
Halkların Demokratik Partisi, seçimlere bütün kimlikleri özgürleştirme iddiasındaki “Yeni Yaşam” programıyla giriyor. Sandıkta seçmen, HDP’nin “Yeni Yaşam” projesiyle, diğer partilerinin birbirinin aynı programları arasında bir seçim yapacak. HDP’nin projesi, farklı halklardan demokrasi güçlerinin de ilgisini çekiyor; her gün başka bir kimliği temsil eden kurumlar, destek açıklamaları yapıyor. Avrupa’da da 42 kurum, Köln’de bir araya gelerek HDP’ye destek açıklaması yaptı. Kurumların temsilcileri, neden HDP’yi desteklediklerini ise gazetemize anlattı.
‘Alevileri değil yaşamı dizayn etmek için’
Mustafa Deprem (Demokratik Alevi Federasyonu): Bugüne kadarki siyasal gelişmelerde Alevilere yönelik hep aynı şey söylendi. Aleviler, “Vatan millet Sakarya” hamasetiyle sürekli arka bahçe ve oy deposu olarak görüldü. Oysa biz, doğal inançlarımızı doğal bir şekilde yerine getirmek istiyoruz.
Şimdi görüyoruz ki HDP, “Yaşamı yeniden örgütleyeceğiz” sloganı ile geliyor ve insanı temel alıyor. Alevilerin inanç merkezinde de insanın kendisi vardır. Geçmişte de bunları söyleyenler oldu. Örneğin Aleviler, bunları söylediği için Demokrat Parti’yi destekledi; ama onlar da yanılttı. Ardından CHP’yi desteklediler. Oysa ki Alevilerin başına gelen her türlü sıkıntı, CHP iktidarları döneminde geldi. Bugünse HDP’nin önümüze koyduğu siyasal proje, hepsinden farklıdır. Bu proje, Alevileri dizayn etmeye yönelik değil, bilakis yaşamı örgütlemeye yöneliktir. HDP, Alevilerin bu yaşamda önemli bir sac ayağı olduğunu söylüyor ve kendilerini örgütleme fırsatı veriyor. Bu anlamda Alevilerin bu insani düşünceyi görmesi gerekiyor. Herkes birbirinin farklılığını bilecek, saygı gösterecek.
Alevi inancının olmazsa olmazlarından biri de kadın öncülüğüdür. HDP de kadını toplumun öncüsü yapma hedefindedir. Bu da bizim inancımızla örtüşüyor.
Görüyoruz ki bu proje, sadece bir siyasal proje değil, aynı zamanda insanlık projesidir. Yaşama geçtiğinde kimse kimseyi öteleyemeyecektir.”
‘Demokrasi için yegane dinamik’
Ali Mahir Abdik (Gelsenkirchen Alternatif Derneği): HDP, Türkiye’nin önüne bugüne kadar aşılamamış barikatları yıkarak demokrasi programının yeni paradigmalarını yaratmak adına bir fırsat koyuyor. Ülkemizdeki ötekileştirilmiş, mağdur edilmiş, cumhuriyet sürecince temel sistem tarafından yok sayılmış kesimlerine bir demokrasi iklimi içerisinde bir araya gelme fırsatı sunacak yegane dinamik olduğu için HDP’yi destekliyoruz. Elbette ki Kürt Özgürlük Mücadelesi önemlidir. Bu mücadelenin ülkede yarattığı basıncın diğer bölgelere dağıtılması ve oralarda da üstlenilmesi gibi bir görev önümüzde durmaktadır. Bunu yapabilecek yegane dinamik de HDP’dir. HDP bileşenleri böyle bir demokrasi programının taşıyıcısı olacaktır. Bunun son süreçte Demirtaş’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde ivme kazanan bir yanı vardır. Fakat Haziran seçimlerinde bunu tescil etmek, Türkiye’deki diğer dost ve düşmanların kulağına değdirmek, yeni bir sürece evrildiğinin haberini vermek gerekir. HDP bunu yapacaktır. Bütün Türkiyeli insanlarla birlikte bu mücadeleyi sürdürmek durumundayız. Hayatın da önümüze koyduğu yegane alternatif budur. Demokrasi güçlerinin bunun arkasında durması gerektiğine inandığım için bu süreci destekliyorum.
HDP dışında bir adres yok. Geçmişten bu yana demokrasinin adresi olarak lanse edilen, herkese kabul ettirilmeye çalışılan ve mecburiyetlerden, kerhen destek verilen CHP’nin yanlış adres olduğunu düşünüyoruz. Alevi kesimlerinin yanlış bir adreste bugüne kadar kendilerini ifade ettiklerini düşünüyoruz. Onları gerçek adrese yönlendirebilirsek, Türkiye’de demokrasi dinamiklerinin HDP etrafında örüleceğini ifade edebilirsek başarıya ulaşırız.
Kenan Evren’in anayasasına girmiş olan yüzde 10 barajı ile Kürtler, sosyalist devrimciler dışarıda tutulmuşlardır. Bugün HDP, bu sistemi zorlayarak yüzde 10 barajını yıkıp geçerek onun arkasında biriken kocaman göletleri demokrasi mücadelesine akıtmak istemektedir. Mutlaka bu barajlar yıkılacak, demokrasi denizine akacaktır. HDP bunun için önemli bir şanstır.
‘Alevi canlar yoğun çalışacak’
Ayten Arslaner (Demokratik Alevi Federasyonu ): Günümüzde giderek diktatörleşen AKP iktidarına karşı alternatif bir yaşam projesi sunan HDP’ye destek veriyoruz . Biliyorsunuz, Alevilik günümüzde asimile edilmeye çalışılıyor ve devletin belirlediği tarzda ibadet etmesi konusunda baskılar söz konusu. Alevilerin inançlarını özgürce yaşamaları gerekiyor. Aynı zamanda devletin Alevisi olmayacak şekilde örgütlenme imkanının sunulması gerekir.
Kobanê ile birlikte değişen bir algı var ve bu diktatörlük karşısında Alevilerin de HDP’ye ilgi gösterdiğini biliyoruz. Bugün bir kadın inancı olan Alevilik, eril iktidar tarafından yok sayılıyor. O açıdan Alevi kadınının da rahatlıkla kendini HDP’de bulabileceğini, inancını özgürce yaşayacağını düşünüyoruz. Ötekileştirilen, inancı yok sayılan kesimlerin kendilerini HDP’de bulacaklarına inanıyoruz. Aleviler olarak da kendimizi bu sürecin bir öznesi olarak görüyoruz. Tüm dergahlarımızda bütün Alevi canlarımız, yoğun bir şekilde çalışmalara katılacak.
‘Farklılıkların talepleri HDP’de’
Ayten Kaplan (Kadın Barış Bürosu ): HDP, Türkiye’de yaşayan tüm farklılıkları barındıran ve onların taleplerini dile getiren bir partidir. Türkiye’de son yıllarda yaşanan “tek dil tek millet” mantığından uzak, değişik toplum ve renklerin birlikteliği ile örgütlenen HDP, halkların kendi iradesini kullanacağı, kendisini ifade edeceği bir platform yarattı. Barış ve demokrasinin inşasında HDP’nin büyük bir katkısı olacaktır.
Bugün insanın değeri, emeğin değeri kalmadı. Bunları yeniden tanımlayacak bir partidir HDP. Küresel politikaların, neoliberal bakışın giderek tıkandığını ve insanların arayışları olduğunu görüyoruz. Yunanistan bir örnektir. Artık neoliberal kapitalist devletlerin sömürgeye dayalı yapısına karşı Yunanistan “dur” dedi. Gelecekte Avrupa için de söz konusu bu. Türkiye ve Ortadoğu’da da buna HDP öncü olacaktır.
‘Saraylara karşı kulübelerin talepleri’
Zeynep Seferiye Ekşi (Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu): Bugün gelinen noktada başka seçeneğimiz yok. Desteklenecek gücün kim olacağı, hepimizin için bir zorunluluk durumunda. Tek adres HDP. Birincisi, işçi ve emekçiler açısından Türkiye’de yıllardır müthiş bir yoksullaşma söz konusu. 20 milyon işçi var, bunun 10 milyonu kayıt dışı. Sendikalı işçi sayısı 1 milyon bile değil. Aynı zamanda demokratik talepleri olan grev hakkı, bugün neredeyse yok edilmiş durumda. Grev yasaklarıyla bu hak, keyfi gerekçelerle işçilerin ellerinden alınıyor. AKP sermayedarlara hoş görünmek için çeşitli gerekçelerle erteliyor bu hakları. İşçiler yoksulluğa itilirken siz onların en temel haklarını bile yasaklıyorsunuz.
İkincisi, Kürt halkının verdiği barış mücadelesi hala oyalama taktikleri ile karşılanıyor. Her seçim döneminde Kürt halkının barış talebi, pazarlığın bir aracı haline getiriliyor. Bu yüzden Kürt halkının barış ve özgürlük koruyucusu olacak yegane parti HDP’dir.
Üçüncüsü, 600 yıllık Osmanlı şeriatçı sisteminin devamı olacak bir şekilde Alevilik gibi dini inançlar, farklı olan toplumlara asimilasyon politikaları çok daha şiddetlendirildi. Bunun en önemli örneklerinden bir tanesi, eğitimdeki gericileştirme. Tekçi ve gerici bir eğitim sistemi ile din derslerinin zorunlu hale getirilmesi, daha da öteye taşınıyor. Burada laiklik talebi oldukça önemli. Bunu kadın alanında da görüyoruz. Bugün kadının emeğine, bedenine sahip çıkmasının tek yöntemi, AKP iktidarının iş başına gelmemesi. Son bir yılda 231 kadın öldürülmüş. Bu hangi zihniyetin sonucu? Bugün Cumhurbaşkanı’nın “Kadın erkek elbette eşit değildir” şeklinde verdiği fetvalar nereye götürür? Kadını tam bir köle yapan, eve bağlayan zihniyet bugün Türkiye’yi daha kötü bir noktaya götürüyor. Kadın emeği açısından, kadın cinsiyeti açısından da AKP’ye karşı örgütlenmek gerekir.
Demokrasi isteyen güçlerin de birleşeceği tek adres bugün HDP. Saraylara karşı kulübelerin taleplerini ön planda tutan HDP’dir. Gezi’den bu yana Türkiye halkı çok şey biriktirdi. Bunun yansıması da parlamentoda olacak. Yunanistan aslında bize çok moral verdi. Yunanistan halkının yıllardır verdiği mücadelenin sonuçları, Türkiye halklarına da bir örnek olabilir.
Lazlar ve Çerkesler de temsiliyet istiyor
Nurten Altunbaş Alpaslan (Laz Dili ve Kültürünü Koruma ve Yaşatma Birliği - Lazebura): Lazlar olarak olarak HDP’yi destekleme nedenimiz, laik bir ülkede bir arada yaşayabilme imkanı. Ayrıca HDP’nin kadın haklarına saygı duyulan bir ortam sunma hedefi... Bütün kültürler bir arada yaşamını idame ettirmeli.
Ezilenler, HDP içerisinde bir araya geldi. Özellikle benim de geldiğim yer olan Hopa’da HDP’ye büyük bir ilgi var. Çünkü HDP’nin oluşum amacı, bizim isteklerimize ışık tutuyor. Biz ezilenler, HDP’nin meclise daha güçlü girmesiyle birlikte kendi sorunlarımızı rahatça dile getirme fırsatı bulacağız.
Ozan Genç (Çerkes halkından bir aktivist): Çok önemli bir süreçten geçtiğimizi düşünüyorum. Cumhuriyet tarihinin belki de en önemli seçimlerinden biri. Baraj, Kürt halkının taleplerine yönelik bir baraj. Diğer yandan demokrasi arayışındaki halkların önüne konmuş bir barikat. Bu baraj aşılabilirse Türkiye’de barışın gelme imkanı daha da artacak. Bugüne kadar sesini duyuramayanlar, seslerini duyurabilir hale gelecek. Şu an Türkiye’de bir rejim değişikliği söz konusu. Eski rejim bizim için zaten berbattı ve bir faşizm örneğiydi. Şimdiyse İslami bir faşizm söz konusu. Eğer HDP barajı aşıp halkların temsiliyetini meclise taşırsa bu, İslami faşizmin önünde en önemli engel olacaktır.
Çerkes halkının da çok ciddi sorunları var. Birincisi, kendi topraklarında yaşamıyor. Türkiye’ye 150 yıl önce büyük bir dramla gelmişiz ve her tarafa dağıtılmışız. Adana, Samsun, Balıkesir... Türkiye’nin kurtarılması söz konusuysa, “Gel Çerkes” diyorlar ama haklarına gelince bir şey yok! Eğer Çerkesler Türkiye’deki diğer halklarla kardeşçe yardımlaşabilirse, kendi kültürlerini yaşatma fırsatı bulacak yoksa asimile olup gideceğiz.
ELİF SONZAMANCI/KÖLN
Êzîdîler neden destekliyor?
Celal Önen (Çira TV çalışanı): Kürdistan coğrafyasında Kürtlerin en eski inancına sahip olan Êzîdîler, kendi topraklarından kopmak zorunda bıkarıldı. En kutsal topraklarını terk ettiler. İnsan, inancını en güzel ve en özgür şekilde kendi topraklarında yaşayabilir. Dolayısıyla Mezopotamya’da, Kürdistan’da yaşayan Êzîdîler ve diğer toplumlar da inançlarını, ibadetlerini kendi topraklarında yaşayabilir.
Asurî-Süryaniler, kendi topraklarından kopmuş olmasına, çok az sayıda Asurî-Süryani Kürdistan’da yaşamasına rağmen hem genel hem de yerel seçimlerde BDP onları sahiplendi. Hem milletvekilliği hem de büyükşehir belediyesi eşbaşkanlığı statüsünü kazandılar. Bu da HDP’nin ezilen halkları kucakladığını gösteriyor. HDP, farklı inanç ve halklara saygı duyuyor. Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin, Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın, HDP ve DBP’nin siyaseti, bizim gibi ezilen halklara yöneliktir. Biz bu inançla HDP’yi bu seçimlerde destekliyoruz.
Şengal ve Kobanê direnişleri, DAİŞ çetelerine yönelik mücadele, neye destek vermemiz gerektiğini açıkça gösteriyor. Bundan dolayı “İnsanım” diyen, insanlığına sahip çıkan herkesin, özellikle de Êzîdîlerin HDP’ye oy vereceğine inanıyoruz. Özellikle büyük çoğunluğu Avrupa’da yaşayan ve beyaz asimilasyonla karşı karşıya kalan Êzîdî inancına bağlı Kürtlerin vereceği destek, boşaltılan köylere dönmelerine de yardımcı olacaktır. Kısacası, “Êzîdîler neden HDP ile buluşmalı ve oy vermeli” sorusunun cevabı, onlara sahip çıkan ve topraklarına dönmelerini sağlayacak tek gücün HDP olmasıdır.“
Evîn Koyun (Bielefeld Bölgesi Berîvan Êzîdî Kadın Meclisi üyesi): Eski bir Êzîdî sözüyle başlamak istiyorum: “Eğer bir iyilik yapacaksan, senin iyiliğini isteyen ve senin ülkende olanlara yap!” HDP, halkların haklarını savunuyor ve onları koruyor. Zorbalara ve barbarlara karşı mücadele ediyor. Kürt gerillaları Êzîdîleri korumak için canlarını tanklara, toplara siper ediyor. HDP’nin bana göre amacı ise tüm Türkiye halklarının özgürlüğü ve beraber yaşamasıdır. AKP gibi “tek dil, tek din, tek bayrak, tek devlet, tek millet, tek bayrak” demiyor. Bu tekler kabul edilemez. Türkiye’de Kürtler, Ermeniler, Lazlar, Çerkesler, Rumlar, Türkler, Aleviler, Êzîdîler, Hristiyanlar, Müslümanlar var. Bu halklar ve inançlar için özgürlük, kültür, dil, fikir gerekiyor. Bunları savunan tek parti HDP’dir. Bu nedenle Êzîdî Kürtler severek, isteyerek oylarını HDP’ye verecek. Êzîdî Kürtlerin umudu HDP’dir. Şimdiden başarılar diliyorum.”
İbrahim Kuş (Sosyal Pedagog): HDP Kuzey Kürdistan’da Êzîdî Kürtler için yeni bir fırsattır. 90’lı yıllarda son Êzîdî köyünün nüfusunun azalmasıyla beraber Êzîdî tarihi de sonsuza kadar mühürlenmiş gibiydi. Êzîdî Kürtlerin köylerine dönmek için son 10 yıldır verdikleri çaba, mühürleneceği düşünülen bir hikaye için yeni bir umut vermiştir.
3 Ağustos 2014 tarihinde Êzîdîlerin yaşamında yeni bir trajedi ortaya çıktı. DAİŞ saldırıları ile başlayan bu trajedi, Êzîdîlerin artık aktif siyaset içine girerek diğer halkların arasında yerini almasını, kendini örgütlemesini ve siyasetini yapmasını mecbur kılmıştır. İşte bu siyaset imkanını Êzîdîler için sadece HDP veriyor. Bu da her iki tarafın, yani hem Êzîdîlerin hem HDP’nin samimi ve yapıcı etkileşimi ile mümkün olacaktır.
Êzîdîlerin talepleri açık ve nettir, tekrarlamakta fayda görüyorum: Êzîdîlerin topraklarının koruma altına alınması, toprakları ve köyleri için altyapı çalışması yapılması, köylerin yeniden yaşanır hale gelmesi, dinlerinin tanınması, Güney Kürdistan’dan gelen Êzîdîlerin istihdamının sağlanması. Avrupa’da yaşayan Êzîdîlerin eğitimli ve elit bir kesimi var. Bu kesim artık Kuzey Kürdistan’daki siyasete de el atmalıdır.
7 Haziran’da yapılacak genel seçimlerde Êzîdîlerin göstereceği bir adayın Meclis’e girmesini çok önemli buluyorum. Êzîdîler, HDP’ye oylarını verecekler. Meclis’e bir vekil göndermeye hem güçleri hem de potansiyelleri vardır. Kuzey Kürdistan’da seçilmiş bir Êzîdî’yi Meclis’te görmek istiyoruz.
Xalîs Önen (Almanya Êzîdî Federasyonu): Êzîdîler, dinlerine, uluslarına bağlı bir millettir. Kürtlüğün doğruluğudur. En temel olgusu, dinine ve ulusuna bağlı olarak başı dik bir şekilde yaşamak ve önde olmaktır. İzlediğimiz kadarıyla HDP, uyguladığı siyaset ve ideolojisiyle Êzîdîlere ve Êzîdîlerin dünya görüşüne en yakın partidir. Gerçekten de Ortadoğu’da ezilmiş halkları, farklı dinleri, demokrat ve aydınları kucaklayan bir partidir. Bu nedenlerden dolayı Êzîdîler de HDP’nin yanında olmalıdır. Özellikle savaş koşullarından dolayı Avrupa’ya göç ederek burada yaşamak zorunda kalmış Êzîdî toplumu ve bağlı oldukları dernekler, Êzîdî evleri, ekmek ve sudan daha önemli olan birlik temelinde bu seçimlerde HDP’yi destekleyerek 3 Ağustos’ta başlayan DAİŞ saldırılarına cevap olmalı. Hiç şüphesiz Kürtlerin tüm partileri, dindarları, demokratları da ulusal bilinç temelinde Êzîdîlere sahip çıkmalıdır. Bu nedenle herkes, kendisini demokrasinin yanında görerek, kardeşliği kendisine birinci sorun olarak görerek HDP’ye oy vermelidir. Çünkü Êzîdî inancı, barıştan yana bir inançtır. Umarım Şengal birliğimize vesile olacağı gibi HDP de Kürdistan ve Türkiye’de halkların kurtuluşu olur. Biz buna inanıyoruz. HDP bizim için örnek bir partidir.
MURAT MANG/BİELEFELD