Hasret Gültekin’in muhteşem sesi ve müziği ile ilk tanışmam yakılarak katledildiği 2 Temmuz 1993 yılının bir yıl sonra oldu. 90’lı yıllar Kürdistan’da köylerin yakıldığı, sokak ortasında infazların yapıldığı, gazetelerin bombalandığı, Türkiye’de ise Türkiye Devrimci Hareketine yönelik yapılan baskınlar, operasyonlar, hücre evlerinde silahsız devrimcilerin katledildiği yıllardı. Bütün bunlara tanık olmuş bir çocuk olarak ezilmişliğin ve çocukluğumu yaşayamamanın vermiş olduğu duygu ile halk müziğine, protest müziğe yönelmiştim. Yasaklı Kürtçe şarkılar, Ahmet Kaya, Grup Yorum şarkılarının yanı sıra halk müziğinin ustası Hasret Gültekin’in şarkılarını dinlemeye başlamıştım. Hasret’i ilk dinlediğim ve hayatımı değiştiren şarkısı “Bir İnsan Ömrünü Neye Vermeli” oldu. Gün geçtikçe daha çok Hasret Gültekin dinlemeye başladım ve kafamda kendime yönelik bazı cevap bekleyen sorular oluşmaya başlamıştı.

Ve artık kendime sormaya başlamıştım “Bir İnsan Ömrünü Neye Vermeli?”
Bu sorunun cevabını ilerleyen yıllarda yani gençlik yıllarımda vermeye başladım. Ve artık kendime soruyordum Çocukların katledildiği, köylerin yakıldığı, sokak ortasında insanların infaz edildiği, insanların diri diri yakıldığı, genç kızların Özel Harekatçıların taciz ve tecavüzünü uğradığı, dili yasaklanan bir halkın yani Kürt halkının olduğu, üniversitelerde baskı altında olan öğrencilerin olduğu, hakkını, emeğinin karşılığını alamayan işçilerin olduğu, sinema sanatçılarının, şairlerin, şarkıcıların vatan hainliği ile suçlandığı, cezaevlerine ve sürgünlere gönderildiği, güçlünün güçsüzü ezdiği, kirli savaşın yürütüldüğü bir Ülke’de ben kimim? Nerede olmalıyım? Nerede durmalıyım? Ne yapmalıyım? Hasret Gültekin’in bir şarkısı ile bütün hayatıma yön verdi. Hayata olan bakış açım değişti ve yavaş yavaş siyasallaşmaya başlamıştım. Kendime sorduğum bu soruları artık cevaplıyordum.
Ben kimim?
Kendimi şöyle tanımlıyordum; Ben tank, panzer, polis ve asker işgali altındaki sokaklarımda oynamayan bir çocuğum. Ezilen, sömürülen, inkar edilen ve dili yasaklanmış bir halkın çocuğum. Amed, Dersim, Koçgiri, Ağrı, Zilan, Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi’de Katledilen bir halkın çocuğuyum.
Nerede olmalıyım?
Hakkını ve emeğinin karşılığını alamayan işçilerin yanında olmalıyım. Mahallesi ve sokakları asker-polis ve panzer-tank işgali altındaki bütün çocukların yanında olmalıyım. Ezilen, sömürülen, kimliği inkar edilen ve Dili yasaklanan Kürt halkının yanında olmalıyım. Baskı ve işkencelere uğrayan üniversite öğrencilerinin yanında olmalıyım. Vatan hainliği ile suçlanan sinema sanatçılarının, şairlerin ve şarkıcıların yanında olmalıyım. Bütün ezilenlerin yanında olmalıyım.
Nerede durmalıyım?
Halkı ezenlerin, sömürenlerin, katledenlerin, inkar edenlerin, dilini yasaklayanların, genç kızlara tecavüz edenlerin, köyleri yakanların, sokak ortasında insanları infaz edenlerin, gazeteleri yasaklayan ve bombalayanların, insanları diri diri yakanların karşısında durmalıyım. Halkına düşman bu sistemin ve iktidarların karşısında durmalıyım.
Ne yapmalıyım?
Bütün bu baskı, zulüm, yıldırma, sindirme, ezme, yok etme, sömürme, katletme, yok sayma, inkar etme politikalarına karşı devrimci olmalıyım. Halkı ezen, sömüren, yok sayan, baskı ve zulüm uygulayan, insanları katleden ve yakan, gazeteleri yasaklayan ve bombalayan, bu sistem ve bu sitemi oluşturan iktidarlardan hesap sormalıyım. Halkımın on yıllardır çektiği acıların hesabını sormalıyım. Ezen-ezilen, güçlü-güçsüz, zengin-fakir farkının olmadığı, Herkesin eşit olduğu, adalet ve hukukun olduğu yaşanabilir bir ülke için mücadele etmeliyim.
İşte bir insan ömrünü bunlara vermeliydi. Bir insan ömrünü halkına, halkının özgürlüğü ve kurtuluşuna vermeliydi. Bütün hayatımı devrimci olmaya adadım ve halkımın özgürlüğü için amasız ve amansız mücadele edeceğime söz verdim. Aslında bu sözü hayatıma bir şarkısı ile yön veren, bütün hayatımı değiştiren güzel insan ve benim için özel bir insan olan, bir halk sanatçı olan Hasret Gültekin’e verdim. Bugün 20 yıl önce Sivas Madımak Oteli’nde insanlık tarihine geçen bir katliamla yakılarak katledilen Hasret Gültekin ve diğer aydınların 20. ölüm yıldönümü. Bugün Hasret Gültekin’e olan hasretimin daha fazla artığı bir gün. Bu acı ve hasret dolu günü Hasret Gültekin dinleyerek geçiriyorum.
Seni Hasretle ve özlemle anıyorum… Teşekkürler HASRET GÜLTEKİN...
Türkiye’nin tarihi; Koçgiri, Dersim, Ağrı, Zilan, Maraş, Çorum, Sivas, Amed, Gazi ve Roboskî katliamlarının tarihidir. Bunları unutmayacağız. Sivas Madımak’ta katledilen CAN’larımızı da umutmadık, unutturmayacağız!