Özelde KDP, genelde Güney Kürdistan hükümeti bu dönemde çok kötü sınav vermektedir. Şengal’deki katliamı engelleyemediği gibi, yüz binlerce Êzîdî’nin savrulmasında yeni trajediler yaşamasına adeta seyirci kalmaktadır.  

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi Şengallilere yardım etmek isteyen Kuzey Kürdistanlılara, Rojavalılara KDP hükümeti sorunlar çıkarmaya devam ediyor. Yardımların geçişini engelliyor, gerillanın hareket alanını kısıtlamaya çalışıyor… Medyasında ise yalan yanlış haber ve yorumlarla PKK’yi, demokratik Kürt siyasetini karalamaya çalışıyor.
Şimdi bu dönemde herkesin doğru konuşması gerekiyor. Vicdanlı olması ve halka, tarihe karşı sorumlu olması gerekiyor. Daha önce hendek kazıp, Rojava’ya ambargo uygulayan, Türk devleti ile ittifaka girip Kürt birliğinin oluşmasını engelleyen zihniyet, bu tarihi süreçte yine basit davranışlar, dar çıkarlar içerisine girmektedir. KDP siyasetinin ciddiyet ve sorumluluk konusunda hala geri bir noktada olduğunu belirtmek durumundayız.
Çünkü, 3 Ağustos 2014 Kürdistan’da önemli bir tarih. 21. Yüzyılın en büyük katliam ve soykırım girişiminin başladığı günün tarihi olarak da kaydedilebilir bu tarih. Êzîdîler hakkındaki 73. Katliam Fermanının IŞİD çeteleri eli ile icra edildiği zamanın başlangıcı da…
3 Ağustos 2014 tarihi Güney Kürdistan’ın Şengal/Sincar bölgesindeki Êzîdî Kürtler üzerine IŞİD çetelerinin saldırmaya başladığı tarihtir. O tarihte Mesud Barzani Güney Kürdistan Federe Yönetiminin Başkanıdır. Neçirvan Barzani Güney Kürdistan Federe Yönetiminin Başbakanı. Peşmerge Bakanı Mustafa Seyid Kadir’dir; İçişleri Bakanı Kerim Sincari, Adalet Bakanı ise Sinan Çelebi’dir… Peşmerge Özel Kuvvetlerinin başında Aziz Veysi diye biri var.
Şimdi yukarıda sayılan bu isimler ve bunlarla birlikte sorumluluğu olan diğerlerinin yaşananlar karşısındaki sorumluluklarının ne olduğunu halka anlatması gerekmektedir.
Birleşmiş Milletlerin 1 Eylül’deki oturumda Şengal’de olup bitenler için kayda geçenler şöyledir: “IŞİD’in öldürdüğü 3 bin ve kaçırdığı 5 bini kadın ve çocuk ile tecavüz ettiği yüzlerce kadın ve kız çocuk var.”
 Avrupa Êzîdî Federasyonu Eşbaşkanları ve beraberindeki heyetin Şengal temasları sonrasında açıklanan raporda ifade edilen bilgileri DİHA’nın haberinden ayen aktarıyoruz:
“Avrupa Êzîdîler Federasyonu Eşbaşkanları Dr. Leyla Ferman, Êzîdî kadınların 20-30 Dolar karşılığında Musul’da pazarlandığını söyledi. Eşbaşkanı Ali Atalan da katliamın hedefleri ve sonuçları bakımından bir “Soykırım” olduğunu ve bu şekilde bakılması gerektiğini kaydetti. 600 bin Êzîdînin göç etmek zorunda kalması yüzyılın ilk ve en büyük soykırımıdır” diye konuştu.”
Şimdi 3 Ağustos 2014 tarihinde görev başında olan bu başkan, başbakan, bakanlar ve komutanların bir meseleye açıklık getirmesi gerekmektedir. Eğer Güney Kürdistan’da bir hükümet olgusundan, siyasal bir iradeden, siyasal ve toplumsal bir sorumluluktan söz edilecekse, Güney Kürdistan yönetimi; 3 Ağustos 2014’ten günümüze kadar olan gelişmeleri hukuki, siyasi, sosyal ve tarihsel olarak ortaya koymak durumundadır.
Yaşanan büyük bir trajedidir. Soykırımdır. Vicdanı olan hiç kimse Êzîdîlerin bu yaşadıklarını affetmez. Etmemelidir. Ve kimin bu katliamda sorumluluğu, eksikliği varsa ortaya çıkartılmalıdır. Yani özcesi Güney Hükümeti, KDP, YNK, Goran ve diğer güçler şu basit sorulara yanıt vermelidir:
1- IŞİD Musul’a girdiğinde Güney Hükümetinin politikası neydi?
2- IŞİD ile Güney Hükümeti –Özellikle KDP arasında “saldırmazlık anlaşması-görüşmesi” yapılmış mı? Neçirvan Barzani Türkiye aracılığı ile IŞİD ile herhangi bir temasta bulunmuş mu? Ya da tersi olarak Neçirvan Barzani, TC Musul Konsolosluğu için IŞİD ile görüşmüş mü?
3- IŞİD, Eski Baasçılar ve Sünni Blok ile KDP yönetiminin ilişkisi nedir? Basına yansıyan ve Amman’da yapıldığı belirtilen toplantıda KDP’li ya da istihbarat teşkilatından kimse yer almış mı?
4- “Güney Kürdistan’ın bağımsızlığının ilanı” için Şengal’den vazgeçildiği yönündeki iddiaların gerçeklik düzeyi nedir?
5- 3 Ağustos’ta IŞİD çeteleri Şengal’e yönelirken, peşmergelerin savaşmaması emrini kim verdi? Federe Hükümetin Başkanı, Başbakanı, Peşmerge Bakanı, İşişleri Bakanı ve Adalet Bakanı ile emir komuta zinciri içindeki kişilerin bu durumla ilgili sorumluluğu nedir?
6- Şengal’de kameralara konuşan herkes “KDP bizi IŞİD’e sattı” derken ne demek istiyor? Halkın bu söyledikleri neye istinaden söylenmektedir?
7- Güney Kürdistan Parlamentosu Şengal’de yaşananlar için bir araştırma/soruşturma çalışması yürütmeyecek mi?