2000’li yıllarla beraber geniş kesimlerce eleştirilen Türk devletinin su ve baraj politikasında, son dört yılda inşa edilmesine Irak Cumhuriyeti sınırında başlanan 11 ‘güvenlik barajlarıyla’ su ve baraj politikasının siyasi ve askeri boyutu daha fazla tartışılır olmaya başlandı. 2011 yılından itibaren artan bir seviyede, Şirnêx ve Çolemêrg illerinde yapılmasını istenen veya halihazırda yapılmakta olan 11 baraj, Türk ve Kürt kamuoyunda sıkça gündeme gelip değişik tartışmalara neden olmaktadır.
‘Güvenlik barajı da nedir?’ diye soranlara şu cevabı verebiliriz: Türkiye Cumhuriyeti Irak sınırına yakın toplam 11 barajı sadece askeri amaçlı PKK gerillalarına karşı kurmaktadır. Bu barajların resmi olarak da başka ekonomik amaçları yoktur. Bölgede inşa edilen veya planlanan diğer barajlar çok da halk ve kurumlar tarafından eleştirilse de, resmi olarak sadece sosyo-ekonomik hedefler (enerji, sulama, içme suyu vs.) güdüyorlar.
Güvenlik barajlarından yedisi Şirnêx (hepsi bir akarsuda) ve dördü Colemêrg (iki ayrı alanda ikişer tane) illerinde yapılması planlanıp uygulanmaktadır. Barajlar genelde 35 ile 80 metre yüksekliğinde ve 5-15 km uzunluğunda baraj gölleri oluşturmak üzere planlanmışlar.
‘Güvenlik barajı’ terimi TC’de sular konusunda yetkiyi taşıyan Devlet Su İşleri’nin (DSİ) 2007 yılı faaliyet raporunun 142. sayfasında geçen şu cümleye dayanılarak alınmıştır: ‘2007 yılında yatırım programına etüt-proje kapsamında sınır güvenliği sebebiyle alınan Su Şişirme Bentleri adı altında 11 adet barajın kati proje yapımı ihale edilmiş’.*
HARİTA-I-
Bu belirtilenler ve Türk+Kürt basında çıkan birçok haberlere göre kısaca bu 11 barajın iki temel amacı vardır:
1) Baraj gölleri oluştururak PKK savaşcıların sınırı geçmesini belli bölgelerde engellemesi.
2) Baraj göllerin su altında bıraktığı bölgenin, PKK tarafından saklanmak, korunmak ve malzeme depolanması için kullanılamaz hale getirilmesi.
Bu projelerin askeri hedefleri aşacak şekilde düşünüldüğünde, bu 11 projenin engebelli ve muhalif olan bu bölgede yaşayan insanları daha iyi kontrol etmek ve yine onların devamla asimilasyonunu hedeflediği görülmektedir. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana bu bölgedeki halkın kontrolü hep zor olmuştur. Sınır geçişleri çeşitli sebeplerden dolayı kolay olmuştur. Kaçakçılık bölge halkının önemli bir gelir kaynağı olmuştur. Bu barajlar hakkında Kürdistan’daki kamuoyu 2008 yılında haberdar oldu. Olmasıyla birlikte ihaleler yapıldı. Ateş kaçırır gibi ve neredeyse hiç bir fizibilite çalışması yapılmadan ve yine ÇED uygulanmayarak (açıktan yasalar ihlal ediliyor) projeler hayata geçirilmek isteniyor. Dikkat çekilirse 2007 yılında TC ile PKK arasında çatışmaların yeniden hissedilir şekilde artmaya başladığı dönemdir. Başka dikkat çekici nokta ihalelerin Kürtlere ait şirketlere verilmesidir. Bununla amaçlanan, halkın projelere olan eleştirilerini düşük düzeyde tutulmasının sağlanmasıdır.
Bu barajların doğa üzerindeki etkiler korkunç olduğu bu yılın Ağustos ayında gövde inşaatı tamamlanan ilk üç barajdan (Xezil ve Roboskî nehirleri üzerindeki Silopi, Şırnak, Uludere barajları) anlaşılıyor. O bölgede yaşayanlar diğer barajlarda görmedikleri kadar doğa üzerinde korkunç bir yıkım gerçekleştiğini aktarıyorlar. Temmuz 2012’de Şirnêx ve Çolemêrg’de PKK ile TSK arasında şiddetlenen silahlı çatışmalardan dolayı Şirnêx’te geri kalan dört barajın inşaatları durma noktasına gelmiş, Çolemêrg’deki dört barajın faaliyetleri tamamen durmuştur.
Barajların yapıldığı bölgelerde halen 90’lı yıllarda boşaltılan birçok köy bulunmaktadır. Geri dönüşü olduğu köyler de var, ancak kesin köy ve etkilenen insan verme olanağı yok. Bu da önceden kimse tarafından alan araştırma yapılmamasından kaynaklanıyor. Dünyada söz konusu on bir ‘güvenlik barajları’ gibi resmen güvenlik/siyasi nedenlerden dolayı yapılan baraj yoktur. Böylece bu yıllarda Çolemêrg ve Şirnêx’de kurulan on bir ‘güvenlik’ barajı uluslararası çapta ilk olma özelliği var ve Türkiye Cumhuriyeti negatif açıdan uluslararası literatüre ‘güvenlik barajı‘ gibi yeni bir terim kazandırmıştır.
Sonuç;
Güvenlik barajların fiiliyatta TC için ne kadar yararlı olacağını ancak TC ve PKK bilir, bu konuda kesin bir şey söylemek dışardan zordur. Daha önemli olan; askeri amaçlı bir devlet kendi sınırına barajlar kurup doğa ve insan üzerinde büyük yıkım getiriyorsa, bu devletin düşünce ve planlamasında sürekli çatışma vardır. Bu korkutucu bir durumdur. Başta Şirnêx ve Çolemêrg olmak üzere buna karşı durup mücadele gerekir. Ancak aynı zamanda bu skandal projeleri Kürt, Türk ve dünya kamuoyuna tanıtmak da lazım.
* Devlet Su İşleri (DSİ) 2007 yılı faaliyeti raporu: http://www2.dsi.gov.tr/faaliyet_raporlari/
Güvenlik barajları