Güzel yargının önüne atıldı

2 Mart 2022 Çarşamba - 17:10

Semra Güzel

Semra Güzel

  •  DEP milletvekillerinin tutuklanmasına giden 2 Mart 1994 Darbesi’nin 28. yıl dönümünde HDP’li Semra Güzel’in dokunulmazlığı kaldırıldı. Darbenin devam ettiğini belirten siyasetçiler, Kürtler söz konusu olunca tek blok haline gelindiğini söyledi. 

 

HDP Amed Milletvekili Semra Güzel’in iki fezlekeden dokunulmazlığı kaldırıldı. HDP, “Bugünkü darbeler de elbette hükümsüz kalacak, tıpkı 94 darbesinin aktörleri gibi bugünün darbecileri de tarih olacak” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed Milletvekili Semra Güzel hakkında hazırlanan iki fezlekeye dair dokunulmazlığın kaldırılması yönünde Karma Komisyon’da alınan karar, önceki akşam Meclis Genel Kurulu’nda görüşüldü. HDP Eşbaşkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ve DBP Eşbaşkanı Saliha Aydeniz de Genel Kurul’a katıldı. HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç’un üç saat savunması sürdü. Savunma ardından yapılan oylamada Güzel’in ilk fezlekeden yasama dokunulmazlığına dair kullanılan 365 oydan 313’ü kabul ve 52’si ret oldu. Diğerinde 379’dan 327 kabul ve 52 ret oyu kullanıldı. HDP alkışlarla Genel Kurul’u terk etti. Dokunulmazlığının kaldırılması ardından dosya Adalet Bakanlığı’n gönderilecek. Bakanlığın savcılığa gönderilmesi ardından yargı süreci başlayacak. 

28 yıl sonra canlandırıldı

Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılmasının denk geldiği tarih, 28 yıl sonra 2 Mart 1994’te DEP’e yapılan darbeyi yeniden canlandırdı. Demokrasi Partisi (DEP) milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması, Türkiye tarihine ilk siyasi darbe olarak geçti. Kürtçe yemin sonrası siyasetçilerin hedef haline getirilmesiyle başlayan süreç, tutuklamalara kadar vardı. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in, 22 Şubat 1994 tarihli DYP Grup toplantısında yaptığı, “Halkımız ‘yüce Meclis’in çatısı altında PKK barınmaktadır’ diye düşünüyor. Böyle bir düşünce halk ve bizim için rahatsızlık vericidir. Biz buna müsaade edemeyiz. Gereğini yapacağız” açıklaması ile dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’in, “Eşkiyayı Bekaa’da aramaya gerek yok. Maalesef bunların bir kısmı yüce Meclis’in çatısı altındadır” sözleri, darbeye giden süreci hızlandırdı. 

Doğan: Korkmuyorum

Dokunulmazlıkların kaldırılmasının görüşüldüğü Meclis Genel Kurulu’nda söz alan ve tarihe not düşen DEP Milletvekili Orhan Doğan, “Dokunulmazlığımın kaldırılmasından ve yargılanmaktan korkmuyorum. Çünkü ben rüşvet almadım; ben ihaleye fesat karıştırmadım; ben tüyü bitmemiş yetimin hakkını da yemedim; ben vergi kaçakçılığı da yapmadım; halka ihanet etmedim; devlet parasını beş yıldızlı otellerde birilerine peşkeş de çekmedim, hayali ihracatla köşe bucak da olmadım. Bunun için korkmuyorum” dedi.

‘Muhalefet’ de onayladı

Meclis Genel Kurulu’nda yapılan dokunulmazlık oylamasında, DYP, ANAP, MHP, BBP ve bazı CHP vekillerinin “Evet” oylarıyla 2 Mart 1994’te DEP’li vekillerin dokunulmazlıkları kaldırıldı. Orhan Doğan ve Hatip Dicle, Meclis’ten çıkmama kararı aldı. Polislerin Meclis’e girerek, Doğan ile Dicle’yi gözaltına aldığı fotoğraflar, dönemin simgesi haline geldi. 13 gün sonra tutuklanan DEP milletvekilleri, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’ne konuldu. Bu süreç, Anayasa Mahkemesi’nin 16 Haziran 1994 tarihli kararıyla DEP’in kapatılmasına kadar uzadı. 

14 bin kişi gözaltına alındı

Bu süreç dokunulmazlıkların kaldırılması, milletvekillerinin tutuklanması ve parti kapatmaya sınırlı kalmadı. İHD raporuna göre darbenin yapıldığı yıl, 14 bin 473 kişi gözaltına alındı, toplam 537 yıl hapis cezası verildi, 292 faili meçhul cinayet yaşandı, çatışmalarda 5 bin kişi yaşamını yitirdi ve bin 500 köy yakıldı, binlerce kişi göçe zorlandı.

Yıllar sonra itiraf etti

Dönemin İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, yıllar sonra Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu’na verdiği savunmada, “DEP’li milletvekilleri, dokunulmazlıkları kaldırıldıktan sonra 2 Mart 1994 tarihinde polis zoruyla Meclis’ten çıkartılmıştır. Bu olay, Kürt sorununda çözüm umutlarının tükenmesine yol açmıştır” dedi. 

DEP’liler, yapılan yargılama sonucu 15 yıl hapse mahkum edildi. Davanın taşındığı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine hükmetti. 2004’te gelindiğinde ise Yargıtay, mahkumiyet kararlarını bozdu. Siyasi darbeyle tutuklanan milletvekilleri Hatip Dicle, Leyla Zana, Orhan Doğan ve Selim Sadak, 10 yıl sonra tahliye edildi.

Siyasi soykırım operasyonları

 Kürt siyasetine yönelik darbelerin sistematikleşmiş hali ise AKP döneminde zirve yaptı. 2000’lerin başında kriz atmosferinde; Avrupa Birliği (AB) uyum yasaları ve Kürt sorununa dair vaatleriyle iktidara gelen AKP, demokratik Kürt siyasetine yönelik darbeyi ‘KCK operasyonları’ adı altında sürdürdü. Fethullah Gülen Grubu-AKP ortaklığıın 2009’da başlattığı KCK operasyonlarında, on binlerce kişi gözaltına alındı ve tutuklandı. Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP), Ekim 2011’de açıkladığı raporunda, KCK operasyonlarının ilk 30 ayında, çoğunluğu siyasetçi olan 7 bin 748 kişi gözaltına alındı, 3 bin 895 kişinin tutuklandı. 

4 Kasım’daki darbe

Erdoğan, 7 Haziran seçimlerinin sarstığı iktidarını sağlama alma gayesiyle bir kez daha çatışmalı sürece dönülmesine karar vererek, kanlı katliamlarla rejim değişikliğine giden süreci adım adım ördü. Savaş ve katliamlarla gidilen 1 Kasım 2015 seçimlerinde iktidarını sağlama aldı. Seçimlerin ardından dokunulmazlıkların kaldırılması sinyalini veren Erdoğan, 27 Mart 2016’da “Bölücü terör örgütü mensubunun taziye çadırı diye bir çadır olabilir mi veya böyle bir çadıra bir milletvekili gidebilir mi? Böyle saçmalık mı olur? Bütün bunlarla ilgili bu ülkede siyaset bariyer olmaktan çıkmalı ve oraya yargı elini koymalıdır” açıklamasıyla yargıya talimat verdi. 

‘Muhalfeti’ de hizaya soktu

AKP iktidarı, 12 Nisan 2016’da HDP milletvekillerinin dokunulmazlıkların kaldırılması teklifini hazırladı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 13 Nisan 2016’da “Anayasa’ya aykırı ama evet diyeceğiz” açıklaması yaptı. Meclis’te 20 Mayıs 2016’da yapılan oylamayla HDP Eşbaşkanları ve milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı. Bu siyasi darbe sürecini, 4 Kasım 2016 gecesi HDP Eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında olduğu 9 milletvekili gözaltına alınarak tutuklanması izledi. Daha sonra dokunulmazlıkları kaldırılan üç milletvekili daha gözaltına alınarak tutuklandı. Bu süreçte HDP binalarına baskınlar yapıldı, partinin en az 10 bin üye ve yöneticisi gözaltına alındı, tutuklandı. 

31 Mart seçimleri

İmralı tecridine karşı 8 Kasım 2018’de cezaevlerinde başlatılan ve 200 gün süren açlık grevi eylemlerinin yarattığı atmosfer, Öcalan’ın barış ve çözüme dair açıklamaları ile 31 Mart Yerel Seçimleri ve 23 Haziran İstanbul Seçimleri Türkiye’de siyasi sürecin de eşikleri oldu. AKP’nin iktidarını sarsan Kürtler bir kez daha kayyum, siyasi darbe, baskı ve gözaltılara karşı yerel seçimlerde stratejik bir hamleyle yerel yönetimlerde önemli bir başarı elde etti. Kayyum atanan belediyeleri kazanan, Türkiye kentlerinde iktidarın yönetimindeki belediyelerin muhalefetin yönetimine geçmesini sağlayan HDP’nin, iktidara en büyük darbesi İstanbul seçimleri oldu.

Seçimlerden kısa bir süre sonra 19 Ağustos 2019’da kayyum politikasını yeniden devreye koyan AKP-MHP iktidarı, Türkiye siyasetine kara bir sayfa daha ekledi. Bu süreçte daha önce verilen ve Yargıtay tarafından onan hapis cezalarının 4 Haziran 2020’de Meclis Genel Kurulu’nda okunmasıyla Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Amed Milletvekili Musa Farisoğulları ile CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun dokunulmazlıkları kaldırıldı. CHP ve HDP milletvekilleri tarafından “Meclis’te darbe var” sloganlarıyla hafızalarda yer edinen bu müdahale ise bitmedi. 4 Haziran 2020’de milletvekilliğinin düşürülmesine “Meclis’te darbe var” sloganlarıyla karşı çıkan CHP, bugün bir kez daha HDP’li Semra Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılmasında, 4 Kasım Darbesi’nde olduğu gibi “evet” oyu kullanarak, tarih karşısında iyi bir sınav veremedi. CHP, yıllardır taraflı ve bağımlı olarak eleştirdikleri yargıya işaret ederek, Güzel’in “adil yargılanması” temennisinde bulunmakla yetindi. 

Kürt sorununun çözümsüzlüğünde dayatılan “güvenlikçi” politikalara sığınan iktidar ve muhalefet, bir kez daha demokratik siyasette ısrar edenlerin dokunulmazlığının kaldırılmasında ortak oldu ve tarihe kara bir sayfa daha ekledi. 28 Şubat müdahalesinin yıl dönümünde yeni Türkiye inşasıyla yola çıkan muhalefet, Kürt sorununda çözümsüzlükten yana olduklarını bir kez HDP’li Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılmasında üstlendiği rolle gösterdi.

Sırrı Sakık

Sakık: Fark ortadan kalkıyor

 Dokunulmazlığının kaldırılmasına 1994’te “Kürt kökenli bir milletvekiliysen, ‘Kürt halkı var’ diyorsan, hakkında idam davası açılıyor... Demokraside böyle çifte standart olmaz” sözleriyle karşı çıkan ve bugün hala birçok siyasi darbeye tanıklık eden Kürt siyasetçi Sırrı Sakık, MA’dan Berivan Altan’a yaptığı açıklamada, yaşananlar için “Kürt sorununda bir değişim, dönüşüm yok. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana ezberler tekrarlanıyor” yorumu yaptı. Sorunların üstünün örtülmeye çalışıldığını söyleyen Sakık, “O gün dokunulmazlıklarımızı kaldıranlara ‘Bizim dokunulmazlıklarımızı kaldırıyorsunuz, biz gidiyoruz. Er geç döneceğiz ama siz olmayacaksınız’ demiştik. Biz geldiğimizde hiçbiri yoktu. Bugün de dokunulmazlıkları kaldıranlar yok olup gidecekler. Eminim ki bu yanlışa kısa bir süre sonra halkımız tarafından bir cevap da verilir” dedi.

Muhalefetin de tarihten dersler çıkarmadığını dile getiren Sakık, “Muhalefet bir yandan değişimden, dönüşümden söz ediyor, Türkiye’yi demokratikleştirmek adına yeni buluşmalar yapıyor. Yeni bir yüzyıl oluşturacaklarını söylüyor ama bunlara göre yeni oluşturulacak yüzyılda da Kürtlere hayat hakkı yok. Dün yaptıkları doğru ise bugün attıkları adımın olmaması gerekiyordu. Maalesef sorun Kürtler olunca AKP, MHP, CHP, İYİ Parti arasında bir fark yok” diye konuştu. Sakık, yüzyıllık cumhuriyet ve parlamenter demokraside Kürtlere acı dolu bir süreç yaşatıldığını anımsatarak, şunları ekledi: “Artık Kürtlerin buna tahammülü yoktur. İki kutba karşı Türkiye’de yok sayılanlar, ezilenler, ötekileştirilenler olarak büyük birlik oluşturmalıyız, değişimin dönüşümün rüzgarını bizler sağlamalıyız.” 

Çağlar Demirel 

Demirel: Zihniyetleri aynı

HDP Amed Milletvekili ve 4 Kasım Darbesi’nde tutuklanan Çağlar Demirel de iktidarların zihniyetinin değişmediğini söyledi. Güzel’in dokunulmazlığının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve 2 Mart Darbesi’nin yıl dönümüne denk getirilmesinin tesadüf olmadığını ifade eden Demirel, artık bu zihniyetin ortadan kalkması gerektiğini söyledi. Demokratik siyasete baskının, dokunulmazlıklarının kaldırılmasının Kürt halkının iradesine yönelik bir darbe olduğunu vurgulayan Demirel, şunları söyledi: “Bu darbeleri, siyasi soykırım operasyonlarını hiçbir zaman kabul etmedik. Bu politikalar bir çözüm getirmiyor. Tarih bunların hiçbirini affetmiyor, affetmeyecek. Militarist ve erkek egemen zihniyet değişmediği sürece bu Türkiye halklarına kaybettirir. Kürtlerden, Kürt kadınlarından herkesin elini çekmesi gerekiyor. Ne yazık ki bütün partiler mesele Kürt olunca birleşiyor. İktidar ve muhalefetin aynı zihniyette olduğunu bir kez daha gördük.”  ANKARA

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.