Bugün tam bir buçuk yaşındasın. Vasiyetnamemi bitirdim, kapatıyorum. Sana bir resmimi yadigar olarak bırakıyorum. Öğütlerimi tut, iyi bir Türk ol.
Komünizm bize düşman bir meslektir. Bunu iyi belle. Yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır. Ruslar, Çinliler, Acemler, Yunanlılar tarihi düşmanlarımızdır.
Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Araplar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Romenler yeni düşmanlarımızdır.
Japonlar, Afganlılar ve Amerikalılar yarınki düşmanlarımızdır.
Ermeniler, Kürtler, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Lazlar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler içer(de)ki düşmanlarımızdır.
Bu kadar çok düşmanla çarpışmak için iyi hazırlanmalı.
Tanrı yardımcın olsun.
(Nihal Atsız’ın oğluna vasiyeti)
***
Alıştık; "resmi ideoloji" deyince "Kemalizm"i anlıyoruz, ikisini özdeşleştiriyoruz.
Kemalist olmayanlar kritik sorunlarda "Kemalist" gibi davranınca da, "Kemalizm’den kopmamış" deyip işin içinden sıyrılıyoruz. Ne var ki, "Kemalizmden kopmamış" kolaycılığı, ana kaynağın gözden kaçmasına neden oluyor.
Resmi ideoloji Kemalizmdir deyince, kaynağını da en fazla İttihat ve Terakki’ye götürebiliyoruz. Onun kaynakları da, yıkılan imparatorluk travması, azınlıkların milliyetçi kalkışmaları, Fransız Devrimi’nin etkileri, vb... Bilemediniz, kapitalizm, burjuvazi, kendi pazarını oluşturmak, ulus-devlet...
Bunu artık değiştirmek gerek. Türk resmi ideolojisinin belirleyici maddi kaynağı, önceki yazılarımızda sözünü ettiğimiz "Fetihci-yerleşimci" varoluştur.
Bu resmi ideoloji, Türkçülük!..
Bildiğimiz sıradan milliyetçilik değil... Türkçülük!..
Türkiye’nin Türkçülüğü... İsrail’in Siyonizmi...
TC’nin Siyonizmi; Türkçülük... İsrail’in Türkçülüğü; Siyonizm...
Bunun gibi...
Yineleyelim: Resmi ideolojinin maddi kaynağı, "yerleşimci-ilhakçı" varoluş. Tek bir versiyonu yok bunun; olamaz da. Çeşitli sınıfları, çıkarları, koşulları temsil eden, bu zeminlerde inşa edilen farklı versiyonlarının olması kaçınılmaz. O büyük şemsiye içinde, irili ufaklı, etkili etkisiz, tabanı geniş ya da dar pek çok versiyon olagelmiştir, bugün de vardır. Temel ortak bağ, "Türkçülük"dür. Bu, kiminde çok açık ve kaba, kiminde ince ve dolayımlarla gizlenmiş biçimlerde içselleşmiştir.
Ontolojik zihniyet, korku, ırkçılık, inkarcılık, hurafe tarih, şiddete müptela kültür üretiyor ve düşmandan besleniyor. Türkçülük bu ihtiyaca cevap veriyor. "Zihniyet" ile resmi ideoloji çakışıyor; "resmi" olan toplumsallaşıyor, sivilleşiyor. Toplumsal varoluşu ve psikozu ifade ediyor.
Kemalizm, bu resmi ideolojinin bir versiyonu...En gelişmişi...Baskın olanı... İdeolojik alanda kalmayıp, devleti inşa ettiği için en etkin olanı... Kuruluşa her alanda damgasını vurmuş ve öteki versiyonların çoğunluğuyla kesişebildiği ölçüde en kapsayıcı olanı...
Ama o kadar...Sonuçta bir versiyon...
Evet, başka versiyonları da var resmi ideolojinin. Kemalist olmayan. Ondan kopan ama asıl resmi ideolojiye bağlı kalan, asıl ondan kopamayan...
İttihatçılardan Kemalistlere, Türk-İslam sentezcilerinden AKP türü ılımlı İslamcılara, safkan liberallerden sözde "Markscı-Leninci Türk sosyalistleri"ne, Avrupaî sosyaldemokratlardan radikal Müslüman ümmetiçilere, hepsi birden, esas olarak "şemsiye Türkçülük"ten, "Anadolu Türktür" ideolojisinden kopamadıkları için üst resmi ideolojinin alt versiyonları olmaktan kurtulamıyorlar. Aynı kapıya çıkıyorlar, kadim kavimler kapısını Türkleştiriyorlar.
Dolayısıyla mesele, Türkçülük diye adlandırdığımız resmi ideolojinin kaynağının kurutulması. Hepsini çöpe atmak; "İlhakçı"lık olarak nitelendirdiğimiz olguyla barışmak, "yüzleşme ve barışma"nın gereğini yapan yeni bir düzleme geçmek, en başta da Türkleri "Türkçülük"ten kurtarmak...
Keşke salt Kamalizmden kopmak bütün bunlara yetseydi...