Son birkaç gündür Türkiye’nin S. Şah Türbesi ile güvenliğini tutan askerlerini IŞİD denetiminden çıkarıp başka bir yere taşıması üzerine yoğun tartışmalar sürüyor. Türkiye başta hiç kimseden izin ve yardım almadım dese de ortaya çıkan gerçekler farklıdır. Her geçen gün biraz daha netleşme kazanan bir durum, Türkiye’nin YPG ve PYD ile yaptığı görüşmeler ve anlaşma ile bu tahliye işlemini gerçekleştirdiği ortada. Yapılan açıklamalar hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak kadar net ve açık.
Elbette AKP bununla birçok şeyi hedeflemiştir. En başta da yaklaşmakta olan seçimlere malzeme yaparak, oy devşirme isteği. Ancak daha şimdiden bu adım AKP’nin yapmak istediğinin tersine döndürdü. İç siyasette oldukça zor duruma düştü. MHP ve aynı zihniyet ve kulvarda olan CHP bunun üzerinden durmadan AKP’ye yükleniyor. Tabi ki Kürt düşmanlığı üzerinden yükleniyor. CHP açıkta, 'terörist sayılan bir grubun denetimi altında nasıl olurda şanlı ordumuzun askerleri geçirilerek dedelerimizin kemikleri getiriliyor' diyor. Aslında operasyon adı verilen bu tahliye işlemiyle AKP düşürülerek yerine uzun zamandan beridir ABD tarafından desteklenen CHP ve MHP ittifakı mı iktidara hazırlanıyor gibi bir soru getiriyor.
Tartışılan diğer bir husus ise Türkiye bu adımla acaba gerçekten bundan sonra IŞİD karşı oluşturulan uluslararası güçlerin oluşturduğu koalisyon içinde mi yer? Türkiye’nin bu koalisyon içinde yer alması çok zayıf bir ihtimal. Çünkü Türkiye adeta siyaset yapmanın, uluslararası güçlerden taviz koparmanın yolu olarak IŞİD’e verdiği destek olarak gördü ve bu yaklaşımını sürdürüyor. Ancak son günlerde Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu'nun yaptığı açıklamalar dikkat çekici. ABD ile 'Suriye Baas Rejimine karşı mücadele edecek güçleri eğit, donat savaştır konusunda anlaştıklarını' söylüyor Çavuşoğlu.
ABD’nin Baas ve Beşar yönetimi yaklaşımı açık. Türkiye’nin çok istediği güçlerin iktidara gelmesini istemiyor. O yüzden Beşar Esad yönetimini benimser bir pozisyonu kabul etti. Hatta onun üzerinden çözüm üretme çabaları içindedir. O halde bu eğit donat savaştır biçiminde hazırlamaya çalıştıkları güç IŞİD, Rejimden çok Kürtlere yani Rojava’ya karşı hazırlanan bir güç olduğu ortaya çıkıyor. Zira şimdiye kadar bu yönlü örgütlendirilen, hazırlanan tüm gruplar Rojava saldırmakla başladılar, sözüm ona mücadeleye. Tabi ki bu Rojava devriminin çizgisine, felsefesine karşı geliştirilen bir tutum.
Rojava ve Suriye merkezli baş gösteren gelişmelerden biri de De Mistura’nın Halep ve çevresinde savaşı durdurma planıdır. Bu plan açıklandığı günden bu yana Halep ve çevresinde hareketlenme yaşanmaya başladı. Bu hareketlenme Türkiye ile uluslararası güçlerin açık ve gizli desteği ile saldırı başlatıldı. Ancak son günlerde ulusal ordu yönünde bazı çalışmaların yapıldığı da ortaya çıkıyor. Rojava’nın savunma gücü YPG bu oluşum içinde her almaya hazır olduğunu daha önce defalarca açıklamasına rağmen bir kez daha kamuoyuna duyurdu. YPG Genel Komutanı Sipan Hemo yaptığı açıklamalarda Suriye devrimi için yapılması gereken her şeye yapmaya, özellikle de Halep çevrisinde oluşturulması düşünülen ulusal güç içinde yer almak istediklerini ifade etmişti. Düşünmeden öte devrimlerinin asıl çizgisinin bu olduğunun altını bir kez daha çizdi. Bu açıklamalarla Rojava devriminin iradesi ve savunma güçleri Suriye devrimi için yapılması gereken her şeyde yer almaya hazır olduklarını bir kez daha duyurmuş oldular.
Rojava devrim iradesi ve savunma birlikleri bunu sadece açıklamalarla da yapmıyorlar. Şimdiye kadar birçok defa bunun somut adımlarını attılar. Ulusal ordu kurma adımları aslında 2013 yılında Tuğgeneral Mustafa Şêx tarafından başlatılmıştı. YPG ile görüşerek bu süreci başlatmıştı. Bu girişimin en büyük toplantısı da Efrîn'de gerçekleşmişti. Ulusal ordunun ilan edileceği toplantının yapılacağı günlerde Türkiye Rojava iradesi ve savunma güçleri bunun dışında yer alması ve kendisinin istemediği bir oluşumun gelişmemesi için örgütlediği gruplarla Şêrava saldırılarını başlattı. Ondan dolayı bu girişim başarılı olamadı ve girişimin aktör olan Mustafa Şêx’te tasfiye edildi. Yeniden böyle girişimlerin başlaması önemli Halep çevresinde beraberinde önemli gelişmeler yaratacak. Ancak Türkiye’nin yaklaşımı ne olacak sorusu akla gelir. Türkiye yeniden bu oluşumu boşa çıkarmak için mi planlar içinde olacak yoksa destekleyici yönde adım atacak. Her iki durumda da Türkiye Kürtlerin etkili olmaması için rol oynayacak.