- Deprem bölgesinde askerin sadece kodamanların çakarlı arabalarının yanında koruma olarak durduğunu belirten Bahadır Altan, “Burada kendi kendine yeten bir devlet, kamu organizasyonu yok. Halk yalnız. Devlet, asker, sadece yol kontrolü ve yardım engelleme, yardımlar oraya değil de buraya gitsin işine yarıyor” dedi.
SERAP GÜNEŞ
Deprem sonrasında ordu birliklerinin, en azından eratın, kurtarma faaliyetleri için deprem bölgesine hızla intikal etmemesi üzerine kimsenin cevaplayamadığı sorular var. Kimi yorumcular EMASYA Protokolü’nün AB uyum yasaları çerçevesinde kaldırılmasına işaret ederken, kimileri durumu 15 Temmuz sonrası ordunun, garnizonların her türlü hareketinin vali iznine/talimatına bağlanmasına bağlıyor. Esasen devleti halktan korumak amaçlı EMASYA’nın böyle bir felaket durumunda işlerliğinin olabileceği oldukça şüpheli. 15 Temmuz sonrası düzenlemeler de makul cevap gibi gelmiyor, çünkü “neden vali buna izin vermesin, neden valiler hemen talimat vermesin?” diye soruluyor. Muhabirimiz Serap Güneş, bu soruları eski savaş pilotu Bahadır Altan’a sorduk. Altan, 1992'den beri sivil havacılık alanında çalışıyor. Pegasus Havayolları'nda eğitmen ve kontrol hocası olarak çalışan Altan, Sabiha Gökçen Havalimanı'nda yaşanan uçak kazası sonrası yaptığı açıklamaların ardından işten çıkarılmıştı. Altan, deprem bölgesine de gidenlerden.
EMASYA'nın esasen halkın devlete karşı kalkışmasını önlemek, bastırmak amaçlı olduğunu ama bunun gibi felaketlerde işi kolaylaştırabilme potansiyeli olduğunu belirten Altan, "Aslında EMASYA’ya gerek yok. Valilik ihtiyaç duyduğunda bütün askeri birliklerden yardım isteyebilir. Bunun önünde engel yok. Şimdi vali, vali değil, AKP İl Başkanı gibi işlev görüyor. Bakanların bile değil, her şeye Erdoğan karar veriyor. Dolayısıyla EMASYA var olsa bile kullanamazlardı” dedi.
Burada halk yalnız
OHAL’in 24 saat sonra ilan edildiğini anımsatan Altan, “Şimdi burada OHAL var ama asker sadece kodamanların çakarlı arabalarının yanında koruma olarak duruyor. Şu anda halkı koruduğu yok. Burada kendi kendine yeten bir devlet, kamu organizasyonu yok. Halk yalnız. Devlet, asker, sadece yol kontrolü ve yardım engelleme, yardımlar oraya değil de buraya gitsin işine yarıyor. Yani mesele EMASYA var yok meselesi değil. Devletin bütün olanaklarını halkın hizmetine sunma anlayışının olmaması meselesi” şeklinde konuştu.
Umurlarında değil
EMASYA veya OHAL tavsiye edenlerin, aslında sorunu iktidarın hata yaptığına bağladığını kaydeden Altan, şunların altını çizdi: "Hayır. Bu bir hata değil, bilinçli bir tercih. Devletin olanaklarını halka sunması gibi anlayış yok. Örneğin; Hatay havaalanı hasarlıydı, hava kuvvetlerinin çabuk onarım birlikleri var, yarım saate uçuşa açabilirlerdi. Hava kuvvetlerine emir verse Savunma Bakanı, hayır onarmam mı diyecekti? Mümkün mü böyle bir şey? Demek ki umurlarında değil. Esas eksiklik, devletin olanaklarını halkın hizmetine sunma dertlerinin olmaması.”
SADAT’ı örgütledi
İktidarın askeri, orduyu böyle bir afet durumunda inisiyatif sahibi bir yardımcı kuvvet olarak konumlandırmak yerine EMASYA’nın kendi versiyonunu örgütlediğini belirten Altan, şöyle sürdürdü: “İktidar, ABD’deki Ulusal Muhafızlar’a benzetebileceğimiz, SADAT gibi teşkilatlanmalarla kendi versiyonunu örgütledi ama bunları afet için kullanmaz, seçimde hile için kullanır. Ordu kısmen iktidarın kontrolünde olmayabilirdi ve sahada bu bir fark yaratabilirdi ama esas mesele, kamunun olanaklarını halkın hizmetine sunmak gibi bir anlayış olmaması. Askeri kullanıyor, işte daha yeni Rojava’yı bombaladılar. Hava Kuvvetleri karşı taraf eylemsizlik kararı almışken niye bunu yapıyor, çünkü umurunda değil."