Güney Kürdistan’daki ‘Karanlık El’in anatomisi

Forum Haberleri —

.

.

  • Güney Kürdistan’daki “Karanlık El”in anatomisi: Kör Hüseyin Paşa’dan Doktor Qasimlo’ya uzanan siyasal suikastlar

DR. SEDAT ULUGANA

Yıl 1929 … Sıcak bir yaz günü Qamişlo’dan yola çıkan bir grup Xoybûn kadrosu Barzan bölgesine gelip Şeyh Ahmed Barzani’ye misafir olur. Grubun içinde Kör Hüseyin Paşa ve meşhur Hacı Musa Bey’in kardeşi Nuh Bey gibi son derece etkili iki aşiret reisi de vardır. Amaçları İran üzerinden Ağrı Dağı’na geçip başkaldırıya katılmaktır. Kör Hüseyin Paşa ve iki yakını birden ortadan kaybolurlar. Kısa bir süre sonra bir dere kenarında cansız bedenleri bulunur. Yaygın iddiaya göre devletin yönlendirmesi ile Nuh Bey’in yeğeni Medeni Bey (İBDA-C’nin lideri Salih Mirzabeyoğlu’nun da dedesidir), Hüseyin Paşa’yı öldürüp Türkiye’ye geçip Silvan’da Umumi müfettiş İbrahim Tali Bey’e iltica eder. Şeyh Ahmed Barzani ise, Nuh Bey’i, Paşa’nın öldürülmesine karşılık oracıkta infaz eder ve meseleyi kapatır, kimse de bir daha açmaz. Ağrı İsyanı gibi tarihsel bir sürecin sonucunu etkileyebilecek potansiyele sahip iki aktör: Kör Hüseyin Paşa ve Nuh Bey’in tasfiye edilmesinde kuşkusuz dönemin Kemalist rejiminin parmağı var. Lakin katledildikleri yer Barzan bölgesidir. Yerel iş birliği olmadan Kemalist rejimin o şartlarda, hele hele İngiltere’nin fiili olarak bulunduğu bir bölgede böyle bir tasfiyeyi gerçekleştirmesi çok kolay olmasa gerek.
Medeni Bey, Türkiye’ye döndükten sonra “milis” olur. Babası Hacı Musa Bey’in bir zamanlar Ermeni fedaileri takip ettiği Muş Ovası’nda Seyithan ile Alican’a bağlı Kürt direnişçilerin peşine düşer. Kendi deyimi ile devlete yıllarca hizmet eder. 1960’lı yıllarda, Muş’taki merkez caminin avlusunda Paşa’nın yeğeni tarafından öldürülmeden önce, “Doğu Gezisi”ne çıkan Yaşar Kemal ile karşılaşır. Yaşar Kemal, Muş’ta bir kahvede ahalinin sorunlarını dinlerken, içeriye “uzun boylu sarışın bir ihtiyar” girer. Herkes ayağa kalkar, Yaşar Kemal gelenin Medeni Bey olduğunu anlar, “Sen Kör Hüseyin Paşa’nın katilisin, benim masama oturamazsın” diye Medeni Bey’i ulu orta yerde azarlar, Medeni Bey’in verdiği cevap ilginçtir: “Beyim vallahi ben yapmadım. Paşa’yı öldürdüler, suçu da benim üzerime attılar.” Şayet Paşa’yı öldüren silahın tetiğini Medeni çekmediyse, tetiği kim ya da kimler çekti? Kürt siyasası bu suikast ile maalesef pek ilgilenmiyor.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Doğu Kürdistan’daki Rus-İngiliz siyasal kapışmasının oluşturduğu boşluklardan yararlanarak ilan edilen Mahabad merkezli Kürdistan Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecine bizzat katılan Mela Mustafa Barzani ve silah arkadaşları, bazı tarihçilerin abarttığı kadar İran birliklerine karşı savaşmadılar. Şayet savaşsalardı Qazi Muhemmed ve dava arkadaşlarının akıbeti farklı olabilirdi. Bilindiği üzere, 1947 yılının Haziran ayında yaya bir şekilde yüzlerce kilometre yol kat eden Mela Mustafa ve emrindeki peşmergeler, Sovyetlere sığındı. Qazi Muhemed’e yardım ettiği için kendi binbaşısı Wezîrê Nadirî’yi (Ermenistan Kürtlerindendi) katleden Sovyet rejimi Mele Mustafa’yı bağrına bastı, yıllar sonra sağ salim bir şekilde Güney Kürdistan’a geri gönderdi.

Kürt tarihinde diğer bir mühim dönemeç ise “İki Sait Olayı” dır. Bilindiği üzere Sait Kırmızıtoprak (Doktor Şivan) ile Sait Elçi’nin (Zinar) kurmuş oldukları partilerin isimleri bile neredeyse tıpa tıp aynıdır. (Doktor Şivan Türkiye’de Kürdistan Demokrat Partisi, Sait Elçi: Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi) Doktor Şivan 1960’ların sonunda Barzan bölgesine geçtikten sonra ikilinin arası bozulur, daha geniş bir perspektif ile Kürdistan meselesine bakabilen ve zamanın ruhuna uygun görüşlerini sol bir çerçeveye oturtabilen Doktor Şivan, Sait Elçi’ye göre daha avantajlıdır, lakin Irak Kürdistan Demokrat Partisi Politbürosu “Türkiye’ye dönük hiçbir şekilde çalışma yürütmeyeceksiniz” şartını koşar, Doktor Şivan ve arkadaşları peşmerge kamplarında adeta rehin tutulurlar. 1971’de Sait Elçi’nin de yolu Barzan bölgesine düşer. Elçi, Zaho civarında esrarengiz bir biçimde ortadan kaybolur. Sait Elçi’nin öldürüldüğüne kanaat getiren KDP politbürosu fail olarak da doktor Şivan ile iki yardımcısını gözaltına alır. Aslında olay kurgusu 42 yıl önceki Kör Hüseyin Paşa ile Nuh Bey’in öldürülmesi olayına son derece benzemektedir. Nitekim birkaç ay sonra Doktor Şivan ve yardımcıları korkunç bir süreçten sonra infaz edilirler. Böylece Kuzey Kürdistan’a dönük tarihsel bir hamle Barzan bölgesinde sona erdirilir. Yıllar sonra Musa Anter gözaltındayken MİT’in elindeki Saitler'in cenazelerine ait fotoğraflara tanıklık edecekti.

Doktor Qasımlo İran Kürdistan Demokrat Partisi’nin lideri ve entelektüel bir şahsiyet idi. Doğu Kürdistan’daki uzun soluklu savaştan sonra Avrupa’ya geri döndü. Siyasi çalışmalara ağırlık verdi. Lakin 13 Temmuz 1989’da İran istihbaratı tarafından Viyana’da, müzakere masasında katledildi. Avusturya hükümeti cinayeti hiçbir zaman bütün boyutlarıyla araştırmadı. Qasimlo’yu katledenler ise 2014’de Erbil’de kırmızı halılar ile karşılandı. Bizzat Qasimlo’ya kurşun sıkan Cafer Sahraroodi ile fotoğraf çeken KDP’li yetkililer kendisinin meziyetlerini övmekten de geri durmadılar. Oysa Qasimlo Kürdistan sorununa dair kaleme aldığı yazılarında Dört parça Kürdistan’ın özgürlüğüne engel olan Güney Kürdistan’daki “karanlık el”e dolaylı olarak da olsa işaret ediyordu ve bu karanlık el onun da katili oldu.

Sonuç olarak; Kürdistan tarihinin dört kritik dönemecinde yaşanan bu suikastlar bize şunu gösteriyor: Güney Kürdistan siyasasında bazı muktedir güçler tarafından desteklenen bir “Kürt” anlayışı, Kürdistan’ın diğer parçalarındaki özgürlük mücadelesini baltalıyor. Truva atı görevi gören bu anlayış bu gün de KDP’yi PKK’ye saldırtıyor, böylece son yüzyılda iyice güçlenen Kürt yurtseverlik bilinci yerini iç nefrete ve zihinsel-duygusal parçalanmışlığa bırakacak; stratejik kazanımlar ise heba edilerek, Kürdistan uzun soluklu bir iç savaşın sahnesi olacak.


NOT: “Kürt Aydın ,yazar ve Akademisyenler”e, yüzeysel kınama ve bütün tarafları aynılaştıran popülist söyleme kaymadan önce bu işaret ettiğimiz tarihsel süreçleri muhakkak etüd etmelerini tavsiye ederim

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.