Siyasi partiler “Demokrasinin gereğidir.” Siyaset bilimi üzerine yapılan çalışmaların haddi hesabı yoktur! Üniversiteler kurulmuş, fakülteler açılmış, tezler hazırlanmış, araştırmalar yapılmış, kütüphaneler dolusu kitap yazılmıştır. Siyasetin tarihi insanlığın tarihidir. Egemenlerin “Aykırı” bulduğu siyasi tezler ve siyaset önderlerinin başına gelemdik kalmamıştır. Gel gör ki, temel sosyal bilimlerden biri olan siyaset, tıpkı bilimin kendisi gibi egemen inkarcı, faşist zihniyetin elinde ezmenin, çürütmenin, sömürmenin, tek tip tolum yaratmanın aracı haline dönüşmüştür.
Haşmetlu Başbakan heybetlu kongresini yaptı. Haşmetlu, tarihi 1071’den başlattı. Ama bizim tarihimiz Hak Aşığı Edip Harabi’nin deyişiyle “Daha Allah ile cihan yok iken” başlamıştı. Haşmetlu, Selçuklu hükümdarı Alparslan’dan başlayıp Yavuz’la devam edip Erbakan’la bitirdi. Bu sıralamada methiyeler dizdiği “Muhterem zevatın” icraatlarına baktığımızda bizim payımıza düşenler acı, kan, katliam, gözyaşı ve zulümdür…!
Haşmetlu Başbakan Türkiye’nin “Efendisidirler” ya “Eh şu ötekilere de haşmetumden mahrum etmeyeyim!” demiş olacak ki, konuşmalarının satır aralarına Hünkar Hacıbektaş’ımızı, Yunus Emre’mizi, Ehmedê Xanî’mizi, Celalettin Rumi’mizi de sıkıştırıp gönlümüzü okşamayı ihmal etmemişlerdir! Lakin “Usta” haşmetlunun bizim değerlerimizden devşirip süslediği hutbesi “Ağulu aştır!”
Haşmetlu Başbakan ihsanlarından Arap Dünyasını, Filistin’i, adını söylemekten “Zinhar” imtina ettikleri Kürdistan “Bölge Başkanı” Mesut Barzani’yi de mahrum etmemiştir. Hamasçı Halit Meşal Haşmetluya “İslam dünyasının lideri” demekle “Halifelik” Makamını hediye etti. Böylece Haşmetlu Başbakan Mısır’a sefer etmeden bu makama oturmuş oldu! Yavuz’la muhabbeti eksik etmeyen Haşmetlu, Yavuz’un “Kızılbaşların katli vaciptir. Zinhar bu zındıkların kökü kazınmalıdır.” Cihadını miras bilmiş olacak ki, heybetlu kongresinde bu kadim politikayı Türk/İslam için günümüze devşirdi.  
Haşmetlu Başbakan heybetlu kongresinde kendisine Yavuz, Mesut Barzani’ye de İdrisi Bitlisi rolü biçmiştir!!! Bunun en açık göstergesi Mesut Barzani’nin “Bütün Kürtler AKP’yi desteklemeli!” demesidir. Kürtler AKP’yi neden desteklesinler Sayın Barzani? Kürdistan’ın dağının taşının bombaladığı, ormanlarını ateşe verdiği, on bini aşkın siyasetçi, belediye başkanı, bilim insanı, kadın, genç, yaşlı Kürt AKP zindanlarında olduğu için mi?... Roboskî’de 34 canın hava bombardımanı ile katledilmesi için mi?
Bir yılı aşkındır tecritte tutulan Sayın Abdullah Öcalan için tecrit devem etsin diye mi? Senin kontrolün altında olan ve her gece hava bombardımanı ile hallaç pamuğuna çevrilen Kürdistan toprakları daha çok bombalansın diye mi? Her gün sel olup akan Türk ve Kürt analarının göz yaşları daha çok aksın diye mi? Alevilerin kapılarına katliam için işaret konulsun diye mi? Senin AKP’den beklentin nedir Sayın Barzani? AKP 10 yıllık iktidarında biz Türkiye halkları ve inkar edilen inanç toplulukları için asimilasyon ve zulümden başka bir şey vermedi. Katıldığınız ve konuştuğunuz kongre ise AKP’nin desteklenecek değil, mücadele edilecek bir parti olduğunu bir kere daha kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispatlamıştır. 
Haşmetlu Başbakanın heybetlu kongresi, Cumhuriyeti kuranların Osmanlı ve Selçukludan devşirdiği Türk/İslamcı, ittihatçı, cihatçı devlet kongresidir.
Biz ötekiler söz konusu olduğunda aklına bir torba makarna, bir çuval kömür, buzdolabı gelen, bizi efendi köle ilişkisiyle seven Haşmetlu Başbakan’ın heybetlu kongresinden çıkan sonuç inkar ve asimilasyondur. Haşmetlu, Mısır’ın paha biçilmez tarihi, kültürel birikimleri üzerinde masalsı saltanat süren çağdaş Firavunları eskidikçe değiştirme görevini ABD ile paylaşıp bunun adına “Arap Baharı” diyerek Mısır’ın taze Firavununu da heybetlu kongresine davet etmeyi ihmal etmedi. Haşmetlu, toplumsal barış, eşit yurttaşlık, demokrasi ve insan haklarına açılan kapıları kilitleyip anahtarı taze Firavunun saltanatındaki Nil Nehrine attı.
“Hazreti Şahın avazı turna derler bir kuştadır./ Asası Nil Deryasında, hırkası bir derviştedir.” Hazreti Şahın asasını ve haklarımızın üzerine kilitlenip Nil Deryasına atılan anahtarı almak için demokratik mücadeleyi yükseltmemiz gerek. Biz Aleviler 7 Ekim 2012 Pazar günü “Laik Demokratik Türkiye İçin Eşit Yurttaşlık Mitingi” nedeniyle Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya akacağız. Haşmetlu Başbakanın heybetlu kongresine karşı GELİN CANLAR BİR OLALIM!…