En zor koşullarda evini Kürt hareketine açtı. Oğlu Rıza Altun’un 12 Eylül darbesinde Diyarbakır zindanında kalmasıyla birlikte cezaevine ziyarete gelen Hatice Ana, oğlunun yanında kalan arkadaşlarıyla da ilgileniyordu. O dönemde Rıza Altun’la birlikte cezaevinde kalan Yazar Salih Sezgin, ilk başlarda mektup üzerinden tanıştığı Hatice Ana’yı anlattı.


Direnişin olduğu her yerdeydi

Hatice Ana’nın özellikle 12 Eylül döneminde zindanda yatan tutsaklara uygulanan işkenceye karşı büyük bir mücadele verdiğini söyleyen Sezgin, “Sadece zindan kapısında direnen, zindandaki işkencelere karşı dışarıda mücadele yürüten bir ana değildi. O aynı zamanda bir Kürt kadını olarak, Kürt özgürlük mücadelesinde çok önemli yeri olan bir anadır. Nerede bir direniş varsa, nerede bir mücadele varsa Hatice Ana oradaydı. Hatice Ana Kürdistan devrimcileri için büyük bir değerdir” diye ifade etti.

‘Hatice Ana: Cezaevindekilerin hepsi benim oğlum’

1983 yılında Diyarbakır zindandayken Rıza Altun ve Yılmaz Uzun ile aynı hücrede kaldığını ve o dönemde Rıza ve Yılmaz’ın kendisinden habersiz Hatice Ana’ya mektup yazdıklarını söyleyen Sezgin, Hatice Ana’dan kendisine gelen kartta mektup yazıldığını anladığını söyledi. Sezgin, Hatice Ana’nın yazılan mektuba cevaben yazdığı mektupta “Oğlum benim. Benim artık bir değil iki oğlum cezaevindedir. Ayrıca sadece ikiniz değil, cezaevindekilerin hepsi benim oğlumsunuz. Ne ihtiyacın varsa her şeyini ben karşılayacağım, ziyaretine geleceğim” diye yazdığını söyledi.

‘Aynı zamanda yoldaşımızdı’

Diyarbakır Cezaevi’nden Sinop Kapalı Cezaevi’ne sürgün edilmesinden sonrada ilişkilerini koparmadığını kendisine sürekli mektup yazdığını söyleyen Sezgin, oğlu Rıza Altun’un da Sinop’a sürgün edildiğini ve burada aynı koğuşta kaldıklarını ifade etti. Sezgin, “Hatice Ana maddi ve manevi olarak her zaman yanımızda oldu. Sinop’ta 2 buçuk yıl hücrede tek başımıza kalırken, belki en büyük moral kaynaklarımızdan biri Hatice Ana’ydı. Biz ona sadece Hatice ana demiyoruz. O aynı zamanda bizim bir yoldaşımızdı. Hem bir ana duygusu hem bir yoldaşlık duygusu veriyordu. Hepimize sahip çıkma gibi bir gerçekliği vardı“ diye konuştu.

‘Elinde ne varsa bizimle paylaşırdı’

Sinop Cezaevinde yaşadıkları zor koşullarda Hatice Ana’nın kalem, zarf, pul, mektup kağıdı gibi bütün ihtiyaçlarını karşıladıklarını dile getiren Sezgin, “O günün koşullarında elinde ne varsa bizimle paylaşırdı” dedi. Zindandan çıktıktan sonra 2001 yılında Almanya’ya gittiğini ve Hatice anayı ilk orada gördüğünü belirten Sezgin, saatlerce birbirlerine sarıldıklarını ve sohbetler ettiğini kaydetti. “Hep sevecen, seni koruyan, yavrusunu kimseye kaptırmayan bir hisle yaklaşıyordu” diyen Sezgin, bir iki yıl sonra tekrar ziyaretine gittiğinde Hatice Ana’nın hastalandığını, bitkisel hayatta olduğunu, serumla beslendiğini belirtti. Kendisinin konuşamadığını, ancak “Salih geldi” denilince elini sıktığını belirten Sezgin, Hatice Ana’yı o halde görmenin kendisini oldukça etkilemesinden kaynaklı bir daha görmeye gidemediğini ifade etti.

‘Hatice Ana onurlu bir kimliktir’

Hatice Ana’nın yaşamını yitirmesinin kendisine üzüntü verdiğini dile getiren Sezgin, böylesi anaların emeklerine sahip çıkmak gerektiğini ifade etti. Hatice Ana’nın Öcalan’dan, Kürt hareketinin merkezi kadrolarına kadar herkesle yoldaşlık yapmış biri olduğunu söyleyen Sezgin, “En zor koşullarda evini Kürdistan devrimcilerine açan biriydi. Hatice Ana o dönemde oynadığı rolü bugün oynasaydı belki çok etkisi olamayabilirdi. Bunları göğüslemek kolay değil. Ya da her devrimcinin yapamayacağı görev ve sorumluluktu. Hatice ana o koşullarda bunu yaptı. O onurlu bir kimliktir. Ama aynı zamanda bu hareket içinde önemli bir değerdir” diye ifade etti.

‘Ona layık olmaya çalışacağız’
Hatice Ana’nın ilerlemiş yaşına rağmen devlet için bir tehlike olduğunu söyleyen Sezgin, bundan dolayı devletin burada barındırmadığını ve sürgüne gittiğini ifade etti. Hatice Ana’nın hangi koşulda olursa olsun kendi çizgisinden, kendi yaşam ölçülerinden vazgeçmediğini belirten Sezgin, bu ölçülerini kendi çevresine, etrafındakilere dayatan bir ana olduğunu dile getirdi. Her zaman onu yüreğinde hissettiklerini belirten Sezgin, “Bundan sonrada Hatice Ana’yı her zaman anacağız. Böyle analar az bulunur. Ama değeri ölçülmeyecek tarzda çıkar. Böylesi analar her zaman bu mücadelede belirleyici insanlar olmuştur. Hatice ana anlarımızın, kardeşlerimizin ailemizin birçoğunun yapamadığı birçok şeyi bize yaptı. Hiç fark koymadı. Hep yüreğimizde, mücadelemizde, yaşamımızda ona layık olmaya çalışacağız. Bunların gereklerini yerine getirmek içinde onu hiçbir zaman unutmayacağız” dedi.


MELTEM OKTAY/DİHA/AMED