Gemi, gemicik hikayesine herkesin kulakları aşınadır, şimdi ince bir üslupla; „hepimiz aynı gemideyiz” mizahını yediriyorlar. Yerse tabi! Ancak hayvan terli, yemez gali.

Hızlandırılmış gibi hayat, her saniye olağanüstü olaylar oluyor. Öyle ki; insan(lar)ın olayın vahametini kavramadan diğerini düşüyorlar güncemize. İktidar sürekli gündem değiştiriyor. Bu anlaşılır bir şey onlar açısından. Yalanla talanla gemiyi yürütmek zorunda. Ancak klasik deyimle; „gemi su alıyor.” Bunun farkındalar ve sürekli herkesi aynı sorumluluk hatta suçluluk duygusu sarmalına alarak; „hepimiz aynı gemideyiz” argümanıyla „batarsak beraber, çıkarsak beraber“ havası vererek, herkesi batacak gemiye doldurmaya çalışıyorlar. Bir halk deyiminde olduğu gibi; „Bırakın bu g… yiyim ayaklarını.” Siz o gemi(cik)lerle dünyayı talan ettiniz. Açlık, sefalet, rezalet düzeyinde, utanmazlık had safhada.

Biz asla o gemide değildik ve binmedik de. Çünkü siz dinciler ırkçılar, cinsiyetçiler, sanat düşmanları, hayvan ve doğa katilleri o gemidesiniz.

Biz hayat sevdalıları; Kürtler, Ermeniler, Aleviler, Êzîdîler, kadınlar çocuklar, emekçiler, dostluğun yoldaşlığın mücadelenin okyanusundayız.

Biliriz ki telaşınız geminiz su alıyor ve fareleriniz kaçıyor, sizinde bundan mütevellit korkunuz büyük. Sürekli bağırıp çağıran bir barbar Tayyip efendi. Seçimi kazanan o, gemicikleri, dolar kasaları olan o, kan bürümüş gözlerine. Ancak gemi su alıyor. Sınırın içine ve dışına saldırmasının, sürekli seçim curcunasında ülkeyi çalkalaması bu gerçeği saklamaz artık.

Siz gemidekiler ne haysiyet ne şerefiniz var. O nasıl kallavi yalanlar, güneş yüzü görmemiş küfürler ve genede yüzünüz kızarmadan aynı gemiyi yürütüyorsunuz. Normal bir kıraathanede kavga edenler sizin dediklerinizi söylemez.

Gemi su alıyor ve batacaksınız.

Şeyh Bedreddin, Yıldırım Bayezid ve Timur için dediği bu cümle şimdiye ne kadar doğru düşüyor; „sizinki talan devletidir, diktatörlüğünüz sizinle berber çeker gider.” Belki de bu Behlül-ü Dana’nın; „cehennemde ateş olmaz, har yoktur, herkes ateşini burdan götürür” telkinini de her diktatörün ve onun döneminin geçici olduğunu ve her ne olursa olsun mutlaka karşılığını bulacağını ifade ediyordu. Düzmece bir hukuk, düzmece bir tarih, düzmece cennet cehennem, düzmece bir iktidar bu. Kandırmacanın tarihte bu kadar benzeri yoktur. Ancak her şeyin bu dünyada olup bittiğini bilenler okyanustur, Deniz’dir hatta Gezmiş’tir. Halkın oyları ile vekil olan arkadaşlarımızın cezaevinde olması düzmece hukukunuzdandır. Korunmanın yasal yalanına ihtiyacı olanlar için ne diyordu yolun bilgesi Şeyh Bedrettin; „Hukuk haksızların silahıdır, onların ona ihtiyacı var. Haksızlık etmeyenlerin hukuka ihtiyacı yok.“

Geminiz su aldıkça fahişe hukukunuz, yargınız, yürütmeniz hepsi, HDP milletvekilleri ve Selahattin Demirtaş’a şuursuzca saldırdı.

Siz ateşinizi aldınız yanınıza, o gemidesiniz, elinizde top tank tüfek her tür silah var. Bu ateş sizi yakacak. Barışa, sanata hayata düşman, dostluğa kardeşliğe fesat haliniz o suların derinliklerinde kaybolup gidecek.

O gemiye binmeyen ve okyanus maviliğinde özgürlüğe selam duran halklar ve direnişler var. Siz aynı gemidesiniz yeryüzü yüzsüzleri, biz okyanusuz.