... 18 yıldır cezaevindeyim. 5 yıldır da bu amansız hastalıkla uğraşıyorum. Bu dünyadan tek istediğim savaşın olmadığı, barışın egemen olduğu, insanların özgür olduğu yarınların gelmesini umut ediyorum.
Sizin gibi insanların varlığı o güneşli güzel günlerin geleceğinin bir işaretidir.
Saygılarımla,
Latif Badur - M Tipi Kapalı Cezaevi - Midyat (11.01.2011)

Cezaevinde yakalandığı kanser, siroz ve tüberküloz hastalıklarına rağmen tahliye edilmeyen Latif Bodur, 7 Kasım 2011’de Ankara Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi mahkum odasında yaşamını yitirdi.


***


‘Bütün hasta  tutsaklara özgürlük’

... Herkese ama herkese adalet ve özgürlük olsun diyorum. Sizlerin bu anlattıklarıma karşı kayıtsız kalmayacağına inanıyorum. Zaman benim için olduğu kadar benimle aynı koşullarda olan sayısız hasta arkadaşım için de önemlidir. Çünkü biliyorsunuz ki sayısız insanımızı yitirdik. Benzer sonlar kaderimiz olmasın. Önemli olan vicdanların yok olmamasıdır. Sizler için de zamanın önemli olduğuna inanıyor, dışarıdaki tedavimi sürdürebilmek için gereken ilgi ve alakayı göstereceğinize inanıyorum. Şimdiden hepinize teşekkür ediyor, selam ve saygılarımı sunuyorum. Benimle aynı koşullarda olan bütün hasta tutsaklara özgürlük ve sağlıklı bir yaşam diliyorum....
Hediye Aksoy - Bakırköy Kadın Cezaevi (Temmuz 2011)

Hediye Aksoy, şarapnel parçası nedeniyle iki gözünü kaybetti. Ağır ameliyatlar geçirdi. Artık beslenemiyor. Durumu ağır. Ayrıca son olarak kendisinde kanser de teşhis edildi.


***


‘Çayımızda şekersiniz’

... Gözümdeki rahatsızlık bir yıldı doldurmasına rağmen devam ediyor. En son anjiyo çektiler, biraz düzelme varmış. İstediğim çalışmaları yapamıyorum ama yine de okuyorum.  Tahliyecileri ziyaret etmenin, onların sizi ziyarete gelmesi çok güzel şeyler. Yaşadıklarınızı belki ilerde bizimle de yaşarsınız. Ben gelirim kesin. Mutlaka gelirim. Ama seni daha hiç görmedim ki nasıl tanıyacağım seni. Sana bir de Füruğ’dan şiir yazayım. İranlı kadın şairi çok severim. Kadınlar gününde kadın şairle bitiriyorum mektubumu. Seni sevgiyle kucaklıyorum.

Dostlukla…
Şayet bir gün, ey gökyüzü
Kanatlanırsam bu sessiz evden
Ağlayan çocuğa nasıl söylerim
Tutsak bir kuşum,
vazgeç benden


Adnan Öztel - T Tipi Hapishane A-5 Bafra Samsun (3 Mayıs 2011)


***


Fatma Tokmak


Bakırköy Kadın Tutukevi’nde tutulan Fatma Tokmak, maruz kaldığı ağır işkencelerin de etkisiyle ağır kalp hastalığına yakalandı. Hastalığı da dikkate alınarak mahkeme tarafından tutuksuz yargılanmak üzere 2006 yılında serbest bırakıldı. Ancak suçluluğunu kanıtlayacak hiçbir delil olmamasına rağmen mahkemenin verdiği ‘müebbet hapis’ cezasının onanmasıyla tekrar cezaevine konuldu.

***


‘Umut nasıl da parlıyor...’

Gökyüzü ve mevsim bulutlu ve puslu. Güneş öteye çekilmiş. Işıl ışıl bir zamanı düşlerken çocuklar yeni bir yılı daha ekliyoruz takvim sayfalarına…
Düşlerimize ve çocuklarımıza saldırıyorlar. Ve mavi dağların kır çiçeği zamanına. Tarihin derininden çocukça sevdalar topluyoruz şimdi. Yağmur damlalarında biriktiriyoruz hayatı. Her özgürlük sevdalısı çocuğun yüreğindeki ışıktan tohumlar derliyoruz. Toprakta büyütmek için umudu, özgürlüğü ve baharı…
Bütün sevgimizle bulutları öteliyoruz. Ardından yüzümüze dokunuyor güneş, ışığıyla… Umut nasıl da ışıl ışıl parlıyor bir halkın gözbebeklerinde. Çoğalıyoruz ve yüreklerimiz sevdadan nehirler yaratıyor. Fırtınalara rağmen, baharlar sadece özgürlük sevdalılarının düşlerini büyütecek...
Hayati Kaytan - F Tipi Cezaevi / B-29 / Kırıkkale (Ekim 2009)

Hayati Kaytan, donmadan kaynaklı sol ayak parmakları kökten, sağ ayak parmakları eklemden kesilmiş. Beynindeki ur nedeniyle ameliyat edildi. Adı, İHD ve TUHAD-FED’in Kasım ayında yayınladığı raporda, cezaevi koşullarının her saniyesi dahi hayatlarına mal olacak 19 hasta tutuklu ve hükümlerden biri olarak geçiyor.


***


‘Böyle bir arada olmak varmış’

Beni çok mutlu eden mektubunuzu aldım, yazdığınız için teşekkürler... Dolu dolu’ya yazdıklarınız, duygularınız, fikirleriniz... Bir de böyle bir arada olmak varmış; neler neler yapılmazken! Umarım bu deli dalga daha delice, daha da büyür ve kötülükleri def eder... Uzun uzun yazamadığım için bağışla beni; sağlık sorunumdan dolayı pek yazamıyorum... Senden, „sizden“ beklerim ama, kısa ya da uzun. Cevabını mutlaka yazarım...
A.Samet ÇELİK - 2 Nolu F Tipi Cezaevi - İzmir
Abdul Samet Çelik, MDS kan kanseri, durumu ağır. O da, İHD ve Tuhad-Fed’in raporunda, cezaevi koşullarının her saniyesi dahi hayatlarına mal olacak 19 hasta tutuklu ve hükümlerden biri olarak geçiyor.


***


Kalbi delik bir tutsak


... Cezaevinde 16 yılı bitirip 17’sine girmek üzereyim. Erzincan DGM’de 36 yıl ceza aldım. Kalp yetmezliği var, ayrıca 1.55 çapta delik varmış.  Bol bol roman okuyorum. Özellikle Franz Kafka çok ilgimi çekiyor. Ara sıra şiir yazmaya çalışsam da, bu alanda sınıfta kaldığımı belirtebilirim. Düz yazı üzerine yoğunlaşıyorum. Bir de fırsat buldukça anıları kısa kısa yazmaya çalışıyorum. Dedim ya, deneme roman tarzında bir şeyler karaladım. Bunun ete kemiğe büründürülmesi gerek. Ancak sağlık sorunları konsantre olmamı engellediği için halihazırda öyle bekliyor...

Sinan Bülbül E Tipi Cezaevi/ 30. Oda/ Muş (18 Mart 2010)

***


‘Oğlum tedavi edilsin’


‘’Oğlum 3 yıl önce cezaevinde düşüp bayılıyor ve doktora götürüyorlar. Kalp ve damar tıkanıklığından dolayı kalp krizi geçirdiği tespit ediliyor. Bir kere anjiyo yapılıyor ve daha sonra tekrar rahatsızlanıyor. Oğlum şu an da benzer rahatsızlıklar yaşıyor. Ağzı yara olmuş ve ayaklarından tutalım vücudunun birçok yerinde yaralar çıkmaya başladı. Ben bir an önce oğlumun tedavi edilmesini istiyorum.“ Oğlu ile ilgili konuşurken gözyaşlarını tutamayan Hüseyin Kutli, „Devlet eğer bu tür baskılarla bizi yıldıracağını ve mücadeleden vazgeçireceğini düşünüyorsa yanılıyor. Ben oğlumun yaptıklarının yanlış olduğunu düşünmüyorum. Ve sonuna kadar mücadelemizi sürdüreceğiz“ dedi.
Adana Kürkçüler F Tipi Cezaevi’nde bulunan kalp hastası Mehmet Kutli, 36 yıl hüküm giyip, 8 yıldan beri cezaevinde. Kendisi aynı zamanda Behçet hastası. Gittikçe zayıflıyor, tedavi edilmediğinden hastalığı ilerliyor. Bir gözü artık kapanmaya başladı.


***


Taylan Çintay


Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde tutsak. 21 yaşında ömür boyu hapis cezasına çarpıtırılan Taylan Çintay, şimdi 34 yaşında. Mesane kanseri ile mücadele ediyor. Son olarak 17 Kasım 2011′de Adana Numune Hastanesi’nde, dördüncü kez ameliyat oldu. 3 ayda bir kontrol edilmesi gerekirken çeşitli bahanelerle ameliyatı bir yıl ertelendiği için üç ayrı tümör alındı.


***


Diğer hasta tutsaklar

İHD raporuna göre durumu ağır olan diğer hastaların isimleri şöyle:
Nizamettin Akar (Gırtlak kanseri-Muş E Tipi Kapalı Cezaevi), İzzet Turan (Ankilozom mide ülseri, kemik erimesi, böbrek yetmezliği, bel fıtığı hastası- Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi), Temino Baysal (Belden aşağısı felç ve yatalak-Siirt E Tipi Kapalı Cezaevi), Halil Güneş (Kemik kanseri, akciğerde tümör var, epilepsi hastası-Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi), İmam Çelik (Hafızasını yitirmiş, yardım almadan hiçbir ihtiyacını karşılayamıyor-Kırıkkale Hacılar F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor), Şefket Öznur (Hipertansiyona bağlı felç, diyabet, kronik kalp yetmezliği, bir gözünü kaybetmiş, tedavi edilmezse diğerini de kaybetmek üzere- Ümraniye T Tipi Kapalı Cezaevi),  Naci Akyol (Akciğer kanseri-Sivas E Tipi Cezaevi), İsmet Demir (Boğazında kitle var-Gaziantep E Tipi Kapalı Cezaevi), Adnan Uysal (Karaciğer ve Akciğer kanseri-Ankara Sincan L Tipi Kapalı Cezaevi), İsmet Ayaz (Çölyak hastası-Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor).