Güney Kürtleri neden Avrupa'ya kaçıyor?

Dosya Haberleri —

3 Aralık 2021 Cuma - 19:47

Göçmenler 'daha iyi bir hayat' umuduyla yola çıkıyor... foto:AFP

Göçmenler 'daha iyi bir hayat' umuduyla yola çıkıyor... foto:AFP

  • Kürtler KDP yönetimindeki Federe Kürdistan'ı terk etmeye karar vermesine şaşmamalı. Bu nedenle Umed Ahmed gibi insanlar 'Belarus ormanlarında bir gün boyunca kirli su içmeyi, sınır muhafızlarının işkencesine, açlığa ve soğuğa katlanmayı' seçti.

 

KEMAL ÇOMANÎ

Çeviren: Mestan Dilbilmez

Polonya-Belarus sınırında mahsur kalan Kürt şair ve aktivist Umed Ahmed, Hewlêr'den neden ayrıldığını sorduğumda, “Kürdistan'da (Irak Federe Kürdistan Bölgesi) hayatıma yönelik ölüm tehditleri vardı. Mafyatik aile yönetimi son 30 yıldır milletimizi aç bırakıyor ve ne zaman hakkımızı aramak için sokaklara çıksak tutuklanıyor, yıldırılıyor ve dövülüyoruz” dedi.

4 ülkeye bölündüler

Kürtler, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünden bu yana dört Ortadoğu ülkesine (Suriye, İran, Irak ve Türkiye) dağılmış ve kendi ulus-devletlerini kurmaktan mahrum bırakılmıştır. Bu ülkelerdeki yetkililerden gelen baskı ve yıldırmalardan kaçan Kürtlere dair haberler yaygındır. Ancak, o yıl mart ayındaki Kürt ayaklanmasının ardından 1991'de Irak Kürdistan Bölgesi'nin kurulmasından ve Kuzey Irak'ın uçuşa yasak bölge ilanından bu yana, Kürtler de içeriden, Hewlêr'deki yetkililerden gelen baskı ve yolsuzlukla karşı karşıya kaldı.

Mülteciler...

Ortadoğu'daki savaş, etnik ve mezhepsel çatışmalar ve yozlaşmış ve otokratik hükümetlerin yanı sıra iklim değişikliği, 2015 yılında Suriye savaşı nedeniyle Avrupa'ya mülteci akışının zirve yaptığı bir göç krizini körükledi. İnsan hakları alanındaki kötü sicilleri nedeniyle yaptırıma tabi tutulan ya da ağır bir şekilde eleştirilen otokratik rejimler, Avrupa Birliği'ni kışkırtmak için mültecileri alaycı bir şekilde piyon olarak kullandı. Bu Türkiye’yle başlamıştı ve şimdi de Belarus diktatörü Alexander Lukashenko, Polonya’yla Belarusça arasındaki sınırda yaşamı tehdit eden koşullarla karşı karşıya kalan savunmasız mültecilerden yararlanıyor.

Mülteciler kullanıyor

Lukashenko, iki hedeften birine ulaşmak için mültecileri kullanıyor. Öncelikli hedefi, AB'ye ülkeye yönelik yaptırımlarını kaldırması için baskı yapmak ve mültecilerin yönetimi konusunda Türkiye’yle olan gibi bir anlaşmaya varmak. Bunu başaramayan diktatör, birliği istikrarsızlaştırmak için Avrupa sınırındaki göçmenlerin varlığına güveniyor. Lukashenko, AB ülkelerindeki aşırı sağcı partilerin, çoğunluğu Müslüman ülkelerden gelen mültecilerin ülkelerinde ikamet etmek istediklerini gördüklerinde hararetle milliyetçi çıkarlarının peşinden gideceklerini biliyor.

Kürt modeli

Buna rağmen Umed Ahmed gibi Kürtlerin kitlesel göçü, basit bir göç hikayesi ya da hatta Kürt bölgesindeki adaletsizlik, yolsuzluk, yıldırma ve otoriter yönetimden kaçma hakkında değildir. Daha geniş bir başarısızlığın öyküsü. Bir zamanlar bölgesel bir başarı öyküsü olarak lanse edilen şeyin başarısızlığı, tüm Ortadoğu için bir kayıptır. Irak'ın geri kalanında ve daha geniş olarak bölgede olduğu gibi, Kürt modeli de derin sosyal, siyasi ve iktisadî sorunları sadece milliyetçi düşünce ve sloganlarla çözmeyi başaramadı.

'Öteki Irak'

2003 Irak işgalinin ardından, ABD ve müttefikleri, Irak'taki varlıklarını sürdürmek için bir anlatıya ihtiyaç duydu. Irak'ın daha istikrarlı ve daha az mezhepçi Kürt bölgesi olan ve Ortadoğu'ya model olacak “Öteki Irak” fikrini ortaya attılar. Kürt liderliği bunu benimsedi ve gücü pekiştirmek ve petrol gelirleriyle iktisadî imparatorluklarını inşa etmek için uluslararası desteği kullandı. Bu, o sırada yükselen petrol fiyatı sayesinde bir tür istikrar ve iktisadî bir patlama getirdi. Ancak Batı'nın görmezden geldiği ve halkın mücadele edemediği ülke kaynaklarını talan eden, otoriter ve patriarkal bir sistem hakim oluyordu.

Hewlêr'in 'Dubai’leştirilmesi

Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY), Irak'ın geri kalanının ölçüleceği bir iktisadî ölçüt haline geldi. Kürt liderliği, özellikle Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), Dubai'den sonra Hewlêr'in “Dubai’leştirilmesi” fikrini destekledi. Ama bu propagandanın arkasında Kürt toplumu parçalanıyordu. Toplum iki toplumsal-iktisadî sınıfa bölünmüştü: biri siyasi seçkinlerden, onun patronları ve komisyoncularından, diğeri ise kitlelerden oluşuyordu.

Kamu mallarından ve kamu kaynaklarından yararlanarak iktidarı elinde bulunduran azınlık, kentlere yakın köyler inşa etti. Üst düzey Kürt liderler de dahil olmak üzere, zengin ve siyasi olarak birbirine bağlı aileler, bu bölgelerde kentlerden yalıtılmış bir biçimde yaşıyor. Örneğin Barzani ailesi, eski Irak diktatörü Saddam Hüseyin'in sarayı olan Sari Rash'ın bulunduğu eski bir turizm bölgesinde yaşıyor.

Kürt köyleri

O bölge artık yalıtıldı ve kimsenin orada oturmasına ya da ziyaret etmesine izin verilmiyor. Talabani ailesi, Süleymaniye’de Dabashan adlı bir tepede, yine kentlerden yalıtılmış bir köyde yaşıyor. Yabancı diplomatlar ve diğer yabancılar, mahallelerini, kışın çamurdan yürüyemediğiniz, yazınsa çocukların sıcaktan ve havalandırmalı tesislere erişimin olmamasından uyuyamadığı mazlumlarınkinden ayırdı; kentlerin merkezinde kapalı sitelerde yaşıyor. Tarih öncesi tarım alanı olarak bir zamanlar gurur kaynağı olan bu Kürt köyleri şimdi geriliyor. Zengin mahallelerdeki tesislere erişimi olmayan yoksullar, eşit muamele görecekleri ve onurlu bir yaşam sürme fırsatına sahip olacakları daha iyi bir gelecek arıyor.

Üniversiteler

Seçkinlerin çocukları devlet okullarına ve üniversitelere gitmiyor. Kürt seçkinleri, daha sonra özelleştirilen petrol endüstrisi aracılığıyla, kamu kaynaklarıyla üniversiteler inşa etti. Politikacılar en önemli kurumların bazılarını yönetiyor. Kürdistan-Hewlêr Üniversitesi, Kürdistan Bölgesi Başkanı Nechirvan Barzani'ye; Duhok'taki Amerikan Kürdistan Üniversitesi, Masrour Barzani'ye aittir; ve Süleymaniye’deki Irak Amerikan Üniversitesi, Irak Cumhurbaşkanı Berham Salih tarafından kurulmuştur.

Kürdistan'ın en büyük hastanesi

Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB), sosyalist demokrat bir parti olduğu iddialarına rağmen, seçkinlerin çıkarlarına hizmet ediyor. KYB Yüksek Siyasi Konseyi Başkanı Kosrat Resul Ali, Kürdistan'ın en büyük özel hastanesini inşa etti. Başlangıçta hastane zenginlere ve yoksullara aynı muamele yapacaktı (yoksullara sağlık desteği olacaktı) ama açıldığında, iki iktidar partisinin ve ailelerinin yararlandığı bir planla özelleştirildi.

Para akışı

Bugün, siyasi ve iktisadî sistemler iç içe geçmiş durumda ve her biri diğerinin çıkarlarına hizmet ediyor. İktisadî sistem siyasi çıkarlara tabi ve siyasi sisteme parti ve aile sistemi hakim. Bu şartlar altında reform ve büyüme olanaksız. KBY'nin yükselişi, iktisadî stratejiden ya da geleceği öngören liderlikten kaynaklanmıyordu. Bunun yerine, Bağdat, ABD ve uluslararası toplumdan gelen para akışına dayanıyordu.

Demokrasiye ihtiyacı var

Bu basit bir nedenden dolayı oldu: Bir zamanların Kürt devrimcileri 1991'den sonra Kürdistan Bölgesi’ne geri döndü; güçlerini pekiştirdi ve milyarder oldu. Kürdistan'a hizmet eden, eski diktatörlük döneminden kalma birkaç kurumu bile yok ettiler. Kürt milliyetçilerinin özlemleri, eski diktatörlükten kurtulma arzusundan başka bir şey değildi ve iktidara gelen Kürt milliyetçilerinin demokrasi, yurttaşlık hakları ve hukukun üstünlüğü açısından millete sunacağı çok az şey vardı. KDP ve KYB ilkel, yapı olarak feodal ve uygulamada otoriter kalan bir bürokrasi kurdu. Demokrasiler, ataerkil yapıları dayatan otokratik feodaller tarafından kurulamaz. Demokrasinin hukukun üstünlüğü, adalet, ifade özgürlüğü, özgür ve adil seçim ilkelerini uygulayan demokratlara ihtiyacı vardır.

Kürt kazanımlarıyla kumar!

Bölgedeki milliyetçi hükümetlerin başarısızlıkları açıkça görülüyor ve Arap Baharı bize, yıllarca baskıcı ve demokratik olmayan bir yönetimden sonra Ortadoğu'daki gençliğin canına nasıl tak ettiğini gösterdi. Ama KBY liderliği, özellikle KDP, önemli ve acil iktisadî ve siyasi krizleri çözmeye çalışmak yerine milliyetçi duygulara başvurdu. 2017'de bağımsız bir Kürt devleti kurmak için referandum istedi. Ne yasal ne de serbest olan referandum, KDP'nin hedeflerinden hiçbirine ulaşamadı ve Kürt gençliği, bir Kürt liderin son 100 yılın başarıları üzerine kendi siyasi çıkarları için kumar oynadığını gördükten sonra daha da hayal kırıklığına uğradı.

Diplomatlarla görüşme

İki aile -Barzani ve Talabani- bölgenin kaynaklarını tekellerine aldı ve güçlerini korumak için muhalefeti çökerttiler. 2019'da Duhok’ta bir grup kamu çalışanı, 2014'ten beri karşılanmayan bir talep olan aylık maaşlarının zamanında ve eksiksiz ödenmesini talep etmek üzere sokaklarda protesto düzenledi. KDP güvenlik güçleri protestocuları şiddet kullanarak dağıttı ve 80 aktivist ve gazeteci, siyasi, iktisadî ve yurttaşlık haklarının yokluğunu tartıştıkları “Hewlêr'de ABD ve Alman diplomatlarla görüşme” suçlamasıyla tutuklanıp cezaevine atıldı. Duruşmalar devam ediyor ve bazıları hüküm giydi.

Şaşmamalı

Böyle bir durumda insanların ülkeyi terk etmeye karar vermesine şaşmamalı. Bu nedenle Umed Ahmed gibi insanlar “Belarus ormanlarında bir gün boyunca kirli su içmeyi, sınır muhafızlarının işkencesine, açlığa ve soğuğa katlanmayı” seçti; Umed Ahmed “insan haklarına saygı duyulan ve umudun var olabileceği bir hedefe ulaşmak” istiyor.

Şerko Bekes'ten alıntı

Son günlerde sosyal medyada Kürtler, belki de en büyük çağdaş Kürt şairlerinden biri olan merhum Şerko Bekes'ten alıntı yapıyor. Eserleri, Kürtlerin ulusal bilincine işlendi ve direnişin gücünden söz ediyor. Bekes'in kitap uzunluğundaki şiiri “Şimdi Bir Kız Benim Vatanım”, mevcut siyasi uğrakla eşzamanlı olarak yeni bir anlam kazanıyor:

Bir parça ekmekten,

küçük, sağlam bir damdan,

bir parça toprakta,

azıcık güneşten,

sevgi yağmurundan,

özgürlük ve aşka açılan açık bir pencereden

Daha fazlasını istemedim vatanımdan.

Ondan istediğimden

beni mahrum bıraktı.

Böylece geceyarısı

kapılarını kırdım ve çıktım.

Onu sonsuza dek terk ettim!

 

Kaynak: https://newlinesmag.com/reportage/why-are-iraqi-kurds-fleeing-to-europe/

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.