Antik Grekli gibi yaşayıp Romalı gibi ölmek deyimi var mı bilmiyorum ama yoksa da ben uyduruyorum. Yani Antigone gibi yaşamak ve Brutus gibi ölmek. Yanı başımızda ve üzerine çulumuzu attığımız bu kültürden ne zaman bu kadar uzaklaştık bilmiyorum? Ya da uzaklaştığımız için mi sarkaç gibi nerede duracağını bilmeyen bir cemaatin hırslarına esir olduk? Antigone gibi yaşamayan, Brutus gibi ölmesini bilmeyen bu toprakların insanı kendi hafızasına ne zaman ihanet etmeyen başladı?
Bugün sizlere Antigone ve Brutus’un hikayesini anlatacağım. Her iki hikayede son yaşadığımız olaylarla o kadar çok örtüşüyor ki. Antigone, işlediği suç yüzünden kendi gözlerini kör eden Oidipus’un kızı. Brutus ise Roma’yı Sezar’dan daha çok seven ve kimi rivayetlere göre oğlu veya evlatlığı olan baba katili bir asi.
Birinci hikaye şöyle; Antigone’nin iki erkek kardeşi vardır. İktidar mücadelesi içine giren bu iki erkek kardeşten biri ölünce diğeri onu hain ilan eder ve cesedinin gömülmemesini emreder ve onu gömenin de aynı yazgıya maruz kalacağını söyler. Antigone bu durumda ne yapmalıdır? Aslında o kararını çoktan vermiştir. Ölümü göze alarak hain olarak ilan edilen kardeşini kurda kuşa yem etmez ve toprağa gömer. Ama bu suçun kefareti bellidir ve Antigone zindana atılır.
Gelelim ikinci hikayeye yani Brutus’un hikayesine; Brutus, Sezar’ın ölümünde rol aldığı için bundan sonra Roma’da kalamayacağına karar verir. Çünkü Roma’da kaldığında Sezar tiran ilan edilecek ve onun eylemi de boşa çıkacak, katil ilan edilecektir. Brutus daha sonra bu öngörüsünde haklı çıkar ve Roma’yı terk ettikten sonra senato tarafından katil ilan edilir.
Roma Senatosunun bu kararından sonra Brutus 17 bin lejyonuyla Roma’nın üzerine yürür. Ama bu savaşta yenilir ve yanında sağ kalan lejyonlarıyla dağa saklanır. Onu takip edenler tarafından yakalanacağını anlayınca yaverine kılıcı sıkı tut der ve yüzüstü kılıcın üstüne kendini atarak intihar eder. Brutus yakalanıp esir düşeceğine ölümü tercih eder.
Nasıl ki Brutus’un son eylemi intiharsa, Antigone’nin de son eylemi intihar olacaktır. Her ikisi de yüce bir değer için başka bir değere karşı çıkmıştır. Kefareti kendi bedenleri ile ödemişlerdir. Onun için Grekli Antigone gibi yaşayıp Romalı Brutus gibi ölmek deyimini çok sevdim.
Ne yazık ki ülkemizde 15 Temmuz darbe sonrası İstanbul Pendik’te darbeye karışanlar için açılan “Hainler Mezarlığı” Antigone ve Brutus miti düşünüldüğünde bu toprakların hafızası için bir utançtır. Grek’in ve Roma’nın asırlar önce konuşup tartıştığı ve uzlaştığı etik ve ahlaki problemleri bilmemektir. Ölen her kim olursa olsun ve her ne sebeple olursa olsun kendi inanış ve değerlilik anlayışına göre uygun bir cenaze merasimi ve bir avuç toprağı her koşul ve durumda hak eder çünkü.
Bugün yapılan bu uygulama karşısında sesini kısan herkesi kınıyorum. Onlara Antigone ve Brutus’un hikayelerini okumalarını öneriyorum. Dilerim bir gün herkes bu toprakların hafızasından çıkan Antigone gibi yaşamayı ve Brutus gibi ölmeyi öğrenir. İşte o zaman bu toprakların insanların eski yerleşikleri gibi cemaat olmaktan vazgeçer ve cemiyet olup üst değerler için mücadele eder ve ölmeyi öğrenir.