
Doğuştan görme engelli Musa’nın hikayesi…
MEHMET ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG
Doğuştan görme engelli Hamburg’da yaşayan Komünist Musa, Kürt Sorunu’nun 24 saatte çözülebilecek bir sorun olduğunu ifade ediyor, “Ama bu AKP gibi yeteneksiz ve faşist, CHP gibi riyakar ve sahte solcularla çözülecek bir şey değil” vurgusunda bulunuyor.
Kimlikteki asıl ismi Mustafa Keleş olsa da Hamburg’da herkes onu ‘Komünist Musa’ olarak tanır ve bir o kadar da sever. Komünist Musa herşeyden önce ilkeli ve vicdan sahibi. Onu insanların güzünde güzelleştiren ve yücelten toplumsal olaylara ve bunun yanı sıra kültür ve sanata karşı göstermiş olduğu ilgi ve sevgi. Doğuştan görme engelli olmasına rağmen Hamburg’da yapılan tüm eylem ve etkinliklerde en ön saflarda yer alır. Evli ve üç çocuk babası olan ‘Komünist Musa’yı yakından tanımak için sözleştiğimiz saatte buluşuyoruz. Hayatını kendi ağzından duymak istiyoruz. Mustafa Keleş nereden gelir nereye gider bu ucu bucağı olmayan dünyada?
Körebe oyunlarında ebe yaparlar
Mustafa Keleş, kimlikte adı Mustafa olarak geçse de insanların ‘Komünist Musa’ olarak bildiklerini söylüyor ve başlıyor hayat hikayesini anlatmaya: “Aslen Çorum’un Alaca ilçesi nüfusuna kayıtlıyım. Anneannem Orta Anadolu Kürtlerinden. Dedem onu kaçırıp Alaca’ya getirmiş. Ben doğduktan 3 ay sonra görme engelli olduğum anlaşılmış. Hep ışığa bakmam yengemin dikkatini çekince kör olduğum ortaya çıkmış. Türk-Alevi bir ailenin çocuğu olarak yedi yaşıma kadar köyde yaşadım. Hatırlıyorum küçükken çocuklar beni aralarına almaz, zorunlu olmadıkça benimle oyun oynamak istemezlerdi. Sürekli itilip kakılıyordum. Körebe oyununda sırf hınzırlık olsun diye beni ebe yaparlardı. Maksat benimle eğlenmekti. Benimle dalga geçerlerdi. Bende o hırsla tuttuğumu kolay kolay bırakmazdım. Hıncımı bir nevi öyle alırdım. Çok küçük yaşlarda ötekileştirilmeye maruz kaldığım içinde sorgulayıcı yanlarım çok gelişti.”
‘Köyde çocuklar, okulda faşo öğretmenler’
Babası 1970 yılında işçi olarak Almanya’ya gelince Musa annesiyle yalnız kalır. Annesi de 1974 yılında istek üzeri Almanya’ya gelince onu Ankara’da bulunan Aydınlıkevler Körler Yetiştirme Yurdu’na yerleştirir. Musa, o dönemi şöyle anlatıyor: “Şimdiki ismi ‘Göreneller’ olan okulda yedi sene kaldım. Anadolu’nun bozkır bir köyünden çıkıp buraya gelmiştim. Kırık bir Türkçe’ye sahip olduğum içinde bu sefer de okuldaki milliyetçi öğretmenlerin hakaretine maruz kalıyordum. Köylü oluşum gaddar ve faşist zihniyetli bu insanların gözünde bir eksiklikti sanki. Yaz tatilini dört gözle bekliyordum. Görmesem de köyde tabiatla baş başa olmak börtü böcek ile dost olmak çok hoşuma giderdi.”
Nasıl komünist oldu?
Kendimi bildim bileli haksızlığa karşı hep tepki gösterirdim. Okullarda piyeslerde yer alırdım mesela. Bayramlarda bana şiirler okuturlardı. Akrabalarım ve çevrem bu davranışlarımdan dolayı bana Komünist Musa demeye başladı. Bende bu ismi bir onur abidesi gibi 12-13 yaşından beri taşıyorum. Benim komünist olmamın hikayesi birazda böyle. “
Süpürgeciliğe terfi
Komünist Musa, aynı zamanda iyi bir süpürge ve fırça ustası. Sokakların öbek öbek işsiz kaynadığı bir ortamda o mesleksiz ve işsiz olmayı kendisine yedirememiş. Hayatta hep bir mücadele içerisinde olmuş. Asla kimseye muhtaç olmamış ve görmemeyi asla kendisine sorun yapmamış; “1981 yılında ailemin yaşadığı Almanya’ya gelince hemen okula yazıldım. 1985 senesine kadar körler okuluna devam ettim. Okulun müzik korosunda yer aldım. Türkiye’deki okul şartlarıyla kıyaslanınca adeta cennete düşmüştüm. Okulun tüm öğretmenleri solcu gelenekten gelen insanlardı. Bana çok yardımcı oldular. Ve asla bir ayırımcılığa maruz kalmadım. Dört yıl sonra okulum bitince meslek eğitimi için Kuzey Ren Westfalya eyaleti sınırları içinde bulunan Soest kentine meslek eğitimi için gittim. Yani gurbet içinde ikinci bir gurbeti yaşadım bir nevi. Okuma ve öğrenmeye karşı sürekli bir merakım vardı. Onun için bunu fazla umursamadım. Burada 3 ay demir doğramanın bir kolu olan tasviye üzerinde eğitim aldım. Ama görme engelli olduğum için bunun hayati tehlikeleri mevcuttu. Buradan ayrılarak Hanover’e geldim. Burada süpürge ve fırça öğrenimi üzerine iki sene çıraklık eğitimi aldım. Mesleği tam öğrenince Hamburg’a geldim. Tabi gerek meslek gerekse çıraklık eğitimi boyunca da hiçbir zaman siyasetten uzaklaşmadım. Siyaset hep ilgimi çekerdi. İmkanlarım dahilinde takip ederdim. 1987 yılında evlendim. Yetişkin 3 çocuğum var. Süpürge ve fırça ustalığının yanı sıra 3 sene Almanya’nın Würzburg kentinde telekomünikasyon eğitimi aldım.”
Tiyatro aşkı
2004 yılından itibaren de Hamburg Alevi Kültür Merkezi çalışmaları içerisinde yer alan Komünist Musa, merkezin değişik kademelerinde emek vermiş bir insan olduğunu belirtiyor: “Alevi Kültür Merkezi’ne geldikten sonra siyaseten bir ivme oldu bende. Derneğin bünyesinde Divan Tiyatrosu vardı. Daha sonra adı Divan Anatolia olarak değişti. Tiyatroda emek veren Ahmet Çavunmirza ve Zeynep Sönmez bana tiyatroda rol vermek istediklerini belirtince büyük bir sevinçle kabul ettim. Tiyatroya adım atmamda bu değerli iki arkadaşımın emeği büyüktür. Daha önce okul piyeslerinde oynadığım için biraz sahne deneyimim vardı. Bundan sonra tiyatro adeta hayatımın bir parçası oldu. Deliler hastanesinde geçen olayları mizahi bir tarzla irdeleyen “Hastahanemiz” diye bir oyun sahneleyecektik. Ben bu oyunda hastahaneye gelen hasta insanlara tüccar zihniyetiyle yaklaşan hastahane sahibinin ayak oyunlarına karşı hastaları örgütleyen Komünist Musa rolünü oynadım. Yani bir nevi kendimi oynadım. Perde açılır açılmaz seyirciler beni adeta alkış yağmuruna tuttu. Görmesem de alkışları yüreğimde ve bilincimde hissettim. Beni böylesi bir dünya ile tanıştırdığı için gazetenizin aracılığıyla Ahmet Çavunmirza ve Zeynep Sönmez’e özelikle buradan teşekkür etmek isterim. Sonbahara doğru yeni bir oyun çalışması olacak. Yine bu oyunda bana rol vereceklerini söylediler.” (Tüm ısrarlarımıza rağmen Komünist Musa’dan oyunun ismini öğrenemiyoruz)
‘Kürt halkının haklı davasının yanındayım’
Musa, son iki seçimde de HDP için çalıştığını ve ona oy verdigini belirtiyor ve ekliyor: “Ailem bilinçsiz Kemalist bir gelenekten geliyor. Ben ilk başlarda PKK hareketine anlam vermekte zorlansam da sonradan Kürt halkının özgürlüğü için mücadele verdiğine ikna oldum. Herkes gibi PKK bizim için de ‘terörist’ bir yapılanmaydı. Zamanla halk olarak ne kadar kandırıldığımızı ve aptal yerine konulduğumuzu gördüm. Dünün CHP’sinden zaten umut kalmamış. CHP’nin bırak engelli vatandaşlara kendisine hayrı kalmamış. Kala kala bir HDP kalıyor. Kürt halkının her zaman haklı davasının yanında oldum. Emperyalistler, özelde de Türk devleti Kürdistan’daki savaşın bitmesini istemiyor. Haddi hesabı olmayan bir rant sahasına dünüşmüş durumda. Yoksa Kürt Sorunu 24 saatte çözülebilecek bir sorun.”
‘Sahte solcularla çözülecek bir şey değil’
Komünist Musa son olarak, Almanya’da 15 yıl boyunca SPD’ye üye olduğunu söylüyor ve devam ediyor: “Ama karanlık ve sahtekar yüzlerini görünce buna tepki olarak istifa ettim. Cizre’de bodrumlarda yaşanan insanlık ayıbına karşı Alevi Kültür Merkezi’nde açlık grevi yaparak bir duyarlılık oluşturmak istedik. İki gün açlık grevinde kaldım. Dediğim gibi Kürt Sorunu 24 saate çözülebilecek bir sorun. Ama bu AKP gibi yeteneksiz ve faşist, CHP gibi riyakar ve sahte solcularla çözülecek bir şey değil. İnsanların ölümüne seyirci kaldıkları için bu partilere çok öfkeliyim.”