Hasta tutsaklarla cezalandırma

14 Eylül 2021 Salı - 16:16

  • İktidarın hasta tutsakları rehine olarak gördüğünü belirten İHD ve MATUHAY-DER yöneticileri, tahliyelerin engellenmesiyle ailelerin de cezalandırılmak istendiğini söyledi.

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) Mart 2018 raporuna göre son 17 yılda toplam 3 bin 500 hasta tutsak yaşamını yitirdi. Derneğin Nisan 2020’de açıkladığı son rapora göre Mart 2018 - Nisan 2020 tarihleri arasında 16 ağır hasta tutsak cezaevinde, 5’i de tahliyelerinden kısa bir süre sonra yaşamını yitirdi. Aynı rapora göre cezaevlerinde şu an 605’i ağır olmak üzere bin 604 hasta tutuklu bulunuyor. Bunlardan 249’u ise kadınlardan oluşuyor. Hasta tutsakların durumları her geçen gün daha da ağırlaşırken, derneğin önümüzdeki Kasım’da yeni raporunu açıklaması bekleniyor.  

İHD İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu üyesi Mehmet Acettin ve Marmara Tutuklu Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MATUHAY-DER) Eşbaşkanı Nesim Özkan, tüm çağrılara rağmen tahliye talepleri karşılanmayan tutsakların durumunu, MA’dan Mehmet Aslan’a değerlendirdi.  

Rapordaki isimlerden de kaybettik

Cezaevi koşullarından kaynaklı tutukluların sağlık durumlarının kötüleştiğine dikkat çeken Acettin, 2020’de açıkladıkları son raporda yer alan birçok ismin yaşamını yitirdiğini aktardı. Hasta tutsaklara dair yeni bir liste hazırladıklarını ifade eden Acettin, “Cezası ağır olan tutukluların durumu daha ağır. Yıllar içinde cezaevinde birçok hastalığa yakalanmışlar. Aileler, birçoğunun ölüm sınırında olduğuna dair başvuru yapıyor, Bu durumun acilen gündeme gelmesi lazım. Çünkü günden güne yeni ölümler yaşanıyor” dedi. Hasta tutsak Sabri Kaya’nın günde dört defa hastaneye gitmesine rağmen tahliye edilmediğini anımsatan Acettin, ”Yine Mehmet Ali Çelebi de kanser tedavisi görüyordu. Başka hastalıkları da vardı. Ölüm eşiğine gelince tahliye ettiler” diye konuştu.  

Düşmanca politikaların ürünü

Devletin hasta tutsaklara ilişkin tutumunun altında ”düşmanca politikalar” yattığını ifade eden Acettin, tutulardan intikam alındığını söyledi. Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) birçok tutuklu hakkında yanlış kararlar verdiğini belirten Acettin, ”cezaevinde kalamaz” raporu verilenlerin ise tahliye edilmediğini kaydetti. Acettin, “Ağır hasta, çocuklu, engelli, yataklı tutuklar var. Bunlar cezaevinde kalacak tutuklular değil. Devletin ceza çektirme zihniyeti var. Siyasi olarak kendilerine rakip olarak gördükleri, yahut Kürt yurtseverleri tahliye etmiyorlar” dedi. Acettin, dünyada buna benzer bir durumun olmadığına işaret ederek, şunları kaydetti: ”Burjuva hukuku dahi uygulanmıyor. Keyfiyete göre bir yöntem var. Bu nedenle hak gaspları her gün artıyor. Bunlar insan haklarına sığmayan durumlar.”

Kürtlere ölüm siyaseti

MATUHAY-DER Eşbaşkanı Nesim Özkan ise birçok tutsağın ölüm sınırında tahliye edildiğine dikkat çekti. Hasta tutsakların tedavilerinin aksatıldığını aktaran Özkan, şöyle devam etti: “Hem ailelerle hem son dönemlerde bırakılan insanlarla konuştuğumuzda, devletin bir izole yöntemi denediğini görüyoruz. Hasta tutuklular ölüm döşeğine girmeden bırakılmıyor. Yıllardır siyasi tutsaklar üzerinde bu politikalar uygulanıyor. AKP, özellikle Kürtlerin üzerinde böyle bir politika uyguluyor. Bu ideolojik bir politikadır.”

Tahliyelerin önü açılmıyor

ATK raporlarına rağmen Adalet Bakanlığı’nın da tahliyelerinin önünü açmadığını söyleyen Özkan, ailelerin bakanlığa yaptıkları tahliye başvurularına da olumsuz yanıt verdiğini belirtti. Özkan, şöyle konuştu: “Hasta tutukluların bırakılması idarenin insafına kalıyor. Hasta tutuklular zamanında hastaneye sevk etmiş olsalar biraz daha yaşama şansları var. Hastayı tedavi eden doktor ile hasta arasındaki bağ da eksik. Revire gittiğinde dosyasına bakılıyor ve eğer dosyasında PKK’yle ilgili bir şey yazıyorsa tutuklunun kelepçesi bile açılmıyor.”

Cezaevinde ölüm olmamalı

Özkan, hasta tutsaklara yaklaşımının Kürtlere yönelik politikalarla bağlantılı olduğuna işaret ederek, ”Kürtlere karşı antihukuk uygulaması söz konusu. Hastaneye gittiklerinde bile bir işkence var. Bir insanın yaşamı birilerinin elinde olmamalıdır. Biri hapiste diye yaşamı bu kadar ucuz olmamalıdır. Bir insan cezaevinde ölmemelidir. Bu iktidarın kalbi taşlaşmış, hiçbir şey görmüyor. Sadece ‘siyasi tutsakları nasıl bitireceğim, cezaevindeki insanları nasıl susturacağım’ diye düşünüyor” dedi.

Rehine olarak görüyor

Devletin ”güç bende, cezaevleri benim denetimimde, hukuk benim elimde her şey benim elimde” şeklinde hareket ettiğini ve bunun bir tehdit olduğunu kaydeden Özkan, özellikle AKP iktidarı döneminde cezaevinden çok sayıda cenazenin çıktığını söyledi. Özkan, şunları ekledi: ”İktidar kendisi gibi düşünmeyen bütün tutukluları rehine olarak görüyor. Tutuklular üzerinden aileleri de kendince terbiye etmeye çalışıyor. Herkesin tutuklulara sahip çıkması lazım. Eğer sahip çıkmazsak devletin istediğini yapmış oluruz. Eğer sahip çıkarsak devlet geri adım atar. Bu bütün sivil toplum örgütleri ve siyasilerin de sorumluluğudur.”  İSTANBUL

 

AİHM tutuklu yargılamayı, ifade özgürlüğü ihlali saydı!

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) HDP’li eski Siirt Belediye Başkanı Tuncer Bakırhan’ın tutuklu yargılanmasının ”ifade özgürlüğü ihlali” olduğuna hükmetti.

PKK üyeliği ve propagandası yaptığı suçlamasıyla tutuklanarak görevinden alınan Tuncer Bakırhan, 10 yıl 18 ay hapis cezasına çarptırılmış, Ekim 2019’da serbest bırakılmıştı. Bakırhan devam eden dava ile ilgili aynı yıl AİHM’e şikayet başvurusunda bulunmuştu.

AİHM, başvuruyla ilgili kararında Türkiye’nin özgürlük ve güvenlik hakkının korunmasıyla ilgili 5. madde ile ifade ve düşünce özgürlüğünün korunmasıyla ilgili 10. maddeyi ihlal ettiğine karar verdi. AİHM kararında Bakırhan’ın “yeterli neden” gösterilmeden duruşma öncesi iki yıldan fazla tutuklu yargılandığına dikkat çekildi. Bakırhan’ın belediye başkanı olarak bir muhalefet partisini temsil etmek üzere seçildiği, suçlamalara neden olan ifadelerinin de ”doğal olarak açıkça siyasi” bir niteliğe sahip olduğu kaydedildi.

Türkiye mahkeme masrafları da içinde olmak üzere toplam 13 bin euro tazminat ödeyecek.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.