
İnsan Hakları İçin Hekimler Organizasyonu (PHR) Türkiye’nin Güneydoğu’sunda 11 ay süren sokağa çıkma yasağı boyunca bir çok hastane ve okulun askerler tarafından garnizon olarak kullanıldığına dikkat çekildi. Nisan ve Mayıs 2016 tarihleri arasında başta Cizîr (Cizre), Silopiya (Silopi) ve Sûr olmak üzere sokağa çıkma yasaklarının ve yıkımların olduğu bölge illerine giderek incelemelerde bulunan İnsan Hakları İçin Hekimler Organizasyonu (PHR) yaptığı incelemelere ilişkin rapor yayınladı. Merkezi Amerika’da bulunan Nobel ödüllü PHR’nin 36 sayfalık raporunda ayrıca 15 Temmuz darbe girişimi ardından hükümet tarafından ilan edilen OHAL sürecine ilişkin değerlendirme ve gözlemler de yer aldı. Bölge illerinde bulunan sivil toplum örgütlerinin yanı sıra bölge sakinlerinin tanıklıklarının yer aldığı raporda, heyetin Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Müdürlüğü, Valiler ve Kaymakamlarla da görüşmek istediği, ama hiç birisinin bu yönlü taleplerine yanıt vermediği kaydediliyor.
Kanlı operasyonlar yapıldı
Raporda, darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL ile beraber Temmuz 2015 tarihinden itibaren Kürt illerinde uygulanan sokağa çıkma yasakları ve yaşanan yüzlerce kişinin ölümleri ile ilgili hükümete yönelik eleştirilerin susturulduğu ifade ediliyor.
Temmuz 2015’ten itibaren Türk yetkililerinin Türkiye’nin güneydoğusunda yurttaşlara yönelik geniş çaplı bir operasyon başlattığı ifade edilen raporda, 24 saat aralıksız ve aylarca süren sokağa çıkma yasakları nedeniyle insanlar sağlık, su, yiyecek ve benzeri temel ihtiyaçlara ulaşmasının engellendiği ve bu operasyonlar nedeniyle binlerce ölümün yaşandığı kaydedildi. Kürtler için zaten son 30 yıldır çok da iyi işlemeyen adalet sisteminin tamamen ortadan kalktığına dikkat çekilen raporda, “Türkiye halkları için genel olarak mesaj çok net: Hükümete yönelik hiçbir eleştiri tolere edilmeyecek” ifadeleri kullanıldı. Cizre’de 79 gün süren sokağa çıkma yasakları boyunca çok ciddi hak ve yaşam ihlallerinin yaşandığı ifade edilen raporda: “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 100 kişiden fazla sivil insanın bulunduğu binaların bodrum katındaki inşalara tıbbi müdahale yapılması önündeki çağrılar Türk yetkililer tarafından görmezden gelindi. Bu engellemelerden kaynaklı burada bulunan insanların hepsi yaşamını yitirdi. Yasaklar kalktıktan sonra burada tam olarak nelerin yaşandığının ortaya çıkmaması, suç delillerinin ortaya çıkmaması için binalar hemen yıkılıp veriler yok edildi” denildi.
Hastane ve okullar garnizon
Ambulansların ve ailelerin gitmesine izin verilmediği Cizîr’deki bodrumlarda yaşamını yitiren insanlar ile ilgili dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun “60 terörist öldürdü” şeklinde açıklama yaptığına dikkat çekilen raporda, buralardan çıkarılan cenazelerin çevre illerdeki hastanelere dağıtıldığı ve bir çok cenazenin teşhis edilemez durumda olduğu vurgulandı. Türkiye’nin Güneydoğu’sunda 11 ay süren sokağa çıkma yasağı boyunca bir çok hastane ve okulun askerler tarafından garnizon olarak kullanıldığına dikkat çekilen raporda, yaralılara müdahale etmek isteyen bir çok sağlık çalışanının tehdit edildiği veya ‘terör propagandası yapmak’ ile suçlandığı aktarıldı.
‘İncelemelere izin verilsin’
Raporun ‘zaman kaybedilmeden yerine getirilmesi gerekenler’ olarak nitelendirdiği bölümünde ise Türkiye’nin uluslararası arası sözleşmelere uyarak asker ve polislerin derhal hastanelerden çıkması gerektiğini, acil sağlık ekiplerinin müdahalelerinin engellenmemesi, görevini yapan sağlık çalışanlarının suçlu olarak ilan edilmemesi, insanların kendi fikir ve düşüncelerini serbestçe ifade edebilmesinin önünün açılması, güvenlik güçlerinin uluslararası normlara göre hareket etmesi, bölgede insan haklarına yönelik suç işlemiş kişiler ve sorumluluğu bulunanlarının yargılanması, bölgede sağlık, objektif inceleme yapabilmesi için uluslararası kuruluşlara açılması gerektiği vurgulandı.
RÜŞTÜ DEMİRKAYA
/DİHA/HABER MERKEZİ