
Kurtuluş mücadelede
Ülkenin kurtuluşunu siyasette gören, halkın kurtuluşu yolunda savaşmanın önemini birçok şiirinde vurgulayan ve bunu da yaşamında uygulamaya çalışan Hecî Qadirê Koyî, Karacadağ'a bağlı Koyî köyünde 1815 yılında doğdu. Küçük yaşta babasını kaybeden Hecî Qadirê Koyî, yöredeki varlıklı kişilerin yardımıyla okumaya devam edebildi. Ünlü Kürt ozanı Koyî, önce köydeki mollaların yanında, daha sonra Kürdistan'daki çeşitli medreselerde eğitimini sürdürdü. Hecî Qadirê Koyî öğrencilik dönemini bitirdikten sonra, Kürdistan'ın birçok yöresini dolaşmış, bir ara İstanbul'a gitmiş. O dönemde İstanbul'da bulunan Kürt yurtseverlerinden önemli şahsiyetlerle tanıştı. Burada da çeşitli edebi çalışmalarda bulunur ve bir süre Bedirxan Paşa'nın eğitiminden yararlanır.
Mem û Zin'den etkilenir
Ahmedê Xanê'nin ünlü Mem û Zin destanını okudu. Onun etkisinde kalan Koyî'nin yaşamında siyaset ve ulusal mücadele daha da belirginleşti. Mem û Zin'de dile getirilen Kürt yurtseverliği, Hecî Qadirê Koyî'nin şiir yazmasında bir ilham kaynağı olmuş, şiirlerini yurtseverlik temasıyla yoğurmuştur. Koyî yazdığı şiirlerinin hemen hemen hepsinde, Kürt halkının sorunlarını, geri bırakılmışlığının ve başarıya ulaşamamanın nedenlerini, Kürdistan'daki şeyh, ağa ve bey gibi egemenlerin durumunu dile getirdi. Şiirinde ağırlıkta acı, yoksulluk, çaresizlik ve yurtseverliğin temellerini işledi. Kürt edebiyatının 19. yüzyıldaki en iyi temsilcileri arasında Hecî Qadirê Koyî'yi saymak mümkündür.
Kimlik için edebiyat önemli
Koyî, halk şairlerindendir. Bir şiirinde ibadet için gece gündüz tekkelere kapanmanın Kürt halkına ekonomik yıkım, birilerine köle almaktan başka bir fayda sağlamadığını anlatır. Burada anlaşılacağı gibi Koyî, kazanmanın tek yolunun çalışmaktan geçtiğini belirtmekte. Ulusal kimliğin, yurtseverliğin çalışmaktan geçtiğini vurgular. Tembelliğin ise ruhu köleleştirdiğini, yurtseverliği kemirdiğini belirtir.Hecî Qadirê Koyî'nin divanı Kürt halkının bağımsızlığını kazanmasının, sömürüden, baskıdan kurtarılmasının öncelikli görev olduğunu söyler. Ayrıca ulusal kimliğin var olmasında edebiyat, özellikle de şiir, büyük bir öneme haizdir. O dönemde Kürt dili ve kültürünün gelişmesi işin güçlü yurtseverlik duyguların yaratılması, ağa ve sömüren devletlerin egemenliğinin ortadan kaldırılmasıyla gerçekleşebileceğini vurgulamıştır. Şiirlerinde yurt sevgisini ve vatanın birliğini en güzel şekilde dile getirmiştir. Şiirlerini Kürtçenin Soranca lehçesiyle yazan Hecî Qadirê Koyî, 1892 yılında yaşamını yitirir. Antep H Tipi Cezaevi
HAMİT ADIMAN