Reqa IŞİD’in Merkez Üssü durumunda hatta IŞİD’in “Başkenti” idi. Irak, Suriye, Şengal (Sincar Dağları) Ninova, Telafer, Rojava… Kürtler, Türkmenler, Süryaniler, Ermeniler… Êzîdîler, Aleviler, Hıristiyanlar, Ehlibeyt’in İslam’ı… IŞİD Canileri Tarafından KATLEDİLİYORDU…!!!
IŞİD benzeri bir canilik Muaviye bin Ebu Süfyan’ın Şam/Dımışk valisi olup, kendisini “Halife ilan ettiği” dönemde yaşanmıştı. 26/28 Temmuz 657’de Reqa/Sıffin’de Ne Olmuştu?.. Sıffin Savaşı Şahı Merdan Ali ve Muaviye bin Ebu Süfyan kuvveleri arasında yaşanan Hakikat ve Adalet ile Zulmat ve talancı saltanatın savaşıdır.
Sıffin Savaşı bu gün Suriye sınırları içinde ve IŞİD canilerinin kontrolünde iken Suriye Özgürlük Güçleri tarafından alınan Reqa kentinin hemen yanı başında Fırat Nehri kıyısındaki Sıffin bölgesinde yaşandı. “Camel Vakası”ndan (656) sonra dönemin Arap egemen sınıfına karşı mevalilerle ittifak ederek, Kûfe’ye çekilen Şahı Merdan Ali, Mayıs 657’de Şam üzerine yürüyerek, Muaviye bin Ebu Süfyan’ı ve onun kirli saltanatını ortadan kaldırmak istedi. Zira Muaviye uyguladığı zulüm ve katliam saltanatıyla yaşamı çekilmez hale getirmiş, kendini hükümdar ilan etmişti. Bu arada şu hakikatin de tarihe not düşelim! Ortadoğu halklarının savaş geleneğinde, asıl savaş başlamadan önce “İki cengaverin sala vermesi/meydan okuması” geleneği gereği Şah-ı Merdan Ali bir cengaver olarak meydana çıkar ve Muaviye’ye;
- Seni meydana bekliyorum! Hadi gel ya hakikati kabul et ya da karşıma çık teke tek çözelim bu meseleyi. Der. Lakin Muaviye bırakın meydana çıkmayı, çadırından bile çıkmaz…!
Yaklaşık üç ay süren ve final muharebesi 26/28 Temmuz 657’de olan savaşta Muaviye bin Ebu Süfyan yenileceğini anlayınca Amr ibn El-as’ın öğüdüyle askerlerine “Kur’an sayfalarını yırtıp mızraklarınızın ucuna takın!” emri verir. Bu Muaviye Hilesi karşısında Şahı Merdan Ali askerlerine “Durun!” dedi. Zira Muhammet Mustafa Habibullah’ın “Ben hikmetin şehriyim Ali kapısıdır. Bana gelmek isteyenler O kapıdan geçecek!” dediği ve Ali Haydar’ül Murtaza Ebu Turap diye sıfatlandırdığı Şahı Merdan Ali Kur’an-ı Kerim’e olan hürmet ve mukaddesattan mürekkep bağlılıkları ve Kur’an-ı Kerim’i Hakkın Kelamı, Muhammet Mustafa Habibullah’ın tebliği bilmesinden dolayı askerlerine “Durun!” demişti. Bunun üzerine İslam Tarihinde “Hakem Olayı” diye bilinen durum yaşandı. Sıffin Savaşı’nın sonucunu Hak, hakikat, adalet ve merhamet ölçeğiyle belirlemek yerine “Hakem” ile belirlemek kirli, kanlı bir zulüm tarihinin yaşanmasına sebep oldu. Bu gün IŞİD eliyle mazlum ve masumlara yaşatılan canilik, tecavüz, katliam… Ve akla hayale gelmedik türlü iblislikler o günlerden kaldı. “Hakem” hilesi sonucunda 658 yılında Muaviye bin Ebu Süfyan Şam’da “halifeliğini” ilan etti. Emeviler’in debdebe, zevk û sefa, ihtişam ve zulüm yüklü saltanatına 755 yılında Ebu Müslim Horasani/Teberdari tarafından son verildi.
“Gelmeseydi Eba Müslim cihana/Eşek bile çağırırdı Mervan’a”
Hile ve sahtekârlıkla edinilen masalsı Emevi saltanatı Ebu Müslim Horasani tarafından yıkıldı. Emevi saltanatına son veren Ebu Müslim Teberdarî Şahı Merdan Ali hikmetiyle yetişmiş, yokluk ve yoksulluktan gelen bir Hak ve hakikat aşığıydı.
Hakikat ve zulmat çatışması önce Muhammet Mustafa Habibullah ile Ebu Süfyan (Ümeyye Oğullları – Haşim Oğulları) arasında, ardından Şahı Merdan Ali ve Muaviye bin Ebu Süfyan arasında, devamla Şahı Şehidan Hüseynî Hüdavendigar ile Yezit bin Muaviye arasında süregelmiştir. Ebu Müslim Teberdarî; Muhammet Mustafa Habibullah, Şahı Merdan Ali ve İmam Hüseyin aşkına Emevilerin zulüm saltanatına son vermiştir. Ancak aynı hile, inkar, sömürü ve zulüm Emevi’lerden sonra Abbasilerce sürdürülmüş, İslam Hakikati devletlerin iktidara, ırkçılığa, sömürüye, saltanata, katliama ve tekçi kirli politikalarına alet edilmiştir. Bu gün Ortadoğu halklarına kan kusturan Arap Şeyhlerinin, Ortadoğu devletlerinin, Selçuklu, Osmanlı, 90 yıllık Türk/İslam, Fars/İslam, Arap/İslam tekçiliğinin ve bu gün AKP eliyle yürütülen “Tek devlet, tek millet, tek din” politikasının inançsal kaynağı Muaviye İslamı’dır.
IŞİD, El Nusra, El Kaide, Selefilik vb. tecavüz, zulüm katliam, ırkçılık, Muaviyelik ve Yezitliktir. IŞİD Canilerinin yaptığı zulüm ve katliamın haddi hesabı yoktur. IŞİD Canileri Reqa’ya girdiklerinde mazlum Ortadoğu halkları nezdinde çok sevilen bir “Ermişin” türbesini de bombalayarak, yıkmışlardı. Bu ermiş Veysel Karanî idi. Neden IŞİD Canileri Veysel Karanî’nin türbesini bombaladılar? Çünkü Veysel Karanî, Şahı Merdan Ali saflarında Muaviye’ye güçlerine karşı savaşırken şehit olmuştu! Özgürlük Güçleri Reqa’yı IŞİD canilerinden kurtarırken Hüseynî, Zeynebî bir mücadele yürüttüler. Özgürlük Güçlerinin Reqa’da IŞİD canilerine karşı kazandığı zafer burada yaşayan kadınları, çocukları, halkları ve inanç gruplarını özgürleştireceği gibi, Sıffin Savaşından kalma bir davanın da Hakkaniyetle sonuçlanmasını sağlamıştır.