Baskıya ve/veya hükmedene karşı direnme, meydan okuma bağlamında değerlendirildiğinde sistem karşıtı hareketlerin, karşılaştığı şiddetin büyüklüğüne rağmen dönüştürme gücünü yitirmediği, egemen bakışın aksine yeni mevziler kazanabildiği ileri sürülebilir. (1) Zaman kavramını kuantum fiziğiyle düşündüğümüzde ise sistem karşıtı bu hareketler ile bağ kurabildiğimizi ve farklı dönemlerin devrimci duruşları ile etkileşim halinde olduğumuzu söyleyebiliriz.
AKP hükümetinin Kemalist mirastan devraldığı ve çeşitli uyarlamalarla devam ettirdiği politikalar sonucunda ötekileştirilen, bilgi üretim sürecinden dışlanan, bu doğrultuda fiziksel ve epistemik şiddetin de hedefi haline gelen kesimler, Halkların Demokratik Partisi'nde (HDP) bir mücadele alanı buldular. Aday profilinin çeşitliliğine bakıldığında ve bir başka şiddet biçimi olan %10 seçim barajının aşılması halinde mevcut iktidarın ciddi güç kaybı yaşayacağı düşünüldüğünde bu mücadele alanının kıymeti daha net ortaya çıkmaktadır. (2) Nitekim bu olası güç kaybı bir yandan iktidarı artan baskıcı eğilimlerini frenlemeye zorlayacak, diğer yandan da muhalif düşünüş ve pratiklere yeni manevra alanları açacaktır.
Dayatılan, norm haline getirilmiş genel siyaset eğiliminin (tıpkı eğitim sisteminde olduğu şekilde) duygu, sezgi gibi gündelik yaşamda canlıya içkin temel olguları yok sayması, siyasal partilerin de kendilerini mekanik-maddi programlar üzerinde temellendirmesine sebebiyet vermektedir. Sistemin devamlılığı noktasında "işe yarar" yurttaşın yeniden üretilmesi de bu temele tekabül etmektedir. Benzer süreçlerin beraberinde "apolitik" gençlerin yetişmesi, kimi grupların onaylayarak hoşnut bir şekilde baş salladıkları, kimi grupların da kınadıkları bir durum olarak karşımıza çıkmakta ancak kimse bu konunun sorumluluğunu almak istememektedir. Hesaba katılmayan ise bu apolitikleştirme sürecinin kendisinin bir egemen şiddeti olduğu ve yeri geldiğinde tıpkı diğer egemen şiddetler gibi bunun da bir direniş pratiği ile karşılaşabileceğidir. Bu noktada gençlerin siyasal tutumu bir bölgenin siyasetine dair ipucu vermekten öte belirleyici olmaktadır. HDP'nin bildirgesinde yer alan "Gençler Yeni Yaşam İçin Söz Alıyor" (3) bölümüne bakıldığında, gençlerin kendi gerçekliklerinin ve hakikat arayış haklarının güvence altında olmasına dair ilkeler görülmektedir. Bu, geçmiş mücadelelerin de birikimiyle gençleri birer özne olarak algılamanın bir ürünü olarak yorumlanabilir.
HDP için "Bir genç partisidir" demek yerinde olacaktır. Yalnız burada kastettiğim, sınırları modern düşünüş ile çizilen, belirli bir yaş aralığının ve bugünün zamansallığının tanımladığı "genç" değildir. HDP, gençliğini mücadeleleri hantallaştırmadan günümüze taşıyarak birleştirebilmesinden almaktadır. Örneklemi 7 Haziran milletvekili seçimleri üzerinden kuracak olursak Ankara adayı Mahmut Memduh Uyan, HDP'ye Devrimci Yol saflarında mücadele ettiği, gerilla komutanlığını yaptığı dönemdeki gençliğini taşımaktadır. 28 Şubat'a genç mücadelesi ile direnen İstanbul adayı Hüda Kaya ile Alevi mücadelesinin dinamikliğini yansıtan bir diğer İstanbul adayı Ali Kenanoğlu HDP'de buluşmaktadır. Amed adayı Ziya Pir, Kemal Pir'in onurlu genç enternasyonalist duruşunu aktarmaktadır. Ağrı adayı Leyla Zana, 1991'de meclis kürsüsünde genç bir kadın olarak "erkek sistem" karşısında "Ez vê sondê li ser navê gelê kurd û tirk dixwim" (4) diyebilme cesaretini taşımaktadır HDP'ye. Bu farklı zamansallıkların ve mücadele geleneklerinin bir aradalığı, Denizlerin, Mahirlerin, İboların mücadelelerini de "güzel çocukların romantize edilmiş sevgi dolu kahramanlık öyküleri" olmaktan kurtarmakta ve aktif bir karşı duruşun içinde anlamlandırmamıza yardımcı olmaktadır. Yazının başında kuantuma atıfla etkileşim halinde olduğumuzu iddia ettiğim farklı zamanların devrimci duruşları da aslında bizimle bu kadar yakın bir temas halindeler.
"Hükümdarlar sadece geçmişi değil aynı zamanda geleceği de gasp ederler(...)" der Jan Assmann. (5) Dolayısıyla beklentimiz geçmişten taşınan genç mücadelenin geleceği kurtarması/kurması olmalıdır. Rojava mücadelesi, Kobanê ilhamı ile Gezi direnişinin dirsek teması üzerinden Türkiye'de siyasal alanın şekillenmesi, Türkiye ve Kürdistan halkları açısından yeni bir soluk anlamına gelmektedir. Nitekim şu anki iktidarın "kaba" dili/söylemi, yaşamın her alanında bir kuşatma olarak kendini var etmektedir. (6)
HDP'nin söylem ve pratiklerinden gençlere dayatmacı bir değişimden ziyade gençler ile birlikte dönüşüme talip olduğu anlaşılmaktadır. Farklı zamanların, farklı mücadelelerin gençlerinin buluştuğu bir alana kendi direngenliğimizden katmak, mücadeleyi büyütecektir. İleride bugünün gençleri de başka mücadelelere taşıyacaktır gençliklerini. Barajı yıkmaya omuz veren gençler, yeni yaşamı inşa edecek olanlardır şüphesiz.
(1) Arrighi, Hopkins, Wallerstein, Sistem Karşıtı Hareketler, Metis Yayınları, İstanbul, 1995.
(2) Konuyla ilgili detaylı bir analiz için bkz. Ahmet Hamdi Akkaya, " HDP, Seçim Barajı ve Aday Profilleri", Zan Enstitüsü, http://zanenstitu.org/hdp-secim-baraji-ve-aday-profilleri-ahmet-hamdi-akkaya/.
(3) "Gençler Yeni Yaşam İçin Söz Alıyor", http://www.hdp.org.tr/guncel/haberler/gencler-yeni-yasam-icin-soz-aliyor/6082.
(4) "Bu yemini Kürt ve Türk halklarının kardeşliği adına ediyorum".
(5) Jan Assmann, Kültürel Bellek - Eski Yüksek Kültürlerde Yazı, Hatırlama ve Politik Kimlik, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2001.
(6) Bunu şehir üzerinden okumak açıklayıcı olacaktır.(Ör. Taksim projesi, Ak-Saray, TOKİ ve yanı sıra güvenlikleştirme saikleri ile Kürdistan'da inşa edilen karakol/kalekollar ve barajlar).