SONYA BAYIK / MA / AMED


Ana akım medyadan, “muhalif” veya “alternatif” olduğunu iddia eden medyaya kadar kadınlar, belirli toplumsal cinsiyet rolleri içerisinde haber konusu oluyor. Ana akım medyada kadınlar, “iyi bir anne”, “eş” veya “kardeş”, “sevgili” olarak temsil edilirken, toplumsal cinsiyet rollerini reddeden kadınlar ise “kötü”, “erkeği baştan çıkaran” olarak yer alıyor. Haberlerin çoğunluğu kadınlar ve bedenleri üzerinden üretilirken birçok haber sitesinde ise “kadın” kategorisinin olmaması dikkat çekiyor. Bununla birlikte kadınlarla ilgili haberlere ya gazetelerin üçüncü sayfasında yer veriliyor ya da bedeni cinsel obje olarak kullanılıyor. 

Bu haberlerde de kadının maruz bırakıldığı şiddet ve cinsel saldırı gerekçelendirilerek, haberde kullanılan eril dil ise meşrulaştırılıyor. 

Bunun yanı sıra kadın haberlerinin çoğunun erkekler tarafından yazıldığı Sabah, Milliyet, Hürriyet, Posta, Yeni Şafak, Akit gibi hükümete yakın basın organları ile muhalif medya iddiasındaki Cumhuriyet, Diken, Sözcü gibi gazeteler veya haber sitelerinde ise kadın siyasi ideoloji üzerinden “iyi kadın” veya “kötü kadın” olarak konumlandırılarak cinsiyet, nefret ve şiddet dili pekiştiriliyor. Bu anlayışla birlikte kadına yönelik toplumsal cinsiyet rolleri yeniden üretiliyor. 

 

Kadınlar magazinde, alışverişte özne

Kadın bedeni üzerinden cinsiyetçi ve eril dili meşrulaştıran medya, kadınlara erkeğin belirlediği alana göre ve toplumsal cinsiyet rollerine yer veriyor. Örneğin ekonomi, spor, politika ve finans ile ilgili konular daha çok erkeğin “uzmanlık” alanı gibi gösterilirken, kadın ise daha çok alışveriş, sağlık, magazin, ev ve yemek gibi konular söz konusu olduğunda haberin öznesi olabiliyor. Bu tür haberlerde kadının bedeni reklam öznesi olarak sömürülüyor. 

 

Programlara katılanlar hep erkek

Erkeğin belirlediği toplumsal cinsiyet rolleri içerisinde haberin öznesi olarak konumlandırılan kadın, herhangi bir siyasi analiz veya ülke gündemiyle ilgili görüşüne hiç başvurulmayan ya da belirlenen konular içerisinde değerlendirmelerine başvurulan bir birey olarak yer alıyor. Bu duruma ana akım medya tarafından yapılan açık oturum, tartışma programlarına çokça rastlanırken, programlara katılanların çoğunun erkek olması dikkat çekiyor. 

 

Kadın bedeni üzerinden cinsiyetçilik ve türcülük

Öte yandan kadınlar medyada yer alması için kendisine dayatılan beden ölçüleri içerisinde ya haber sunucusu ya da reklam öznesi olarak yer alıyor. Kadın daha çok müzik klipleri, araba reklamları, ev ve yemek, beyaz eşya, temizlik ürünleri, kozmetik reklamlarının yanı sıra özellikle son dönemlerde öne çıkan çikolata reklamlarında ve et reklamlarında “piliç” olarak betimleniyor. Böylece, kadın bedeni üzerinden şiddet, cinsiyetçilik ve türcülük meşrulaştırılıyor. Kadın, bu reklamlarda “iyi bir eş”, “anne”, “dayatılan beden ölçülerine sahip bir kadın” oluyor. 

 


Yayın politikasını belirleyen erkekler

 Kadınlar haber metinlerinde eril ve cinsiyetçi bir anlayışla konumlandırılırken gazetelerin, haber sitelerinin veya medya kuruluşlarının künye bölümünde, genel yayın müdürlüğü, editör, haber müdürü gibi bölümlerde ya hiç ya da kısmi olarak yer alıyor, medya genel yayın politikası hakkında söz söyleme hakkına ise sahip olamıyor. 

 

Kadın kategorisine yer verilmiyor

 Hem ana akım medya hem de kendisini muhalif veya alternatif bir medya olarak tanımlayan gazete veya medya kuruluşlarında teknoloji, sağlık, magazin, analiz gibi kategorileri yer alırken haberlerin öznesi olan kadına dair ise herhangi bir kategoriye yer verilmiyor. Kadın haberlerine birçok sitede sağlık, yaşam, magazin eklerinde, eğlence, reklam, güzellik gibi üçüncü sayfada yer veriliyor.  

 

‘İyi anne, iyi eş, iyi sevgili’

Kadın haberlerinin işleyişiyle ilgili incelediğimiz Milliyet, Sabah, Cumhuriyet, Yeni Şafak, Posta, Hürriyet, Diken, Sözcü, Duvar, T24 gibi gazete ve medya kuruluşları kadın söz konusu olduğunda ortak noktada birleşiyor. Bu yayın organları ideolojik olarak birbirinden ayrılsa da kullanılan dil, kadın kategorisi, şiddeti gerekçelendirme, kadın bedenini cinsel bir obje olarak teşhir etme, kullanılan fotoğraf, kadının kıyafeti veya söyleminin hedef haline getirilmesi dikkat çekiyor. Yine nefret ve şiddetin kadın bedeni üzerinden meşrulaştırılması, kadına “mağdur”, “savunmasız” olarak yer verilmesi ya da belirlenen toplumsal cinsiyet rolleri içerisinde kadını “iyi bir anne”, “eş”, “sevgili” gibi konumlandırma söz konusu oluyor. 

 

Erkek şiddeti değil kadın ifşa ediliyor

 Ana akım medya başta olmak üzere birkaç muhalif veya alternatif medya kuruluşu kadın haberlerinde cinsiyetçi, şiddet ve nefret dilini pekiştirirken, kadının maruz bırakıldığı saldırı, şiddet ifşa edilmesi yerine, kadın mağdur, korumasız, aciz gibi gösterilerek haberde kullanılan fotoğraflarla da destekleniyor. Ayrıca şiddet ve saldırı haberlerinde ifşa edilmesi gereken erkek iken hem ana akım medyada hem de muhalif ve alternatif olarak gören medyada kadın fotoğrafı veriliyor. Kadının maruz bırakıldığı şiddet ve saldırı ise “aile içi bir mesele” olarak toplumsal koşullardan, erkek egemen zihniyetten ayrı tutularak veriliyor. 

 


Kadına şiddet magazinleştiriliyor

Kadınların maruz bırakıldığı şiddet veya saldırı gazetelerin üçüncü sayfalarında magazin haberi gibi ele alınmasının yanı sıra, kadın maruz bırakıldığı cinsel saldırıyla ilgili ise haberi yazan erkek muhabir tarafından kadının açık kimliği, yöntemi gibi özel yaşam hakkını ihlal edecek ayrıntılara yer verilerek kadının aynı travmaya, şiddete ve cinsel saldırıya tekrar maruz bırakılmasına neden oluyor. Bu durum çocuklara yönelik istismar haberlerinde çokça rastlanıyor. 

 

İktidar-medya birbirini besliyor

Kadınların medyada maruz bırakıldıkları cinsiyetçi, nefret dilli söylemler toplumsal alanda, özellikle de siyasi erkten aldığı güçle medyada kendine meşru bir zemin buluyor. Son dönemlerde özellikle siyasi iktidarın, kimi muhalif kesimlerin ve kadını belli kalıplar içerisine almaya çalışan erkek egemen zihniyetin kadının bedenine, işine ve kıyafetine yönelik kullandığı tanımlar, nefret ve cinsiyetçilik pekiştirilerek buna yasal bir zemin hazırlanıyor. 

Erkek egemen zihniyet kadına annelik vasfı yükleyerek, kaç çocuk doğurması, hangi kıyafeti giymesi, nasıl kahkaha atması ve hangi işte çalışması gerektiği gibi kadının kendi yaşamına karar verme hakkına müdahale etmeyi meşrulaştıran söylemler ve kararlar alarak medya eliyle de bunu topluma dayatmaya çalışıyor.

 

Kadın gazetecilerin mücadelesi

Kadınlar haberlerde her türlü ayrımcı, cinsiyetçi dille haber öznesi olurken, kadın gazeteciler ise meslekleri ve kimliklerinden dolayı sahada da ayrımcılığa maruz bırakılıyor. Toplumsal alan içerisinde kolluk kuvvetlerinin baskısına maruz bırakılırken, gazeteciliği erkek mesleği olarak gören erkek egemen zihniyet ise medya alanında kadın gazetecilere yer vermiyor veya kendisinin belirlediği sınırlar içerisinde mesleği icra etmesini dayatıyor. 

Buna verilecek örneklerden biri de “kameramanlık” gibi tanımlarla sadece erkeğin kamera kullanabileceği dayatması. Bu kelimeye karşı ise kadın gazeteciler erkek kameracıların bu belirlediği sınıra karşı mücadele vererek hem kendi haberlerini hem de şiddete ve cinsel saldırıya maruz bırakılan kadının yaşadığı hak ihlalini kadın bakış açısıyla ele alıyor. 

Medyanın cinsiyetçi diline karşı en büyük mücadeleyi özgür basın veriyor. Kürt kadın gazeteciler, ana akım medyanın tersine medya kuruluşlarında genel yayın yönetmenliğinden, editörlük ve muhabirliğe kadar birçok alanda yer alarak kadın odaklı haberciliğin mücadelesini yazdıkları haberlerle veriyor. Ayrıca Kürdistan’da çalışan kadın gazetecilerin sahada maruz kaldıkları erkek şiddetini ve saldırılarını ifşa etmek için tüm kadın gazetecilerle dayanışmak amacıyla 3 Mayıs 2017 tarihinde Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu’nu kurarak, kadın gazeteciliğini güçlendirmek için önemli bir adım attı.