erkek kardeşlerinin sözünden çıkamaz, onlarsız bir girişimde bulunamaz durumdalar.  Egemen anlayışa göre kadının namuslu olması ya da namuslu kalabilmesi için erkeğin sözünden çıkmaması gerekiyor! Şüphesiz, bu kölelikten de daha ağır bir durum. Soran bölgesindeki kadınlar, Behdînî kadınlara göre daha bağımsız davranış gösterebiliyorlar. Behdînan’da toplumsal geriliklere teslim olma daha belirgin.

Güney Kürdistan Bölge Hükümeti’nin politikaları nasıl etkiliyor?

Kürdistan Bölge Yönemi’nin politikaları da kadınların mevcut sorunlarının devamına yol açar nitelikte. Irak ve Güney Kürdistan yasalarına göre çokeşlilik kaldırılmış ancak pratikte yaşanan farklı ve hala bir erkek birden fazla kadınla evlenebiliyor.

Güney’deki Kürt kadınların Türkmen, Arap ve diğer halklardan kadınlarla ilişkileri nasıl?

Bu parçadaki Kürt kadınlar ile diğer halklardan kadınlar birbirlerini etkilemişler. Diğer halklardan kadınlar, Kürt kadınlarını kendilerine göre daha sosyal görüyorlar ve onlardan birçok şey öğrendiklerini belirtiyorlar. Günümüzde birçok etkinlikte Arap, Türkmen ve Asuri kadınlar Kürt kadınlarla birlikte taleplerini dile getiriyor, ortak örgütlenmelere gidiyor ve ortak platformlarda daha fazla biraraya geliyorlar.
Kürdistan Özgür Kadınlar Örgütü (Rêxirawî Jinanî Azadî Kurdistan -RJAK) adlı kadın örgütlenmesi gün geçtikçe gelişiyor ve daha fazla kadını etkiliyor. Kürt, Arap, Türkmen ve Arap kadınların yer aldığı bu örgütlenme, Güney’deki kadınlar içinde özgür kadın felsefesini ve duruşunu geliştirmeye çalışıyor. Bu hareketin aynı zamanda diplomatik çalışmaları da var. RJAK, Kürdistan bölgesinde kadınların sosyal eşitlik, siyasi, ekonomik, eğitim ve bilinçlenmeleri iddiası ve inancıyla faaliyet yürüten ilk örgüt. Bu doğrultuda bugüne kadar pek çok seminer, panel, eylem ve eğitim etkinliği düzenledi. RJAK aynı zamanda Güney Kürdistan’da yöneticileri yalnızca kadınlardan oluşan ilk kadın örgütlenmesi. Çünkü diğer kadın örgütlenmelerinin yönetiminde genelde erkekler yer almakta ve kadınlara sembolik yer verilmektedir. Bu örgütlenmeler de erkek egemenlikçi anlayışa hizmet etmektedir.

 ‘Trûsk’ dergisi yayınlarında genelde kadınların hangi sorunlarına vurgu yapıyor?

Trûsk bir kadın dergisidir. Sloganı da, “Bilinçli ve örgütlü kadın ile demokratik toplum”dur. Siyasi, toplumsal, araştırma, düşünce, tarih, sanat ve sağlık gibi konuları işlemektedir. Yayının temel içeriği ise kadının bilinçlendirilmesi ve kadın bakışının kadınlara tanıtılması üzerinedir. Trûsk aynı zamanda Güney Kürdistan’da tüm yazar ve editörlerinin kadın olduğu ilk ve tek dergi.


HALİL DALKILIÇ