Devletin yüzde 80’ini yıkıp yaktığı Şirnex’te, “operasyon bitti” açıklamalarına rağmen yasak devam ederken, soykırım saldırılarından dolayı göçertilen Şirnexliler, bir an önce topraklarına geri dönmek istiyor. Devletin 90’larda uyguladığı, “Kürtleri metropollere göçertme” politikasına karşılık, metropollerde yaşamayı reddeden Şirnexliler, çevre köy ve beldelerde geçici olarak kurdukları derme-çatma naylon çadırlarda yaşama tutunmaya çalışıyor. Koşullar, zor olsa da birbirlerinden aldıkları güç ve dayanışmayla direnen Şirnexliler, imece usulü inşa ettikleri tuvalet, banyo, taş ocaklarını da ortak kullanıyor.

Yaklaşık 3 bin Şirnexli’nin çadır kurdukları adreslerden biri de Cifane köyü. 90’larda köy yakmalarla birlikte terk edilen köy, şu sıralar Şirnexlilerin yaşam alanı olmuş durumda. Cudi Dağı’nın eteklerinde yer alan köy aynı zamanda, “Diz çökmeyeceğiz” sözüyle hafızalarda yer edinen Cizîr Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç’un köyü. Karanlık çöktüğü zaman elektriği güneş enerjisi yoluyla sağlayan köydeki Şirnexliler, zor koşullara rağmen yaşamlarını köyün çevresinde kurdukları çadırlarda sürdürmeye çalışıyor. Türk devleti, Şirnexlileri burada da rahat bırakmıyor. Köyde yaşayan halk, erzak alımı için gitmek istedikleri Dêrgûl’a binbir zahmetle ulaşıyor. Çünkü, “güvenlik gerekçesi”ni gösteren devlet, anayolu kapatıp halkı inişli çıkışlı, bozuk olan yollardan gitmeye zorluyor. Yine, Cifane köyünde yaşayan halkın, çadırların 500 metre ilerisinde meyve-sebze yetiştirmek için kurdukları bahçeye de ara ara top atışları yapılıyor.

Saldırılar başlamadan önce TIR şoförü olarak çalışan Süleyman Güngen, “‘Size bu yaşamı öyle bir zor hale getireceğiz ki yaşamak istemeyeceksiniz’ demeye getiriyorlar. Her türlü zorluğu dayattılar. Hala da top sesleri geliyor” diye konuştu. 

Yakıp yıkılsa da evlerine dönecekleri günü bekleyen yurttaşlardan Zeki Pusat, neredeyse tüm yaşamlarının devletin politikalarıyla mücadele etmekle geçirdiklerini dile getirdi.

Yapılan ‘operasyon bitti’ açıklamasına rağmen, sokağa çıkma yasağının devam etmesine tepki gösteren Pusat, “Gidip evimizin yerinde çadırımızı kurarız. ‘Operasyon bitti’ diyorlar, ama yeni iş makineleri götürüp sağlam kalan evleri de yakıp yıkıyorlar. Tespit ettikleri evleri yıkacaklar” dedi.

Nergiz Pusat ise Rojava Derneği ve Şirnex Belediyesi tarafından yapılan yardımlarla idare ettiklerini belirterek, “Yeniden sokaklarımıza dönmek istiyoruz. Evlerimizi yakıp yıktıklarını; bütün eşyalarımızı çalarak yağmaladıklarını biliyoruz ama evimizin yıkıntıları arasında da olsa yaşarız” diyerek konuştu.


Üçüncü göç ve yıkım

Köye yerleşenlerden biri de Hanım Vargin. Anlattığına göre bugüne kadar 3 kez evi yakılıp göçertilmiş. Vargin, yıllardır karşılaştığı devletin katliamcı yüzünü şu sözlerle anlat: “Çocuklarımızı katlettiler, bize defalarca işkence ettiler. 1990’da yine özel timler gelip köyümüzü yaktılar, kaçmak zorunda kalıyorduk. 1993 yılında yatkıları gibi Şirnex’teki evimi bugün bir kez daha yakıp yıktılar. Burada da rahat bırakmıyorlar.”


Devlet sürmek istiyor

İlçeye yönelik soykırım saldırılarında katledilen Cizîr Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç’un evine dair alınan yıkım kararına karşı ailenin Mêrdîn İdare Mahkemesi’ne yaptığı itiraz başvurusu üzerine ‘yürütmeyi durdurma’ kararı çıktı. Birçok ev ve işyerinin bu zaman kadar iş makineleriyle yıkıldığı kentte, mahkemenin verdiği karar, evleri yıkım tehlikesi altında olan diğer aileleri de umutlandırdı. Aileler, verilen bu karar sonrası evlerinin yıkılmasının önüne geçme umuduyla itiraz başvurularında bulunmaya başladı. 

Mahkemenin verdiği kararını değerlendiren Mehmet Tunç’un annesi Esmer Tunç ise mahkeme kararı olsun olmasın evlerinin yıkılmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Tunç, “Çocuklarımızı öldürüyor, evlerimizi yıkıyor. Bizim göçertmek istiyor. Ama biz buna karşı evlerimize sahip çıkmalıyız. Evimin yıkılmaması için ne gerekirse yapacağım. Çocuklarımın emaneti olan evlerimizi yıkamayacaklar” diye konuştu.


Encu: Birarada olmalıyız

Alınan “riskli alan” kararları ile girişilen kamulaştırma ve yıkımı değerlendiren HDP Şirnex Milletvekili Ferhat Encu, yapılmak istenenin, halkın evinin/toprağının üzerine karakol inşa etmek olduğunu ifade etti. ‘Böl-parçala-yönet’ politikasını gereği Kürtlerin yurtsuzlaştırılıp Türkiye metropollerine sürülmek istendiğinin altını çizen Encu, bütün bu çabaları reddetmek ve gereğini yapmanın zorunluluğunu dile getirdi. Hem hukuki sürecin üzerine gitmenin hem de dayanışma ağını güçlendirmenin önemine işaret eden Encu, devletin hilelerine karşı birarada ve uyanık olmak gerektiğini vurguladı.


 ŞIRNAK