Günlük devrim ihtiyacı 12

Metin YEĞİN yazdı —

6 Ekim 2021 Çarşamba - 23:00

  • Çok değil, 20 yıl kadar filan önce, günlük bütün davranışlarımızı, yaşamımızı, ellerimizdeki küçük cep hücreleri, cep telefonlarına göre belirleyebileceğimizi söyleseydik kimse inanamazdı.

Tepemizdeki sanal dünya bulutu, daha doğrusu devasa yabancılaşma ve yalnızlık duygusu, bütün toplumu kendi katiline hayran ve bağımlı haline getirdi. Kitlesel bir Stockholm sendromu yaşıyor hale geldik.

Geçtiğimiz gün bu bulut, bilmediğimiz bir nedenle arıza yaptığında, milyonlarca kişi, bıyığı kesilmiş kediye döndü. Whatsap, Facebook ve İnstagram çökünce, hayat manasız kaldı.

Durmadan telefonunu tıklayan milyonlarca kadın, erkek ve çocuk birbirimize, son zamanlarda hiç yapmadığımız bir şey yapıp, soru sorduk; What’s app’a ne oldu diye mesela…

Neyse ki, Telegram ya da Twitter filan vardı da, onların altına sığınıp, biraz kurtulabildik bundan. Yoksa yine eski moda, hal hatır sorma, beğenme ve sevilmeye muhtaç kalacaktık! Hatta birbirlerine sarılanlarımız bile olabilirdi belki…

Sanal korudu çok şükür…  

Çok değil, 20 yıl kadar filan önce, günlük bütün davranışlarımızı, yaşamımızı, ellerimizdeki küçük cep hücreleri, cep telefonlarına göre belirleyebileceğimizi söyleseydik kimse inanamazdı.

Bunları imal eden, birkaç radikal tekel olmaksızın, artık hiçbir şeyi yapamayacağımız söylenseydi bize, inanılması güç bir bilim kurgu film gibi gelirdi çok muhtemel. Belki gişe yapardı film, eğer iyi ve ünlü oyuncuları olsaydı, o kadar. Sonra filmin hayaller dünyasından kurtulur, gerçeklikte ölmeye devam ederdik.

--‘Ama ben hapiste değilim, Mar. Sen beni hapsetmiyorsun ki.’
‘Evet hapsediyorum, kendi yordamımızla. Kilitleyerek değil tabii. Arada bir öpüşerek, sinemaya giderek.’

Bir Cortazar romanında vardı. Şimdi böyle hapsetmek için bile uğraşmaya gerek yok. Hatta bir sevgili terk edebiliriz ama akıllı telefonumuzu asla. Onunla dünyaya tutunuyoruz.

Bu lanet olası hayatın, mesela her gün daha uzayan, işe gidiş dönüş zamanının, çok kalabalıktaki yalnızlığın, baba otoritesinin mesela, ya da müdür suratının ve tepemize tebelleş olmuş malum başkanlardan kurtulabilmenin tek çaresi bu. Sanal buluta yaslayın başınızı, içlerinden seçip istediğiniz renkteki uyuşturucunuzu ve huzur içinde uyuyun…

Rahmetli Marx yaşasaydı-bak rahmet istedi- ‘Sanal dünya halkın afyonudur.’ Yazardı, pardon tweet atardı herhalde. Düşünün kaç beğeni alırdı.

Ve Ah bu yazım kaç ‘like’ alacak acaba….(Sürecek)

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.