Fransa Gündemi
Fransa tüm Avrupa’nın paylaştığı soğuk-hava dalgasından nasibini aldı. Çok sayıda insan son on gün içerisinde donarak can verdi. İklim ve havaların değişkenliği, ozon tabakasının delinmesi, daha fazla kar için doğanın yok edilmesi... bütün bunların suçlusu elbet donanlar değildi. Peki onların donarak can vermesi... ya da Avrupa coğrafyasının dışındaki bu ölümler kimin umrunda! Büyüklerin sıkça kullandığı eski-hesaba göre 15 Şubat’ta ilk cemre düştü toprağa. Bahardayız ama doğanın damarlarına kan hala yürümüyor… Ama sokakta donanlar ve son birkaç haftaya sığan kirli siyaset üzerine söylenebilecek tek söz; ‘hava kurşun gibi ağır’ nedense! Evet, birçoğumuzun anımsadığı gibi, yıllar öncesinden gelen bir haykırış, inceden inceye bir dışavurum bu! Nazım’ın zamanın iktidarına seslenişi belki de!
Birkaç gündür soğuk havanın etkisi birazda olsa kırıldı, ama siyaset kulvarlarının havası giderek ağırlaşıyor. Fransa’da Mayıs’ta gerçekleşecek Cumhurbaşkanlığı seçimi için aday olanlar, kampanyalarını yarıştırıyor. Medya ve anket şirketlerinin sonuçları Sarkozy’nin bitişini işaret ediyor. Sosyalist Parti adayı François Hollande önde... onu, Le Pen takip ediyor. Bu seçim seneryosundan ne çıkar onu biraz Fransa sermayesinin çıkarları belirleyecek. Dönemsel çıkarlar, küresel kapitalizmin krizi, Avrupa Birliği vb tüm bileşkeler gözönünde bulundurulunca adı sol kalsada Sosyalist Parti’nin bu kompozisyonun neresinde duracağı soru işareti olarak kalıyor. Çünkü sisteme sadakatte son yıllarda kusur işlemeyen Sosyalist Parti’nin, sol kesimleri, emekçileri etkilemek için dile getirdiği sosyal projeler Fransa sermayesi için artık bir lüks durumunda.
Seçim, Avrupa Birliği’nin içinde olduğu kriz, işten atmalar, yeniden eski para birimine geçme tartışmaları... görünürdeki siyasetin argümanları olarak işleniyor. Tüm bunların dışında havayı ağırlaştıran kirli siyaset ise yine Ortadoğu üzerine... Fransa emperyalizmi ve bölgede güç olabilecek diğer unsurlar arasında; bölgesel denetim ve yeniden yapılandırma konusunda önemli pazarlıkların döndüğü açık. Çarşamba günü Fransa ulusal basınının satır-aralarında geçen Rusya ile Fransa görüşmelerinin merkezinde Suriye vardı. Fransız Dışişleri Bakanı Alain Juppe, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden Suriye hakkında karar çıkartmak için Rusya’yı ikna etmeye çalıştıklarını açıklarken şunları dillendiriyordu:
“Bir Güvenlik Konseyi kararını yeniden çıkartabilmek ve Rusları ikna edebilmek adına görüşmeleri sürdürüyoruz. Sonunda da Genel Kurul’da sembolik bir oylama gerçekleştireceğiz. Ancak eğer tüm dünyada toplam 130- 140 ülke ‘Bu katliam durmalı, Arap Birliği planı uygulanmalı’ derse, o zaman bu sembolik oylama bir güç ve anlam kazanır.” Bu açıklamaya ek olarak; “Suriye halkına yardım eden sivil toplum örgütleri için fon oluşturduk” deniliyor. Fonun amacı ise çok açık; Suriye’de düşünülen “insani yardım koridoru”nun temeli “sivil toplum” örgütlerine verilecek fonlarla atılıyor. Bu koridorun oluşturulacağı bölge ise Kürdistan’ın Suriye parçası!
Ortadoğu üzerindeki oyunlar, rant savaşının birçok bileşkesi var. Fransa’da bu bileşkenin ABD’den sonra gelen ikinci ayağını oluşturuyor. Gelişmelere bakıldığında ABD’nin bölgesel planları içerisinde Türkiye önemli bir yerde ve Suriye’ye dönük olası bir askeri operasyonunun başını çekecek. Türkiye’ye biçilen rol bununla da sınırlı değil. Türkiye’nin bölgenin yeni İsrail’i olacağı gerçeği için TC rejiminin yeniden son bir hafta içerisinde ABD eliyle inşaa edilişine bakmak yeterli olur! Aynı Türkiye Fransa’yla başka dirsek temasları oluşturuyor. Bu pazarlıklar esnasında Türkiye’nin hayali, pazar payının yanı sıra Kürdistan’ın 4 parçası üzerinde denetim oluşturmak.
Fransa, ABD’nin kurmuş olduğu plana paralel olarak Rusya, bölge yönetimleri, Türkiye ve daha birçok kanaldan kendi bloğunu oluşturmaya çalışıyor. Bütün bu pazarlıklar, elbet sadece pazar paylarıyla sınırlı düşünülmeyecek kadar büyük bir planın parçası. Küresel ekonomik krizin daha da derinleşeceği, kapitalizmin küresel düzeyde büyük ekonomik sarsıntılarla sallanacağını kapitalistler bile artık inkar edemiyor. Bu nedenle Ortadoğu’nun yeniden dizayn edilmesi ABD, Fransa gibi büyük emperyalistler için artık kaçınılmaz...