
Grup adına açıklamada bulunan Esra Soyaktaş, Kalay’ın 12 Eylül 2012 tarihinde geçirdiği kalp krizinin ardından bilinçli bir şekilde hastaneye geç götürüldüğünü, bundan dolayı mevcut sağlık sorunlarının onarılamaz bir hal aldığını vurgulayarak, Kalay’ın ölüm riski taşıdığı bilinmesine rağmen tedavisinin engellendiğini belirtti. Soyaktaş, "Adli Tıp Kurumu'nun hiçbir inceleme ve muayene yapmadan 'kalbi çalışıyor' gerekçeleriyle başvuruları reddetmesi, hasta tutsaklara yönelik intikamcı, ölüme terk etme yaklaşımının bir sonucudur" diye konuştu.
Cezaevinde 734 kişi öldü
Adli Tıp Kurumu'nun tarafsızlığını yitirdiğini ve siyasal iktidarın kendisine muhalif tutsakları öldürme politikasını hayata geçiren bir kurum haline geldiğini ifade eden Soyaktaş, son 10 yılda cezaevlerinde bin 734 kişinin yaşamını yitirdiğini ve şu an 490 hasta tutsağın bulunduğunu vurgulayarak, tüm hasta tutsakların serbest bırakılmasını istedi. Açıklama oturma eylemi ardından sona erdi.
Kalbi atıyor tahliyeye gerek yok
Tecrite Karşı Mücadele Platformu, kalbinin yüzde 32'si çalışan hasta tutsak Abdullah Kalay'ın durumuna dikkat çekmek amacıyla, tutuklu bulunduğu Kocaeli-Kandıra 2 No'lu F Tipi Cezaevi önünde basın açıklaması düzenledi. "Hapishanelerde tecrit ve işkenceye son, hasta tutsaklar serbest bırakılsın" pankartı açılan eylemde "Anaların öfkesi katilleri boğacak", "Devrimci tutsaklar teslim alınamaz" ve "Tecrite son" dövizlerini taşındı. Platform adına basın açıklamasını Sedar Fırat Kınalı yaptı. Türkiye'de demokrasi olup olmadığının anlaşılması için cezaevlerine bakılmasının yeterli olacağını belirten Kınalı, MKP davasından hükümlü olarak tutulan ve cezaevinde kalp krizi geçiren Kalay'ın ancak tutsakların eylemleri üzerine saatler sonra koma halindeyken yürütülerek hastaneye götürüldüğünü ifade etti. Kınalı, hastaneye geç kaldırıldığı için kalbinde ağır tahribatlar oluştuğunu söyledi. Kalay'ın kalbinin fonksiyonlarını artık yerine getiremediğini söyleyen Kınalı, Kocaeli Üniversitesi Hastanesi'nde yapılan EKO tetkikleri sonucunda kalbinin sadece yüzde 32'sinin çalıştığı yönünde rapor verildiğini ve ikinci bir kalp krizi geçirmesi ihtimalinin yüksek olduğunun belirtildiğini de sözlerine ekledi. Buna rağmen, Kalay’ın cezaevine gönderildiği ve hakkında Adli Tıp Kurumu'nun "kalbinin atıyor olması" gerekçe gösterilerek, cezaevinde kalmasında bir sakınca olmadığı yönünde rapor verildiğini belirterek, "Abdullah Kalay bir an önce serbest bırakılmalıdır" diye konuştu. Farklı cezaevlerinde 100'e yakını ölüm sınırında olan 412 hasta tutsağın olduğunu da belirten Kınalı, "Bir kez daha güçlü bir şekilde haykırıyoruz. Devrimci tutsakların içeride öldürülmesine sessiz kalmayacağız" dedi.
Adana'da basın açıklaması
İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi ve Adana Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Derneği (TUHADER) Şubesi üyeleri de cezaevlerinde tutuklu bulunan hasta tutsakların durumuna ve cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dikkat çekmek amacıyla Adana Adliyesi eski binası önünde basın açıklaması düzenledi. Cezaevlerindeki sürgünler ve baskıların her geçen gün arttığına dikkat çekilen açıklamada, hasta tutsakların serbest bıkarılması istenerek, hükümete ölümler yaşanmadan adım atması çağrısında bulunuldu.
Amed'de ise İHD Şubesi'nde de ciddi hastalığı bulunmasına rağmen serbest bırakılmayan Ali Ekber Oruç'un durumuna dikkat çekmek amacıyla basın toplantısı düzenledi. Toplantıya İHD Şube Başkanı Raci Bilici va hasta tutsak Oruç'un eşi Cemile Oruç ile ağabeyi Halil Oruç katıldı. Toplantıda konuşan Bilici, Adalet Bakanlığı'nın bir an önce hasta tutsaklar için adım atmasını istedi. Halil Oruç ise kardeşinin cezaevinde yaşamını yitirmesi durumunda sorumlusunun hükümet ve Adalet Bakanı'nın olacağını belirtti.
HABER MERKEZİ