BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Paris Katliamı'na ilişkin ses kaydı ve belgenin MİT'i gösterdiğini, MİT'in Başbakan Erdoğan'a bağlı olduğunu hatırlatarak, "Başbakan ve MİT zan altındadır. Hiçbir şey yokmuş gibi süreci sürdürmek Kürt Özgürlük Hareketi'nin onurlu duruşuna terstir. Türk Hükümeti, açık ve net cevap vermelidir" dedi.

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, partisinin grup toplantısında konuştu. Demirtaş, konuşmasına Hrant Dink'i anarak başladı. Demirtaş, Hrant Dink'in son derece planlı olarak devletin, hükümetin o dönemki yargı bürokrasisi ve devletin içindeki bütün yapıların ortaklığı, teşviki, göz yumması veya doğrudan tetikçiliği ile gerçekleşmiş bir cinayetten bahsettiklerini belirterek, "Açık bir devlet cinayetidir" dedi.
Ermeni Soykırımı dönemindeki zihniyetin aradan geçen yıla rağmen değişmediğini kaydeden Demirtaş, "Bu ülkenin resmi ideolojisine ters iseniz katliniz vaciptir. Cumhuriyet kurulduğundan beri de aynı zihniyet ve anlayış var. Bizler açısından bu değişmemiştir" diye konuştu.

İkisinin de karşısındayız

Kendilerine yönelik, "Ya cemaattensin ya AKP'den" dayatmasını reddeden Demirtaş, şöyle devam etti: "Bunu diyenler, bu kanlı tarihi anlamayanlardır. Cemaatin kuyruğuna takılarak AKP'den hesap sorulamayacağını biliyoruz. Biz kendi halkımızın gücü ile hem Fethullah Gülen Cemaati'nin yer aldığı paralel devletten hem de AKP'den hesap sorulacağını biliyoruz. Biz halkımıza güveniyoruz. Cemaatlerin kuyruğuna takılmak yerine HDP ve BDP şahsında yükselen muhalefette yer almak Türkiye'de gerçek demokrasinin garantisidir."

Boykotun anlamı

HSYK'nin de değiştiği 12 Eylül referandumunu hatırlatan BDP Eşbaşkanı Demirtaş, "HSYK, referandumda değiştirilirken, Başbakan bunun yargıyı tarafsız yapacağını savunuyordu. Bugün şikayetçi olduğu HSYK için meydan meydan dolaşıp oy istiyordu. O dönem CHP de eski HSYK'nın iyi olduğunu ve değişikliğe karşı olduğunu söylüyordu. Bizler ise ne CHP'nin savunduğu statükocu HSYK ne de AKP'nin savunduğu cemaatçi HSYK'yı tercih etmedik ve boykot yaptık. Bakın kararımızın ne kadar doğru olduğu ortay çıktı" diye konuştu.

BDP şimdi ne diyor?

Aynı noktada pozisyon aldıklarını; bağımsız yargı için Anayasa değişikliğine hazır olduklarını deklare ettiklerini vurgulayan Demirtaş, kendilerini ziyaret eden Adalet Bakanı'na 'hakimler ve savcılar diye iki kurum olarak düzenlenmesi ve Adalet Bakanı'nın da başkan olmaması' ilkesini hatırlattıklarını söyledi. AKP Hükümeti'ne "Niye tasarıyı geri çekmiyorsunuz da Genel Kurul'a getirmeye çalışıyorsunuz" diye soran Demirtaş, asla kabul etmeyeceklerini belirtti. Demirtaş, Meclis'ten geçmesi durumunda ise Cumhurbaşkanı Gül'ün bunu veto etmesi gerektiğini söyledi.

Üçüncü yoldan devam

Demirtaş, yaşanan krizde de üçüncü bir yol olarak tavırlarını ortaya koyduklarını, Ergenekoncu ve yeşil Ergenekoncu taraftan olmayacaklarını tekrarlayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bağımsız oluşacak HSYK'ya hiçbirisi destek vermiyor. Her biri yargının bağımsızlığını savunma adı altında aslında doğrudan CHP'li, AKP'li, MHP'li, Cemaatçi yargıyı oluşturmaya çalışıyorlar. Bir kez daha iktidara çağrı yapıyoruz; HSYK düzenlemesini zaman kaybetmeden durdurmalısınız. Anayasa önerimiz geçerlidir. BDP ve HDP anayasa düzenlemesini tartışmaya hazırdır. Bugün bağımlı olmaya alışmış yargıçların ve polislerin başkalarına da bağımlı olmaya yemin ettiklerine tanıklık ediyorsunuz. Sizlerin ektiğinin nelere yol açtığını öğreniyorsunuz."

İktidarınız ebedi değil

"Vicdanı ile çalışan yargıçlara izin verseydiniz Roboskî soruşturmasında bu rezalet ortaya çıkmayacaktı" diyen Demirtaş, insanlık suçu dosyalarının zaman aşımına uğramayacağını anımsattı. Demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Herhalde iktidarınız sonsuza kadar sürmeyecek. Birgün bu ülkede o dosyaların başına vicdanı olan yargıçlar gelecek. O gün de olsa bunun hesabını vereceksiniz. Her yetkiliniz ile yargı önüne çıkacaksınız. Bugün o bombaların atılması emrini verenler yerine Roboskî'de protesto edenlerin ellerine kelepçe vurup yargı önüne çıkarmaya gücünüz yeter ama hep iktidar olmayacaksınız. Bir gün para kasalarınız, kutularınızla o iktidardan alaşağı edileceksiniz."

Paris Katliamı için açıklama
Paris Katliamı'nin Türkiye ile ilgilisini ilk günden itibaren bildiklerini ama cinayeti işleyen gücü netleştiremediklerini kaydeden Demirtaş, "Zanlının Türkiye'de yaptığı görüşmeler Türkiye-Fransa ilişkisini ortaya koyuyordu. Başbakan'ın Sakine Cansız'a ilişkin açıklamaları Türkiye'nin bizzat istihbarat örgütleri eliyle Cansız'ı takip ettiğini ortaya koyuyordu. Fransız savcılarının da Başbakan'a verdiği yanıtta 'biz ilgili kişilerle gereğini yapıyoruz' açıklaması bu takibin itirafıdır. İki istihbarat örgütü tarafından takip edilen bir kişi Paris'in göbeğinde katlediliyorsa, aradan geçen zamana rağmen failler ortaya çıkmıyorsa bunda devletlerin olduğunu anlamak için kahin olmaya gerek yok. Ses kayıtları meselenin Ankara'da üst düzey planlama olduğunu ortaya koyuyor. MİT açıklamaları şaibe yaratıyor. MİT, Başbakanlık'a bağlı. Başbakan ve MİT Müsteşarı za altındadır. Çözüm süreci göze alınınca bu açıklama derhal yapılmalıdır. MİT Müsteşarı, eğer kendisinin bizzat talimatı yoksa kimin bu işleri yaptığını açıklamakla sorumludur" dedi.
Bütün bu olanlardan sonra hiçbir şey yokmuş gibi süreci sürdürmenin Kürt Özgürlük Hareketi'nin onurlu duruşuna ters olduğunu vurgulayan Demirtaş, Türk Hükümeti'nden cevap beklediklerini söyledi.

El Kaide'ye Türkiye desteği

Suriye'de yaşananlara ilişkin yayınlanan fotoğrafları da değerlendiren Demirtaş, Esad ailesinin 40 yıllık iktidarları döneminde nefes aldırmayan zihniyetini Kürtlerin çok iyi bildiğini, bunun farkında olmayanların Esad'ı boğaz turları ile ağırlayanlar olduğunu kaydetti. Demirtaş, "Esad kendi zulmünde boğulmaya giden bir diktatör olarak zaten son günlerini yaşıyor. Suriye'de Esad kadar acımasız olan gruplar var. Onlar da oradaki halklara zulüm ettiler, işkence yaptılar. Yine bize Türkiye'de olduğu gibi bu iki kesim arasında tercihte bulunma dayatması yaptılar. Biz de Rojava'da olduğu gibi üçüncü bir çizgiyi esas aldık. Suriye halkının tamamı Suriye'nin gerçek sahipleridir. Kendini yönetime katma hakları vardır dedik. Bir grup desteklenirken diğerinin zulüm görmesine göz yumulamaz. AKP'nin yürüttüğü tek yanlı politikaları eleştirdik. AKP'nin zulümden şikayet etmeye hakkı var ama diğer zalimleri desteklemekte Esat kadar suçlu. Orada El Kaide'yi var eden ve güç yapan Türkiye'nin sunduğu destektir" şeklinde konuştu..

TIR'larda yardım olsa…

Başbakan Erdoğan'ın El Kaide/IŞİD/El Nusra ve benzeri grupları desteklemediklerini iddia ettiği  sıralarda TIR'ların yakalandığını ve bunlarda yardım olduğunun söylendiğini belirten Demirtaş, şöyle devam etti: "Onlarda Türkmenlere yardım olsa böyle mi götürülürdü. 1 torba makarnayı miting ile tanıtan AKP yardımı böyle yapar mı? Başbakan katılırdı mitinge, 25 televizyon canlı yayın yapardı, ilgili bakanlar ağlardı. O TIR'larda yardım olmadığının herkes farkında. O TIR'lar ile Suriye'de çetelerinize lojistik destek gittiği malumdur. MİT bunu yapar diyorlar. MİT kanununda bu yazmıyor. Bunu deşifre edenler paralel yapılarmış. Olabilir. Bu yapılar sizin kirli işleri de ortaya çıkarıyor. Onlar kirli siz kirlisiniz."

Pis işleri kenara bırak

Demirtaş, kendilerinin Rojava'ya iki çuval yardım için bakanlar ile görüştüklerini, günlerce eylem yaptıklarını hatırlatarak, şunları kaydetti: "Bunlar MİT eli ile neler yapıyorlar. Şimdi de Cenevre-2'de Kürtler temsil edilmesin diye planları yapan Türkiye'dir. Bu kadar kirlilik içinde bu sürecin barışa evrilmesi de mümkün değildir. Bunların hepsinin netleşmesi süreç açısından da olmazsa olmazdır. İktidar barış ve çözüm istiyorsa pis işleri kenara bırakıp bu halka özeleştiri vermelidir."

Derin devlet aktiftir

17 Aralık sonrasında iktidar tarafından "paralel devlet" tanımının kullanıldığını, binlerce kişinin görevden alındığını ama ortaya bir belgenin konulmadığını ve kimsenin yargılanmadığını vurgulayan Demirtaş, "Çünkü yerine kendi yapılarını koymak için iç çatışma olarak ele alıyorlar. Derin devlet geleneği halen aktiftir. AKP, Ergenekon sürecinde olduğu gibi gerçek bir yüzleşme yerine kendi paralel yapısını inşa etmeye çalışıyor" dedi. Demirtaş, kendilerinin uzun yıllardın AKP'nin parti değil bir anonim şirket; bunun en büyük ortaklarından birinin Gülen; CEO'sunun da Erdoğan olduğunu söylediklerini hatırlatarak, "Bu şirketten çok pay alan var. Aralarındaki konuşmalara bir bakın. Başbakan yaptığı konuşmalarda siyasete dair tek bir cümle kurmuyor. Para, ihale, alış ve veriş konuşuyor. Gülen de konuşmasında para, şirket ve banka konuşuyor. Bunlar anonim şirket kurallarından kaynaklıdır. Ne zaman ki kar büyüdü, şirket büyüdü oradan kıyamet koptu. Bu ülke sizin ailenizin kişisel malı değildir" diye konuştu.

Gerçek bir müdahale
30 Mart'ta halkın gerçek bir müdahalede bulunacağını, HDP ve BDP'nin seçimlerde gerçek bir güç olduğunu ortaya koyacağını kaydeden BDP Eşbaşkanı Demirtaş, konuşmasını şöyle tamamladı: "Hırsızlara da paralel devlete de mecbur değiliz diyecekler ve 30 Mart'ta yeni bir ana muhalefet çıkacak. İlk genel seçimlerde de iktidara el koyacağız. Biz gerçek bir iktidar alternatifi yaratmış durumdayız. BDP kendi adaylarının bulunduğu her yerde yüksek oylarla büyük seçim zaferi ortaya koyacak. Bu seçimin tek kazananı biz olacağız. Bütün partiler kaybederken, partilerimizin çıkışına Türkiye tanıklık edecek. Artık korkunun ecele faydası yoktur. Artık cemaatleriniz de sizi kurtaramaz. Cemaat ve onunla bağlantılı rant çetelerini 30 Mart'ta sandığa gömeceğiz. Türkiye'de iki parti seçime giriyor. Rantçılar, ortakları ve derin yapılar ile BDP ve HDP'dir" dedi.

ANKARA