Güney Tirol: İtalya’da Almanca özerkliği

Dosya Haberleri —

Güney Tirol /foto:AFP

Güney Tirol /foto:AFP

Ekonomi ve politik bilimler uzmanı yazar Thomas Benedikter, Güney Tirol'deki özerklikle ilgili sorularımızı yanıtladı

  • Modern bölgesel özerklik, öncelikle özerk yönetim veya kendi kendini yönetme ilkesinin dayandığı bağımsız yasama yetkisine dayanır. Yasama yetkisi olmadan gerçek bölgesel özerklik olamaz. Güney Tirol, 1948'den 1972'ye kadar bir eyalet olarak çok az yetkiye sahipti ve bu nedenle siyasi özerklik konusunda çok az hareket alanına sahipti ancak 1972'den itibaren bu yetki önemli ölçüde genişletildi.
  • Güney Tirol'ün tarihi ve özerklik düzenlemesi diğer alt devlet çatışmalarında yardımcı olabilecek birçok ipucu sunuyor. Tüm kıtalardaki birçok etnik azınlık, çatışmalarını çözmek için bu özerkliğin unsurlarını ele almaya çalıştı. Her bir durumda özel bir çözüm bulunması gerekmekle birlikte Güney Tirol özerkliğinin birçok kanıtlanmış unsuru, değerli bir deneyim sunabilir.

DEVRİŞ ÇİMEN

Güney Tirol yani “Südtirol” Bölgesi İtalya’nın kuzeyinde, Avusturya’nın güney sınırında bulunan özerk bir bölge. İtalya sınırları içerisindeki yarım milyonluk nüfuslu özerk bölgede çoğunluk Almanca konuşsa da kamu alanında ciddi bir sorun yaşanmadan Ladince ve İtalyanca da konuşuluyor. Temelde üç tanınmış dilin özellikle de Almanca ve İtalyancanın yasal eşitliği, özerklik statüsünde çok belirgin ifade edilmiş. Kamu hizmetlerinde dil kullanımının kurallara uygun olmasını sağlamak için özen gösteriliyor. “Göbek bağı” ile Avusturya'yla ilişkisi bulunan Güney Tirol, tarihsel olarak miras aldığı temel kültürel özelliklerini koruyabiliyor. Geçmişte bazı sorunlar yaşanmış olsa da bugün İtalya siyaseti bu farklılığı tehdit değil, bir zenginlik olarak ele alıyor.

Bölgede, Alplerin bir parçası olan ve 3 bin metreyi aşan Dolomit Dağları bulunuyor. Eşsiz jeolojik yapısı, muhteşem doğası ile “üstün evrensel değer” olarak tanımlanarak 2009 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınmış. Bundan ötürü de turistik bir bölge. Yüzölçümü Wan kadar olan Güney Tirol, turizm ve tarımın temelini oluşturduğu gelirlerden kaynaklı İtalya’nın en zengin ikinci bölgesi.

Tarihi bir barış sözleşmesi sonucu İtalya Anayasası'na bağlanan Güney Tirol geniş yasama, yürütme ve mali yetkilere sahip. Bölgenin tarihini, kültürünü, siyasetini, parlamentosunu, demokratik katılımcılığını, çözüm arayışlarında özerk model olarak örnek teşkil edip etmeyeceğini Güney Tirollu ekonomi ve politik bilimler uzmanı yazar Thomas Benedikter ile konuştuk.

İtalya'da güçlü bir bölgesel kültüre sahip olan Güney Tirol özerklik statüsünü nasıl elde etti?

Güney Tirol, I. Dünya Savaşı'ndan sonra yeni Alman-Avusturya devletinden ayrılmış ve 10 Eylül 1919 tarihli St. Germain Antlaşması ile İtalya'ya dahil edilmiştir. Ancak Güney Tirol, II. Dünya Savaşı'ndan sonra 1946 yılında Avusturya ile İtalya Cumhuriyeti arasında imzalanan Paris Barış Antlaşması ile özerklik statüsü kazandı. Bu özerklik 1948 yılında yürürlüğe girdi. Bununla birlikte, bu özerklik doğrudan Güney Tirol'e verilmedi, sadece bugün hala var olan Trentino-Güney Tirol bölgesinin bir parçası olarak kabul edildi. 1950'li ve 1960'lı yıllarda Güney Tirol halkı, şiddetli direnişle eyaletleri için daha fazla Güney Tirol, yani “Trentino'dan ayrılma” mücadelesi verdi. 1972 tarihli ikinci Özerklik Statüsü ile Bolzano-Güney Tirol Özerk Bölgesi, Trentino Bölgesi ile eşit düzeyde özerkliğin ana taşıyıcısı haline geldi. Bölge büyük ölçüde boşaltılmıştı ancak varlığını sürdürdü. Somut olarak o zamandan beri yasama ve idari özerklik iki özerk eyalet tarafından uygulanırken, bölge bir tür koordinasyon işlevi görüyor.

Avrupa'daki özerk bölgeler -Katalonya, Bask Bölgesi, İskoçya ve Korsika- sürekli olarak yoğun tartışmaların konusu olmaktadır. Güney Tirol’un özerkliği nerede başlıyor, nerede bitiyor?

Modern bölgesel özerklik, öncelikle özerk yönetim veya kendi kendini yönetme ilkesinin dayandığı bağımsız yasama yetkisine dayanır. Yasama yetkisi olmadan gerçek bölgesel özerklik olamaz. Güney Tirol, 1948'den 1972'ye kadar bir eyalet olarak çok az yetkiye sahipti ve bu nedenle siyasi özerklik konusunda çok az hareket alanına sahipti ancak 1972'den itibaren bu yetki önemli ölçüde genişletildi. 1972'den 1992'ye kadar, Avusturya ve İtalya'nın BM nezdinde ikili anlaşmazlığı resmen sona erdirdiklerini ilan etmelerine kadar özerklik statüsünün uygulanması uzun bir süre devam etti. Birkaç faktör, uzun süreli şiddetli bir çatışmayı önlemiş ve çatışmanın az olduğu bir uzlaşma çözümüne yol açmıştır: Özerklik, uluslararası bir barış antlaşmasına dayanmaktadır, Avusturya ve İtalya iyi komşuluk ilişkilerini derinleştirmek istemektedir ve her ikisi de AB üyesidir, AB bu işbirliği için istikrarlı bir ekonomik-politik çerçeve sunmaktadır. İtalya, anayasasına göre 5 özerk bölgeye sahip, Güney Tirol'ün üç dil grubu barış içinde bir arada yaşamaya ve çatışmanın tırmanmasına izin vermemeye ilgiliyken, buradaki Alman azınlığı da siyasi olarak güçlü bir birliktelik içinde olup ve on yıllardır Roma'ya karşı oldukça kapalı bir tavır sergilemiştir. İkinci Özerklik Statüsü, üç dil grubunun da yararlandığı olumlu bir sosyal ve ekonomik gelişme için çerçeve oluşturdu. Bu özerkliğin yapısı da oldukça önemli; azınlıkların geniş dil hakları, dillerin ve dil gruplarının eşitliği ile siyasi temsil ve ortak yönetim için uyum ilkesi bir araya getirilmiştir.

Bolzano-Güney Tirol Özerk Bölgesi, İtalya'nın diğer bölgelerinden sosyal, siyasi ve kültürel açıdan ne gibi farklılıklar göstermektedir?

Toplumsal açıdan Güney Tirol nüfusunun yüzde 70'inden fazlasının iki etnik-dilsel azınlığa, yani Alman ve Ladin azınlıklarına ait olması özellikle önemlidir. Ancak İtalyanca konuşan grup da 105 yılı aşkın bir süredir diğer İtalyan bölgelerinden gelenlerle birlikte yaşamış olmaktan dolayı farklılık göstermektedir. Güney Tirol'deki İtalyanların çoğunluğu zaten iyi veya çok iyi derecede Almanca konuşmaktadır. Ekonomik açıdan Güney Tirol, İtalya'nın en yüksek gayri safi yurtiçi hasılaya sahip bölgesidir ve bu nedenle Milano ile birlikte kişi başına düşen gelir açısından da en yüksek bölge konumundadır. Siyasi açıdan Güney Tirol, İtalya için çok sıra dışı bir istikrarla öne çıkmaktadır: 1948'den beri burada, muhafazakar Güney Tirol Halk Partisi, değişen İtalyan koalisyon ortaklarıyla birlikte iktidarda bulunmaktadır. Ancak bu durum, siyasi çoğulculuğun yetersizliği olarak da değerlendirilebilir. Kültürel açıdan öncelikle Güney Tirol'ün özel tarihi vurgulanmalıdır. Komşu il Trentino ile birlikte Güney Tirol, 650 yıl boyunca Tirol'ün bir parçası olarak Habsburg İmparatorluğu'na aitti, yani Avusturya'nın bir parçasıydı. Kültürel açıdan Güney Tirol, Almanca konuşulan coğrafyaya daha yakın olup, İtalyanca konuşan küçük bir azınlık, genellikle Güney Tirol'un birkaç şehrinde yoğunlaşmış olarak yaşamaktadır. Özerklik ve Güney Tirol halkının kendini kabul ettirme iradesi sayesinde, Güney Tirol sadece siyasi olarak bağımsız kalmakla kalmamış aynı zamanda tarihsel olarak miras aldığı temel kültürel özelliklerini de büyük ölçüde koruyabilmiştir.

Güney Tirol, Avusturya, İtalya ile bu özerklik süreci nasıl koordine edildi?

Güney Tirol, Viyana ile olan bu “göbek bağına” her zaman büyük önem vermiştir çünkü Avusturya, 1946 Barış Antlaşması kapsamında resmi olarak tanınan koruyucu güçtür. Tüm özerklik süreci, Viyana, Roma ve Bolzano arasında ayrıntılı olarak koordine edilmiştir. Roma ve Viyana arasındaki ilişkiler, 1960'larda özerklik konusunda yaşanan siyasi gerginlikler sırasında çatışmasız değildi ancak 1992'deki anlaşmazlıkların çözümü bildirisi ve 1995'te Avusturya'nın AB'ye katılımından bu yana ciddi bir gerginlik yaşanmadı. Bununla birlikte, Avusturya'nın Tirol eyaleti ile Güney Tirol arasında ve tarihi Tirol'ü birleştiren ve bazı ortak faaliyetler düzenleyen Euregio Tirol-Südtirol-Trentino çerçevesinde de derinlemesine bir işbirliği sürdürülmektedir.

Türkiye'de Kürtçenin yasaklanması ve bugüne kadar tanınmaması göz önüne alındığında, Güney Tirol'da kamusal alanda, eğitimde ve siyasette dil konusunda herhangi bir sorun yaşanmaması nasıl mümkün oldu?

Kamu alanında iki dilliliğin uygulanmasında hala sorunlar var. Ancak temel olarak, üç tanınmış dilin, özellikle de Almanca ve İtalyancanın yasal eşitliği, özerklik statüsünde çok belirgin bir şekilde ifade edilmiş, bunun sonucunda her alan için çok ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş ve azınlıklar, kamu hizmetlerinde dil kullanımının bu kurallara uygun olmasını sağlamak için büyük özen göstermişlerdir. Bir diğer önemli avantaj ise Almancanın ana dili olarak konuşanların sayısı bakımından Avrupa ve AB'nin en büyük dili olmasıdır. Rusya'yı artık medeni Avrupa'nın bir parçası olarak görmüyorum. Almanca konuşulan üç ülke Almanya, Avusturya ve İsviçre ekonomik önemini her açıdan hissettiriyor ve Güney Tirol ile Almanca konuşulan ülkeler arasında olduğu kadar İtalya ile Almanya arasında da yoğun bir paylaşım var.

Güney Tirol Parlamentosu, Bolzano-Güney Tirol Özerk Bölgesi'ndeki politikayı nasıl düzenler? Orada kaç parti temsil edilmektedir? Güney Tirol Parlamentosu ne ölçüde yasa çıkarabilir? Roma'daki İtalyan Parlamentosu ile nasıl bir ilişki içindedir?

Parlamento seçimlerinde yüzdelik baraj yoktur, bu nedenle mevcut görev döneminde bir düzine parti temsil edilmektedir. Bölgesel hükümette İtalyanca konuşan grup da mutlaka temsil edilmelidir (etnik uyum), Ladin azınlık ise SVP tarafından adeta otomatik olarak temsil edilmektedir. Güney Tirol Parlamentosu, anayasa ile uluslararası ve AB normlarına uygun olmak kaydıyla, geniş bir yetki yelpazesi içinde kendi yasalarını kabul edebilir. Güney Tirol seçmenleri, elbette Roma'daki parlamentoda da diğer tüm İtalya bölgeleri ve illeri gibi oy kullanma hakkına sahiptir ve temsil edilmektedir. Ancak hükümetle ilişkiler, ikili komisyonlar aracılığıyla da sürdürülmekte ve sürekli olarak koordine edilmektedir. Şu anda, Güney Tirol'ün özerkliğini biraz daha genişletmek ve tamamlamak için çabalar sürmektedir.

Güney Tirol'de güvenlik ve polis yerel olarak mı yoksa Roma'dan merkezi olarak mı düzenleniyor? Bu nasıl işliyor?

Güney Tirol'de, tıpkı İtalya'nın geri kalanında olduğu gibi, kamu güvenliği, yani polis, merkezi devletin sorumluluğundadır yani Katalonya veya Bask Bölgesi'nde olduğu gibi özerk bir yetki alanı değildir. Ancak bu durum, İtalya'nın tarihi ile yakından ilgili olup, 1861'de İtalya'nın birleşmesinden itibaren polis uzun süre ordunun bir parçası olmuştur. Böylece, Güney Tirol'de polis de İtalya İçişleri Bakanlığı tarafından yönetilmekte ve idare edilirken, sıkı şekilde uygulanan çift dillilik ve etnik orantılılık ilkelerine tabi değildir. Ancak son yıllarda kendi içlerinde çift dilliliği geliştirmiştir. Vatandaşlarla iletişim kurarken polis, Almanca diline de özen göstermelidir.

Türkiye'de varlıkları inkar edilen, dilleri yasaklanan, siyasi örgütlenmeleri engellenen ve suçlu olarak görülen Kürtler, uzun bir özgürlük mücadelesinin ardından şu anda Türkiye ile barışçıl ve demokratik bir çözüm için müzakere etmeye çalışıyorlar. Güney Tirol'ün özerklik modeli uluslararası alanda tanınmakta ve çatışmaların barışçıl çözümü için bir örnek teşkil etmektedir. Bu bağlamda, Bolzano-Güney Tirol Özerk Bölgesi'nden ne gibi dersler çıkarılabilir? 

Bu soruyu cevaplamak için daha ayrıntılı açıklamalar yapmam gerekir ancak bu burada mümkün değil. Aslında, Güney Tirol'ün tarihi ve özerklik düzenlemesi, diğer alt devlet çatışmalarında yardımcı olabilecek birçok ipucu sunuyor. Tüm kıtalardaki birçok etnik azınlık, çatışmalarını çözmek için bu özerkliğin unsurlarını ele almaya çalıştı. Ancak her türlü kendi kaderini tayin etme ve azınlık çatışmasının kendine özgü hukuki, siyasi, kültürel ve tarihsel bir arka plana sahip olduğu her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Her bir durumda özel bir çözüm bulunması gerekmekle birlikte, Güney Tirol özerkliğinin birçok kanıtlanmış unsuru değerli bir deneyim sunabilir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.