
Av. Rezan Sarıca, müvekkilleri Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşmelerinin sudan bahanelerle 11 ayı aşkın süredir engellendiğini belirterek, "Kimse bizden gerekçelerin doğru olduğuna inanmamızı beklemesin" dedi.
Kürt Halk Önderi Öcalan 27 Temmuz'dan bu yana yani 338 gündür avukatlarıyla görüştürülmüyor. Avukatların haftalık olağan görüşme için Bursa Cumhuriyet Savcılığı'na yaptıkları başvuruya bir süredir verilen "Gemi onarımdan döndü, ancak evrakları eksik olduğu için faaliyet yapamıyor" cevabı, önceki gün değişti ve yine geminin bozuk olduğu iddia edildi. Öcalan'ın avukatlarından Rezan Sarıca, gerekçelerin "gerçekdışı" olduğunu belirterek, 11 aydır tek bir görüşmenin gerçekleşmemesinin de bunun kanıtı olduğunu söyledi. İddia edilen gerekçelerin hayatın doğal akışına uygun olmadığını belirten Sarıca, "Kimse bizden bu gerekçenin doğru olduğuna inanmamızı beklemesin. Devlet, tüm dünya ve Türkiye kamuoyuna haftada iki defa yalan söylemektedir. En azından beyanatlarından bu belli olmaktadır" diye konuştu. Müvekkillerine karşı tecridin çok kapsamlı ve ağırlaştırılmış olduğunu belirten Av. Sarıca, bir devletin "gemiyi onaramayacak kadar aciz olmasının" şaşırtıcı olduğunu ifade etti.
Evrak bekleyen gemi bozuldu
Bugüne kadar müvekkilleriyle görüşme konusunda her zaman bir umutlarının olduğunu belirten Sarıca, "Yaptığımız başvurular sudan gerekçelerle engelleniyor. Gemi bozuk, hava muhalefeti var, belgeler eksik... gibi bütün bahanelere rağmen umudumuz vardı. Ama en son tekrar 'gemi bozuk' cevabı ile umudumuz tükendi" dedi. Ciddi hak ihlallerinin, yaşam hakkı ihlalinin olduğuna vurgu yapan Av. Sarıca, "Gemi devlete çalışıyor ama bize çalışmıyor" diyerek, söylenen tüm gerekçelerin "hikaye, gerçekdışı" olduğunu kaydetti.
İmralı'da tüm dünyanın gözü önünde yerel ve uluslararası hukuk hiçe sayılarak özel bir rejim uygulandığını belirten Av. Sarıca, "İmralı tecrit sistemi ne yerel ne evrensel hukukun nüfuz ettiği bir yerdir. Dünyanın gözü önünde apaçık uygulanan özel bir rejim söz konusudur" dedi.
Öcalan müdahil olmalı
Asrın Hukuk Bürosu'ndan 36 meslektaşının sırf Kürt Halk Önderi Abdullah'ın avukatlığını yaptığı için tutuklandığına işaret eden Av. Sarıca, şöyle konuştu: "Buradaki temel hedef Sayın Öcalan'dır. Avukatların yargılandığı dosya da muazzam kabarık. Yaklaşık 100 bin sayfalık dosya var. Bu dosyanın yüzde 90'ı hukuka aykırı delillerden oluşuyor. Tamamen müvekkil avukat görüşmeleri alınmış. Ki bu görüşmelerin yerel ve evrensel hukuk çerçevesinde kayda alınması hukuka aykırıdır. Her şey Sayın Öcalan üzerine kurgulanmış. Ama hiçbir şekilde ne sanık, ne tanık ne de müdahil olarak kendisi yok. Bu durumda olması gereken en azından kendisinin tanık olarak dinlenmesidir."
Bu taleplerinin savcılığa ilettiklerini belirten Av. Sarıca, henüz bir yanıt almadıklarını da aktardı.
Savcı da özel rejime ortak
Müvekkillerinin davaya dahil edilmemesinin bile bir bütünen tecrit altında olduğunun ifadesi olduğunun altını çizen Sarıca, "Açık olarak Sayın Öcalan'a 'dünyayla bütün iletişimini istediğimiz gibi keseriz' demek istiyorlar. Evrensel hukukun burada hiç bir etkisi yok. 'Ben keyfi uygulamamı özel rejimimi senin üzerinde çok rahat bir şekilde uygulayabilirim'" mesajı verildiğini ifade etti. Savcının görevini yerine getirmediğini kaydeden Av. Sarıca, "Eğer görevini yerine getirmiyorsa demek ki; tecritten haberdar. Demek ki hukuk dışı olduğunu biliyor. Açıkçası herkes Sayın Öcalan'ın tecrit altında olduğunu biliyor. Ve bunu özel bir rejim olarak uyguluyor" dedi.
Netice bu mu Başbakan?
Türk Başbakan Recep T. Erdoğan'ın "Neticesi belli olan konularda talepte bulunulmasın" sözüne de atıfta bulunan Av. Sarıca, "Şimdi şunu sormak gerekiyor. Nedir bu netice? 11 aydır Sayın Öcalan'ın ailesiyle ve avukatlarıyla görüştürülmüyor olması mı? Bu mu netice? Hangi çağda yaşıyoruz. Bu da açıkça Sayın Öcalan'ın özel bir rejim altında olduğunu gösteriyor" diye konuştu. Başbakan'ın "hukuk devleti çerçevesinde bunları yapıyoruz" iddiasına ise Sarıca, "Bu olsa olsa devlet hukuku olur" yanıtını verdi.
Uluslararası dayanışma var
Avrupa İşkenceyi İzleme Komitesi'nin (CPT) Türkiye cezaevlerindeki hak ihlallerine ilişkin harekete geçtiğini anımsatan Av. Sarıca, aynı duyarlılığın İmralı Cezaevi için de gösterilmesini istedi. Sarıca, CPT'den bir heyetin İmralı'ya gitmesi yönündeki girişimlerini sürdürdükklerini sözlerine ekledi. Öcalan'ın 99'da uluslararası bir komployla esir alındığını hatırlatan Av. Sarıca, "Danışıklı şekilde bir komplo ile tutuklanıyor müvekkilimiz. Bugüne kadar yaşanılan tecritler de tamamen bu uluslararası çıkarların sonucudur. Dünya kamuoyunun sessiz kalması, danışıklı dövüş halinin 11 aydır devam ettiğini apaçık gösteriyor" diye konuştu.
NAGİHAN AKARSEL / DİHA/İSTANBUL
Oturma eylemine davet
Avusturya'nın Innsbruck kentinde faaliyetlerini sürdüren Mala Gelê Kurd Derneği, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi protesto etmek amacıyla bir oturma eylemi düzenliyor.
29 Haziran'da Landesmuseum Innsbruck adresinde saat 14:00'te başlayacak oturma eylemi 30 Haziran saat 17:00'de sona erecek. Dernek tarafından yapılan açıklamada, şunlar belirtildi: "Ağırlaştırılmış tecride tabii tutulan Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan'ın özgürlüğü talebiyle iki günlük oturma eylemi düzenliyoruz. Kürt halkını yok sayan, dilini kimliğini yasaklayan, Kürt köylerine savaş uçakları ile saldıran, Kürt siyasetçisini siyasi soykırım operasyonları ile cezaevine atan, yaşları 13- 18 yaşları arasında değişen çocuklara tecavüz eden bu sistemden hesap sormak için iki günlük bir dayanışma eylemi başlatıyoruz. Bütün dostlarımızı bu eylemde görmek istiyoruz."