MEHMET ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG


“Öcalan Kütüphanesi-Öcalan ve Tüm Politik Tutsaklara Özgürlük” Otobüsü’nün yeni adresi Hamburg’tu. Hamburg’a 30 km uzaklıkta bulunan Hollenstadt kasabasında bir benzinlikte Kürdistanlılar tarafından coşkuyla karşılanan otobüs daha sonra konvoy halinde Hamburg’a doğru yola çıktı. Bir gün öncesinde çıkan fırtınadan dolayı tren seferlerinin aksaması sonucu yaşanan yoğun trafik nedeniyle Hamburg’a saat 19.00 civarında varan otobüs panelin yapılacağı Hamburg Üniversitesi yakınlarında Kürt gençleri tarafından güllerle, panelin yapılacağı Hamburg Üniversitesi’nde ise zılgıt ve sloganlarla karşılandı.

Moderatörlüğünü Sol Parti Hamburg Milletvekili Cansu Özdemir’in yaptığı panelin konuşmacıları Avrupa Kürdistanlılar Demokratik Toplum Kongresi (KCDK-E) Eşbaşkanı Fatoş Göksungur, dünyaca tanınmış Siyaset Bilimci Prof. Dr. Norman Paech ve HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız’dı.


‘Paradigmanın herkese ulaştırılması gerekiyor’

Fatoş Göksungur panele katılanları selamlayarak başladığı konuşmasında şunları söyledi: “Bizler hakikatın izinde yürüyoruz. Önder Öcalan paradigmanın da öncüsüdür. Rojava’da gerçekleşen insanlık devriminde insanlar bügün kardeşçe yaşıyorsa bu hakikatin sayesindedir. Bizler de şehir şehir gezerek önderliğimizin paradigmasını dostlarımıza ve halklara anlatıyoruz. Paradigmamız insanlığın kurtuluşu ve refahı için yeni bir umut reçetesidir. Bunun herkese ulaştırılması gerekiyor. 415 gündür kendisinden hiçbir şekilde haber alınamayan önderliğimizin içinde bulunduğu tecrit koşullarına dikkat çekiyoruz. Haber alınamamasından hepimiz ama en başta da CPT sorumludur. Bildiğiniz gibi Belçika’da ırkçıların saldırısına maruz kaldık. Irkçılık tüm insanlığın başına bela olmuş bir kötülüktür. Herkesin bu kötülükle mücadele etmesi gerekmekiyor.”


Paech: Özgürlüğü için mücadele edeceğiz

Siyaset Bilimci Prof. Dr. Norman Paech de Kürt sorunu karşısında Avrupa devletlerinin her zaman iki yüzlü siyaset yürüttüğünü belirterek başladığı konuşmasına şöyle devam etti: “Sayın Öcalan 18 yıldır insanlık dışı koşullarda bir tecrit  yaşıyor. Bu, insan hakları ve hukuk için bir skandaldır. Ama bu tecrit, Avrupa basınında görmezlikten geliniyor. Bununla ilgili tek bir haber dahi bulamazsınız! Öcalan’ın eserlerini ve felsefesini taşıyan bu otobüs turu çok önemli. PKK siyasi gerekçelerle yasaklandı. Ulusal kurtuluşçu ve anti-faşist yönü sürekli görmezden gelindi. Bu yasağın bir gerekçesi olamaz. Bu yasakla Kürt halkının özgürlük değerleri ayaklar altına alınmıştır. Öcalan sadece yazmıyor. O aynı zamanda çok derinlikli de tahlil ve analiz yapıyor. Kürtler ayırımcılık değil özgür ve eşit bir şekilde yaşamak istiyor. Buna rağmen bugün burada da siyasi düşüncelerinden dolayı takibatlara uğruyor, siyaset yapma hakları ellerinden alınıyor. Politikacılar ve basın bu zulme ve iki yüzlü politikaya ses çıkarmasa da biz aydınlar her zaman Öcalan’ın özgürlüğü için mücadele edeceğiz.” 


‘Tüm bu güzellikler O’nun eseri’

Panelin son konuşmacısı Faysal Sarıyıldız ise konuşmasına Kobanê direnişine değinerek başladı. Kobanê’nin insanlığın son miladı olduğunu söyledi, tüm şehitleri saygı ile anarak konuşmasını sürdürdü: “Halk olarak uzun erimli bir süreçten geçiyoruz. Rojava’da Önderliğin paradigması ışığında yeni bir devrimin nüveleri atılıyor. İnançlar, diller, azınlıklar kardeşçe ve komünal bir yaşam ile gelecek güzel günlerin tohumlarını atıyor. Katliam ve inkara karşı yeni bir yaşam filizleniyor Rojava’da. Kan ve emekle yaratılan bu yaşamın tekrardan karanlığa gömülmesi için Önderliğimizin üzerinde tecrit ve izolasyon politikaları hayatta geçiriliyor. Çünkü tüm bu güzellikler O’nun eseridir.”

Yaklaşık iki saat süren panele çok sayıda Kürdistanlının yanı sıra Türkiyeli ve Almanlar da katıldı. ‘Öcalan Kütüphanesi’ Otobüsü daha sonra Hamburg Limanı’ndan kitlesel bir şekilde “Bijî Serok Apo” ve “Yaşasın Enternasyonal dayanışma” sloganlarıyla Danimarka’nın başkenti Kopenhag’a uğurlandı.


‘Önderliğimiz için ne yapsak az!’


Panel sonrası Kürdistanlılar, Kürt Halk Önder Abdullah Öcalan’ın içerisinde bulunduğu tecrit ve izolasyona dönük duygu ve düşüncelerini gazetemize anlattı:  


Metin Topçu: Önderlik için yapılan eylemleri yetersiz bulduğumu belirtmek istiyorum. Önderliğimizin durumuna ilişkin Avrupa Parlamentosu’ndan yada CPT’den bir beklentimiz olmamalıdır. 



Öndelik üzerinde yürütülen insanlık dışı koşularda sözkonusu kurumlar da en az Türk devleti kadar sorumludur. Daha radikal ve farklı eylemler yapmalıyız.


Selahattin Irmak (Harburg Alan Meclisi Eşbaşkanı): Kamuoyuna yönelik eylemlerin yapılması gerekirken daha çok içe dönük eylemler yapıyoruz. Bence bu tür eylemlerin daha çok Avrupa insanına hitap etmesi gerekir. Eylemlerimizin yeterli yankısı olmuyor. 



Diplomasi ağırlıklı çalışmaların yapılması gerekir. Ayrıca Alman polisinin flama ve bayraklara olan tahammülsüzlüğünü de kınıyorum. Bu bizim irademizi kırmaya yönelik bir girişimdir.


Abuzer Bilenler: Bu halk Önder Apo ile tarih sahnesinde kendi gerçeğini buldu. Önder Apo’ya yönelik en küçük bir yönelim hepimize yapılmıştır. 



Türk devleti böylesi spekülatif haberleri yayarak sabrımızı ve bağlılığımızı sınamak istiyor. Önderliğimiz için ne yapsak azdır. Ama vicdanı örselenmiş ve kendi hakikatından uzak insanlar hala bunu anlamaktan uzaklar maalesef. Her zamankinden daha fazla önderliğimizi sahiplenmemiz gerekiyor.

İsmail Kaya: Bir Kürt genci olarak Önderliğimizin üzerinde uygulanan bu insanlık dışı tecridi kınıyorum. Önder Apo’suz bir yaşamı düşünmek bile istemiyoruz. 



Avrupalılar bugün evlerinde rahat bir şekilde uyuyorlarsa bunu Kürt halkının savaşçılarına borçludurlar. İnsanlığın başına bela olmuş DAİŞ vahşilerini ancak Başkan Apo’nun fedaileri durdurabilir. Bize teşekkür edeceklerine bayrak ve posterlerimizi yasaklayarak insanlık suçuna iştirak ediyorlar. Dün olduğu gibi bugün de Kürt halkı askeri ve ekonomik çıkarlara kurban edilmek isteniyor. 


Tuncer Yalınkılıç (Sanatçı): Önderliğimizin paradigmasında direnmek ve sahiplenmek esastır. Bin yıllardır ülkemizi işgal etmek isteyen işgalci güçler kaybetti. 



Kürtçe’de güzel bir deyim vardır: ‘Suvar hatin peya çun/atlı gelip yaya döndüler.’ Kürdistan kadar önderliğimizin felsefesi de fethedilmezdir. Bizler gıdamızı ve ilhamımızı bu düşünceden alıyoruz. Bizi var eden bu felsefeye duyduğumuz inançtır. Bu ruhla bu inançla önderlik etrafında kilitlenmek gerekiyor. O sadece bizim değil ezilen, dışlanan ve yok sayılan milyonların iradesidir.


Ekrem Gümüş: Önder Apo bir düşünce biçimidir. O’nun sağlığı hepimizin sağlığıdır. En kısa zamanda ailesi ya da avukatları ile görüştürülmelidir. 



Milyonlarca kişi onu irade kabul ediyor. Önderlik sayesinde gerçek kimliğimize kavuştuk. O’nun sayesinde kendimizle yüzleştik. O’nun şahsında tecrit edilen özgür insandır. Namuslu her Kürt gibi ben de bu esaret koşularından dolayı rahatsızım. Bunun için de daha fazla sahiplenmemiz gerekiyor.