
100 bin imza gerekiyor
Kampanyaya destek veren İngiltere’deki Kürt Çalışmaları ve Öğrenci Organizasyonu da “Kürt Hiroşima’sı olarak da bilinen insanlığın en büyük trajedilerinden biri üzerindeki sessizliği kırmak için” herkesi hazırlanan metne imza atmaya çağırdı. Açıklamada katliamın soykırım olarak tanınması durumunda soykırımdan sorumlu olan ya da Saddam rejimine silah ve kimyasal temin eden yabancı devlet yetkilileri, şahsiyetler ile şirketlerin yargılanmasının da mümkün olacağına dikkat çekildi.
Siz de imza atabilirsiniz
Talebin, İngiliz Parlamentosu’nun gündemine sunulabilmesi için toplamda 100 bin imzaya ulaşılması gerekiyor. İngiltere’deki okuyucularımız da online olarak imza atabilecekleri internet adresleri şöyle: http://epetitions.direct.gov.uk/petitions/31014 ve http://epetitions.direct.gov.uk/petitions/31014.
Aradan 25 yıl geçti
Halepçe, 16 Mart 1988 yılında Saddam rejimi tarafından kimyasal silahlarla bombalanarak, 5 binden fazla Kürt katledildi. Binlerce kişinin de yaralandığı katliam, Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atılan atom bombası ardından 20. yüzyılda kimyasal silahlarla gerçekleştirilen en büyük katliam olarak tarihe geçti.
Irak ve İsveç tanımıştı
ABD’nin Irak’ı işgalinin ardından Saddam Hüseyin, Kürtlere karşı soykırım yaptığı suçlamasıyla da yargılanırken, başka bir katliam suçundan insanlığa karşı işlenen suçlardan mahkum edildi ve 30 Aralık 2006’da idam edildi. Saddam Hüseyin’in kuzeni olan “Kimsayal Ali” ise “insanlığa karşı suç işlemek ve soykırım suçlarından” yargılandığı davada idam cezası aldı ve 25 Ocak 2010’da asıldı. Irak Yüksek Ceza Mahkemesi ile Irak ve İsveç Parlanmentosu da Halepçe Katliamı’nı “soykırım” olarak tanımıştı.
Soykırımın kriterleri
BM Sözleşmesi Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi‘nin 2. maddesi soykırımı şöyle tanımlamaktadır:
Ulusal, etnik, ırksal ya da dinsel bir grubun tümünü ya da bir bölümünü yok etme niyetiyle
(a) grup üyelerinin öldürülmesi;
(b) grup üyelerine fiziki ya da ruhsal açıdan zarar verilmesi;
(c) grubun, fiziki varlığını tümüyle ya da kısmen sona erdirecek yaşam koşullarıyla yüz yüze bırakılması;
(d) grup içi çoğalmanın engellenmesi;
(e) grup bünyesindeki çocukların başka bir gruba aktarılması eylemlerinden herhangi birinin işlenmesi.
SUNA KÖSE/LONDRA