MEHMET ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG


Enes Eli, 26 yaşında Rojavalı bir Kürt. Aslen Rojava’nın Hesekê kentinden. Suriye’deki savaş herkesi etkilemiş olduğu kadar onuda etkilemiş. Enes Eli ve eşi bir anda kendini göç yollarında bulmuş ve Almanya’ya ulaşmış… Çok şeyini kaybetmiş Enes Eli, lakin insanlığından hiç ödün vermemiş. Nereden mi biliyoruz? Enes Eli’nin başından geçen bir olayı okurlarımıza aktaracağız ve kararı kendileri verecek. Ve inanıyorumki bir çok dilden şu cümleler dökülecek, ‘Hala böyle insanlar var mı’?

Enes Eli, Almanya’ya geldikten sonra eşi ilk çocuğuna hamile kalır. Bir ilticacı kampında gün sayan Enes Eli ve eşine bebek bekledikleri için devlet tarafından ev verilir. Ev verilir verilmesine ama ailenin evde doğru dürüst bir eşyası yoktur. Enes Eli, ilticacı olduğu için de çalışma izni yoktur. Bulabildiği günlük işlerde çalışır. Bir gün caddede yürürken içinde bir tomar para ve çeşitli kartlar bulunan bir cüzdan görür ve hiç düşünmeden polise götürür. “Polis adımı ve adresimi aldıktan sonra bana teşekkür etti” diyor Enes Eli. Yoksul ve parasız olmasına rağmen o paraya el sürmeye tenezzül etmez.

Elektrikli süpürgeden çıkan servet... 

Alman bir komşusu Enes’in durumunu bildiginden bir ev taşıma işi olduğunu söyler ve yardımcı olup olamayacağını sorar. Eli, büyük bir sevinçle kabul eder. Yaşlı bir Alman kadının evini taşımak için yola koyulurlar. Ev taşıma işi bittikten sonra Enes Eli, Alman kadından eski olan süpürge makinasını alıp alamayacağını sorar. Kadın da zaten onu çöpe atacağını ama istiyorsa kendisine götürebileceğini söyler. Kadına teşekkür eder ve elektrik süpürgesini eve götürür. Hamile eşi, buna sevinir ve makineyi temizlemek için söker. Eşi birden Enes’e seslenir. Enes gelince eşinin elinde tahtadan bir kutu olduğunu görür ve beraber kutuyu açarlar. Kutuyu açtıklarında neye uğradıklarını şaşırırlar. Kutunun içinde yüzlerce zarf ve her zarfın içinde iki tane 500’lük banknotlardan oluşan para vardır.  “Nereden bakarsan bak bir servetle karşı karşıya olduğumu gördüm” diyen Enes Eli, parayı saymadığını ama en az 150.000 civarında olduğunu söylüyor. Alman arkadaşını arayıp böyle bir para bulduklarını ve hemen gelmesini söyler. Alman arkadaşı geldiğinde o da olaya tanık olur. Enes Eli ve arkadaşı bu paranın kendilerine ait olmadığını ve sahibine götürmeleri gerektiği konusunda hem fikir olurlar. Parayı gidip yaşlı kadına verdiklerinde kadının renginin sarardığını ve neye uğradığını şaşırdığını söylüyor Enes Eli. Parayı alan kadın ikisinin eline 20’şer euro tutuşturup gönderir. 

‘Bugün de olsa aynı şeyi yapardım’

“İsteseydim para konusunu kimseye açmadan o paranın sahibi olabilirdim. Ama bir ömür boyu vicdan azabı ile yaşamak istemedim. Üstelik yakında çocuğum dünyaya gelecekti. Ben o haram para ile nasıl ona mama alacaktım. Hem bizler bu insanların ülkesinde yaşıyoruz. Bir nevi misafiriz. Misafir ev sahibinin parasına tenezzül eder mi? Ben ailemden bunları duydum, bunları öğrendim. Belki ülkemizde bugün acımasız bir savaş var, belki çok şeyimizi kaybettik ama ne kaybedersek kaybedelim insanlığımızı kaybetmeyelim. Çünkü bizler politik ve ahlaki bir toplum yaratmak istediğimizi söylüyoruz. Parayı sahibine verdiğim için asla pişmanlık duymadım. Bugün olsa yine aynı şeyi yapardım” şeklinde konuşuyor Enes. 

Enes Eli’nin masumane gözlerine baktığınızda bunu gerçekten yapabileceğini görüyorsunuz zaten.