
Nusaybin, Derik, Cizre, Silopi ve Sur ilçelerinde günlerdir sokağa çıkma yasağı devam ederken, halkın sağlık hizmeti hakkını gasp eden Türk yönetimi, hastaneleri de karargaha çevirmiş durumda. Hastahane önlerinde ambulanslar değil, TOMA ve Akrep gibi zırhlı araçlar bekliyor.
Öğretmenler savaşın sürdüğü kentlerde çıkarılırken, sivillere hizmet vermeleri engellenen sağlıkçılar ise 'can güvenliğini sağlayamıyoruz' gerekçesiyle Sağlık Bakanlığı tarafından 'zorunlu mesai' adı altında hastahanelerde hapsedilmiş durumda. Sağlık çalışanları, bir bölümü yatakhaneye çevrilen hastahanelerde kalıyor.
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Türk Tabipler Birliği (TTB) Devrimci Sağlık-İş Sendikası gibi sağlık kurumları, çatışma ortamında sağlık çalışanlarının, sağlık tesislerinin, sağlık hizmetlerinin kaygı verici bir noktaya geldiğine dikkat çekiyor. Yaşananlardan Türk hükümeti ve Sağlık Bakanlığı'nı sorumlu tutan sağlık kurumları, çatışmaların son bulmasını istiyor.
Can güvenliği kalmadı
SES Eşbaşkanı Gönül Erden, "Çatışmalar gerekçe gösterilerek sağlık çalışanları zorunlu olarak ve hiç ara vermeden 10'ar günlük görevlendirilmelere tabi tutuluyor. Askeri karargah olarak kullanılan hastahanelerimizdeki sağlık çalışanlarımızın can güvenliği kalmamıştır" dedi.
Uluslararası sözleşmelerin ihlali
Sokağa çıkma yasakları ve saldırılar altında sağlık hizmetinin verilemediğinin altını çizen Erden, "Bebeklerin aşısı yapılamıyor. Eczaneler açılmıyor. Kadınlar evlerde doğum yapmak zorunda kalıyor" dedi ve ekledi: "Türkiye'nin taraf olduğu pek çok uluslararası belge, her türlü savaş ve çatışma koşullarında hastahanelerin korunmasını emrederken bugün Türkiye'de hastaneler karargah olarak kullanılmaktadır."
Çatışma mekanına dönüştü
TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan ise "Sağlık emekçilerinin görevlendirilmesi ve hastanelerden çıkamadan ateş altında çalışmak zorunda kalmaları ülkenin adı konmamış bir savaşa sürüklendiğini gösteriyor" dedi. İlhan, durumu şöyle özetledi: "Hastahaneler çatışma bölgelerinde özel harekat polisleri tarafından birer karargah gibi kullanılmaktadır. Buradan dışarıya ateş açılmakta, dışarıdan da buraya ateş edilmekte, roketli saldırılar olmaktadır. Sağlık kurumları sağlık kurumu olmaktan çıkmıştır. Türkiye’nin de taraf olduğu pek çok uluslararası belge her türlü savaş ve çatışma koşullarında hastahanelerin korunmasını emrederken bugün bırakın korunmayı birer çatışma mekanı haline dönüşmüştür. Kapısında ambulans yerine TOMA’lar, Akrepler beklemektedir."
Sağlık hizmeti gasp edildi
Gazetemize konuşan SES Amed Şube Başkanı Ramazan Kaval da sokağa çıkma yasaklarıyla birlikte halkın sağlık hizmeti hakkının da gasp edildiğini belirtti. Kaval, "Sağlık personeli gidip yasaklı bölgelerde çalışamıyor, sağlık hizmeti veremiyor. Yaralı ve diğer hastalık durumlarında ise hastanelere taşıyabilme imkanları da yok" dedi.
Sağlık çalışanlarına darp
Sağlık personelinin de hedef haline geldiğini ve baskıya maruz kaldığını anlatan Kaval, şöyle konuştu: "Şu anda yasaklı olan bölgelerde, eğitim kurumları gibi hastahanelerde de devlet güçleri konumlanmış, karargah gibi kullanılıyor. Sağlık personellerine baskılar var. Panzerler ve tanklar ilçelerdeki hastahanelerin önünde duruyor. Size Lice’den bir örnek vereyim. Bir ihbar üzerine hastahaneyi basan polis, bütün sağlık çalışanlarını başlarına silah dayayıp dövdükten sonra hakaretler eşliğinde ölümle tehdit etti. Böylesi bir süreci yaşıyoruz."
Sağlıkçılar olarak yaşam hakkını savunduklarını kaydeden Kaval, "Yaşam hakkı evrensel ve insani bir haktır. Biz kimsenin ölmesini istemiyoruz" dedi. "Üzerimizdeki zulüm bir an önce son bulmalı" diyen Kaval, "Halkımız da aynı zulme maruz kalmaktadır. Ölülerimiz, ya buzdolaplarında bekletiliyor ya da panzerlerin arkasında sürükleniyor. Bunun da biran önce son bulması gerekiyor" diye konuştu.
Sağlık değil savaş bakanı
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ise sağlık değil adeta Savaş Bakanı gibi davranıyor. Cizre'de hastanede mahsur kalan doktorların "imdat" çağrısının Meclis Genel Kurulu'nda gündeme gelmesi ardından açıklama yapan Müezzinoğlu, sağlık çalışanlarının can güvenliğini isteyen sağlık kurumlarını 'ihanet'le suçladı. Cizre ve Silopi'de öğretmenlerin ilçeden çıkarıldığını unutan Müezzinoğlu, "sağlıkçıların çekilmesine" ilişkin ise şöyle konuştu: "Çekilmek kolaycılıktır. Bırakalım o zaman orayı. Güvenlik güçleri de çekilsin, emniyet de çekilsin. Sonra silahlı kuvvetler de çekilsin. Bunlar, ihanet cümlesidir. Çanakkale'de doktorlar çekildi mi? Bir meslek onuru var. İkincisi, vatan ve millet onuru var. Biz çekilmeyeceğiz, ne pahasına olursa olsun, hiçbir köşeden."
RAMAZAN MARANKOZ/HABER MERKEZİ