İnsanlığın bir kaos sürecinde olduğunu bilmekle birlikte “belki bazı kesimlerde biraz vicdan kalmıştır” yaklaşımı hep gelişebiliyor. Çünkü insanların yaşamında vicdan çok önemlidir. Ahlaklı bir toplumda vicdan öndedir. Kaldı ki insanların biraz da namuslu yaşama gerekçesidir VİCDAN. Dünyada yaşanan savaşlara ve uygulanan vahşi yaklaşımlara bakarsak insanlığın derin bir vicdan sorunu yaşadığını görebiliriz. Bu gün Ortadoğu’da savaşın olmadığı yer yok gibidir. Her gün insanlara insanlık dersi veren Avrupa devletleri de adeta yaşananlar karşısında üç maymunları oynamaktadır.

İnsanlıktan ve vicdandan nasibini almayanlar için tüm bu yaklaşımlar geçerlidir. Günde yüzlerce insan ölmüş ya da ölümle yüz yüze gelmiş kimin umurunda! Ya da her an ölümün nereden geleceği belli olmayan bir ortamda büyüyen çocukların psikolojisiyle yaşamı yaşamak!
Kimin umurunda savaşlardan dolayı yüzlerce kadının ve çocuğun gelecek hayallerinden uzak yaşaması…
Tüm bunları görmemektir vicdanların körelmesi! İnsanlık bu vicdan körelmesini en çok da Kürtler karşısında yaşamaktadır. İnsanlığın beşiği olan Mezopotamya’da adeta halkların kardeşliği temelinde bir yaşamı yaratarak uzun yıllar barış içinde yaşayan bir halka bu gün her yerden saldırı varsa budur vicdanların görmemesi! Kendi topraklarında özgürce yaşam dışında hiçbir istemi olmayan bir halka bu kadar saldırı varsa demek ki insanlığın insanca yaşamasına tahammül kalmamıştır. Bu gün Rojava’ya karşı geliştirilen saldırıların temelinde de bu yatmaktadır. Rojava’da hiçbir kuralı olmayan bir savaş yürütülmektedir. Burada, özgür yaşam dışında başka talebi olmayan insanlara savaşın tüm boyutları dayatılmaktadır. Tüm bu dayatılanlar, Psikolojik savaş, fiziki olarak ortadan kaldırma savaşı, soykırımın her yönlü dayatıldığı bir savaştır. Adeta insanlara -Kürtlere- “insanlığından vazgeç ki yaşayasın” dayatması yapılmaktadır.
Her canlının doğal hakkı olan yaşam koşulları bile insanlara daraltılmaktadır. Hangi vicdan insanların bu kadar daraltılması karşısında sessiz kalabilir. İnsanlığın bittiği yerde ancak buna sessiz kalınabilinir. İnsanların inançları üzerine savaşların geliştirilmesi de acı veren bir durumdur. Kirli emelleri için insanların vicdanlarına yön vermede günümüzde insanları, halkları birbirine düşman etmenin en etkili yöntemi olarak uygulanmaktadır. Rojava saldırılarının temelinde inançları bahane ederek kardeşi kardeşe kırdırtma yöntemini uygulamaktalar. İnançları için savaştıklarını söyleyenler aslında inançtan ve vicdandan haberi olmayan ya da inancını beş paraya satanlar dışında kim olabilir ki? İnancın ve vicdanın satıldığı bir yerde her türlü vahşet uygulanır.
Rojava’da bu gün çocuklar, kadınlar sebepsiz yere vahşice katledilirken hangi vicdan buna sessiz kalabilir. İnsanlığı sadece bir lokma ekmek derecesine indirgeyerek insanları onursuzlaştırmak isteyen sistemler bu kadar vahşet karşısında ancak sessiz kalabilir. Çünkü bu sistemin kendini yaşatma yöntemidir uygulanan tüm oyunlar. Oyun diyoruz, çünkü her oyun bir gün bitmek ya da bozulmak zorundadır. Ortadoğu üzerinde oynanan bu oyunu bozacak olanlarda yine Kürt halkı olacaktır. İnsanlığa beşiklik eden bir halk, Önder APO şahsında tekrardan bu rolünü oynayacak ve halkların kardeşliği için tüm bu baskı ve savaş dayatmalarına güçlü direnişleriyle öncülük edecektir. İnsanlığın vicdanı Kürtlerin verdiği mücadeleyle kendisini bulacaktır. Rojava’daki halkımızın direnişi de buna öncülük edecektir. Bugün Rojava şahsında Kürtlere dayatılan toprağından kopartılarak özünde uzaklaştırma ve mülteci yaşamı öngörenlere karşı, Kürt halkı her zamankinde daha fazla birlik olmanın dersini vereceklerdir. Kendi emeğiyle yaşamı yarattığı topraklar dışındaki yaşamın bir tuzak olduğunun da farkında olarak yaşama yaklaşıp, birbirine kenetlenerek mücadelesini yürütecek, vicdansız yüreklere en büyük cevabı verecektir. En önemlisi de özgür yaşamın bu topraklardan başka bir yerde olmayacağının bilinciyle yaşama yaklaşıp, özgür yaşamını inşa edecektir. Bu gün Rojava özgür yaşam aşkıyla tüm saldırılara karşı durarak, Rojava’yı insansızlaştırıp amaçlarına ulaşmak isteyenlerin tüm istemlerini iradeleriyle boşa çıkaracaklardır.
 Rojava halkımız bu direnişinde yalnız değildir.  Bu gün altı-yedi yaşındaki çocuklar okul için kendilerine verilen paralarını kendi yaşlarında olan çocuklara gönderiyorlarsa bu aslında Rojava’daki halkımızlaa olan yürek birliğini göstermektedir. Bu belki bir semboldür ama buradaki mücadeleyi sahiplenmek açısından önemlidir. Elbette asıl önemli olan Rojava’ya dayatılan özgürlüğünden vazgeç yaklaşımının tüm Kürt halkına dayatıldığı bilinciyle yaklaşıp harekete geçmektir. İnsanlığı, vicdanları körelmemiş tüm insanların Rojava halkımızı yalnız bırakmamaları kendi insani yaklaşımlarının bir göstergesi olacaktır. Özgür yaşamı yaratacak olan da bu VİCDAN olacaktır.