Atatürk Havalimanı'ndaki DAİŞ saldırısından sonra yine ortalık toz-duman. "Rüzgar eken fırtına biçer,“ diye bir söz vardır. AKP-MİT- Devlet yetkililerine bakarsanız onlar, DAİŞ'le mücadele ettiklerini ama "terörizme“ karşı mücadelenin çok zor olduğu konusunda boyuna nutuk atıyorlar.
Sanki; DAİŞ'e aylarca silah gönderilmedi. Bu çetenin yaralıları Türkiye'ye getirilip hastahanelerde tedavi edilmedi. MİT elemanları bunlarla hiç toplantı yapmadı. Avrupa'dan, Orta Asya'dan DAİŞ'e katılan canavarların hiçbirisi Türkiye üzerinden geçip Suriye'ye gitmedi. Davutoğlu ve Erdoğan'ın Suriye'de Sünni bir kanal açmak için her türlü çabayı harcamadılar.
Bunların hepsi AKP'yi ve Erdoğan'ı yıpratmak için "vatan hainlerinin“ ortaya attığı yalanlar. AKP, DAİŞ'e en küçük bir destek vermedi. Tersine başından beri bu çeteye karşı mücadele etti. Öyle mi?
İyi de artık bilgi çağında yaşıyoruz. "Google amcaya“ bir şey sorduğunuzda hemen arşive girip yanıtını veriyor. Ben de öyle yaptım. "Dedikodulara“ inanmadığım için arşiv karıştırdım bakalım "Hafıza-i beşer“ yanılsa da, yanılmayan arşiv bilgileri nasıl?
10-Haziran-2014 tarihindeki Musul Konsolosluğunun işgaline kadar AKP'nin ağzından hiç DAİŞ duyulmadı.
Musul Türk Konsolosluğunun işgal edileceği gün gibi ortada iken, konsolosluk çalışanlarının kurtarılması için MİT en küçük bir çaba harcamadı. Ve sonunda olan oldu, 49 TC vatandaşı Konsoloslukta rehin alındı. 49 rehine üç ay kadar DAİŞ'in elinde rehin olarak tutuldu. Ve devletin bugüne kadar açıklanmayan pazarlıkları sonucu bu rehineler Türkiye'ye teslim edildi. İlginçtir; Musul başkonsolosu CHP'den milletvekili seçildi ama devletin "yüksek çıkarları“ gereği bu şahıs da olup bitenler hakkında en küçük bir açıklamada bulunmadı.
Bu üç aylık süre içinde DAİŞ'e karşı Türkiye değil mücadele etmek, en küçük bir laf bile etmedi. Gerekçeleri aman rehinelere zarar vermeyelimdi.
Şimdi biraz geriye gidelim. Sene yine 2014. İstanbul Ömerli Barajı yakınlarındaki kırlık alanda toplu bayram namazı kılınıyor. Namaz için çağrı yapan kim? Açıkça DAİŞ için propoganda yapan Tevhit haber ajansı ve aynı isimli dergi. Namazdan sonra bir konuşma yapılıyor ve deniliyor ki:
"Allahım cihat eden ve sabreden mücahitlere yardım et, onları zafere ulaştır. Onları koru ve ATIŞLARINI İSABET ETTİR.“
Aynı yıl 23-06-2014 tarihinde koskoca bir DAİŞ bayrağının arkasında, İstanbul Fatih'te stand açan "müminler“ hiç gizleme gereği duymadan DAİŞ için para topluyor. Hatta militan kayıtları yapılıyor.
30-10-2014 tarihinde bazı internet sitelerinde resimler ve bir video yayınlanıyor. Resimlerde ve videoda Suriye sınırındaki Türk askerleriyle DAİŞ çete elemanlarının sohbet ettikleri çok net gözüküyor. Çok net olan resimler ve video görüntülerine rağmen bu sohbet Genelkurmay tarafından inkar ediliyor.
Tarih 5 Haziran 2015. HDP'nin Diyarbakır mitinginde DAİŞ bomba patlatıyor, 5 kişi hayatını kaybediyor, yüze yakın yaralı.
Bu katliamın daha kanı kurumadan, 18 Haziran 2015 tarihinde yine Elmalı barajı kırsalında bin kişinin katılımıyla bayram namazı kılınıyor. Bayram namazından sonra bir konuşma yapılıyor. Konuşmayı yapan DAİŞ'in Türkiye'deki başı olan bir kaç kez içeri girip çıkan Ebu Hanzala lakaplı Halis Bayuncuk. Yine benzer dualar ediliyor.
Ama bu kez halis Boyuncuk:
"Bizim omzumuza basıp yükseldiniz,“ diye AKP'yi tehdit ediyor. Bu namaz ne zaman kılınıyor? Cumartesi günü. Ve bu namazda açık açık DAİŞ propogandası yapılmasına rağmen kimse tutuklanmıyor, koğuşturulmuyor.
İki gün sonra 20.07. 2015 tarihinde Suruç Katliamı oluyor. Sırt çantalarında çiçekler, kitaplar, boya kalemleri olan, Kobanê'deki çocuklara kütüphane ve yurt açmak için yola çıkmış olan gencecik devrimcilerden 32’si katlediliyor, 103 genç yaralı.
10-Ekim-2015 Ankara'da barış için mitinge gitmeye hazırlanan insanların arasına giren bir DAİŞ üyesi çete bomba patlatıyor. 102 kişi katlediliyor, yüzlerce yaralı.
Uzatmamak için diğer DAİŞ bombalarını yazmıyorum.
Atatürk Havalimanındaki katliamın ardından DAİŞ'in Türkiye'nin birçok kentinde "Piknik“ yaparak adam topladığı ortaya çıkıyor. Bugüne kadar bu toplu namazları, piknikleri anlaşılan binlerce Kürt siyasetçisini takip eden, tutuklayan MİT ve Emniyet'in DAİŞ'çileri "izlemeye“ vakti olmamış.
İlginç olan 10 Ekim 2015'te Ankara Katliamından birkaç gün sonra o zamanlar Başbakan olan Davutoğlu'nun bir konuşması. Çoğunuz söylediklerini anımsayacaksınız. Ne Diyordu Davutoğlu: "IŞID'a katılanlar arasında Türkler, Araplar, Kürtler vardır. Oradaki yapı, daha önceki hoşnutsuzluklar, öfkeler büyük bir cephede geniş bir reaksiyon doğurdu.“
Davutoğlu konuşmasının devamında, "örgütün varlığının nedeni, Irak'ta ve Suriye'de dışlanan Sünni Araplardır...“ demektedir.
Uzun lafın kısası, Erdoğan ve Başbakanı DAİŞ' canavarının haksızlıklara karşı bir tepki olarak doğduğunu söylemektedirler. Eee... Sünni müslümanlar üzerindeki her türlü baskıya, "dünyanın neresinde olursa olsun“ karşı çıkmaya soyunan AKP'nin DAİŞ'i desteklemesinin de "felsefi“ olarak ters bir yanı yoktur.
Ama Rusya'nın, ABD'nin, AB'nin devreye girmesiyle birlikte Suriye'de dengeler hızla değişti. DAİŞ canavarıyla fiili olarak çarpışan ve onu gerileten gerçek gücün PYD ve PKK olduğunu artık tüm dünya biliyor.
Erdoğan her ağzını açışta PYD ile DAİŞ'i aynı kefeye koysa da, artık onu kimse dinlemiyor.
DAİŞ'e karşı hiçbir şey yapmayan AKP ve Türkiye Cumhuriyeti bütün gücüyle Kürt Özgürlük Hareketine ve onu destekleyen halka saldırıyor. Yine de bu rezil çeteye yaranamıyor. "Besle kargayı oysun gözünü...“
Ordunun, MİT'in, Emniyet'in görmemezlikten geldiği Türkiye sınırları içindeki yüzlerce DAİŞ hücresi ve canlı bomba sıranın kendilerine gelmesini bekliyor.
Eğer benim abarttığımı düşünüyorsanız. 29 Haziran 2016 tarihinde CHP milletvekili Eren Erdem'in TBMM'de yaptığı konuşmanın metnini ve videosunu Cumhuriyet gazetesinden izleyebilirsiniz.
Fazla bir umudum yok ama DAİŞ belasından kurtulmak için tek çare Türkiye içinde, Suriye ve Irak’ta Kürt Özgürlük Hareketi’yle PKK ve PYD ile birlikte mücadele etmektir.
Türkiye'de bunca Kürt kenti yakılıp yıkıldıktan, çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek, hamile kadınların bile yakılarak katledilmesinden sonra bu umudu beslemek hayalperestliktir, diye düşünebilirsiniz. Yine de bu hayali kurmak zorundayız.
* İnsan hafızası unutmakla ünlüdür!