
Yönetmen Nezahat Gündoğan ise toplumun geçmişle ilişkisini siyasi erkin kilitleyerek yüzleşmeyi engellediğini belirtti. Geçmişin, bugünü ve geleceği belirlediğini sözlerine ekleyen Gündoğan, ‘Hay Way Zaman’ın bu anlamıyla geleceğe dönük film olduğunun altını çizdi.
Hikayeler anlatılmak ister
Dêrsim Katliamı'ndan sonra asker ailelerine evlatlık verilen kız çocuklarının hikayesini anlatan "Hay Way Zaman" filminin açılışında konuşan yazar Sema Kaygusuz, "Tekçi bir zihniyet üzerinden kendini inşa eden devletler için kadın, sadece bir bedendir. Dêrsim’in evlatlık kızları, işte bu zihniyetle damgalanmış olarak usul usul yaşlandılar" dedi.
Sema Kaygusuz, Dêrsim Harekatı'nın 'kırım' olduğuna vurgu yaparak, yaşanılanların toplumsal hafıza oluşturduğuna ve kuşaktan kuşağa aktarıldığına dikkat çekti. Kaygusuz, yaşanılanlarla yüzleşmeye dair ise ''Sonunda hikayeler anlatılmak ister. Türkiye toplumu çoktandır hafıza çağına girdi. Son beş yıldır Dêrsim Katliamı’yla ilgili edebi eserler yayımlandı, filmler çekildi, sözlü tarih çalışmaları yapıldı, medyada uzun uzadıya tartışıldı. Tarihsel bir yüzleşme başladı'' diye konuştu.
Dêrsim sürgünü bir torunum
Hay Way Zaman belgeseli ve kendi hikayesi konusunda ise Sema Kaygusuz, ''daha önce Dêrsim’in Kayıp Kızları belgeselini izleyenler çok iyi hatırlayacaktır ki, Yönetmen Nezahat Gündoğan, Dersim Katliamı’nı, evlatlık verilen kayıp kızlar açısından anlatmış, izleyenleri çok sarsmıştı. Hay Way Zaman filminin kahramanı, annesinin koyduğu adıyla Elif, başkalarının koyduğu adıyla Emoş Gülver’in hikayesine tanıklık edeceğiz. Ve onun hikayesine tanıklık ederken, onun bedenine yazılmış olan devletin otobiyografisini de okuyacağız. Burada sizin karşınızda bir yazar olarak değil, Dersim sürgünü bir kız çocuğunun torunu olarak konuşuyorum. Hayatta kalmakla yaşamak aynı şey değildir. Bunu gözlerimle gördüm. Sağ kalan insanların bilincindeki insan olma utancı alabildiğine dilsiz bir kederdir. Üstelik onlar bu suskunluklarıyla bize ne hınç bıraktılar ne de öfke. Sadece bir başkasının acısı karşısında saygıyla eğilme terbiyesi bıraktılar'' dedi.
Kaygusuz sözlerini , "Şimdi yüzleşme çağımızın tam eşiğindeyiz. Az önce sözünü ettiğim bütün bu anlatılar, özür dilemek için büyük bir fırsat. Ne var ki özür dilemenin bir törenselliği olmalıdır. Çünkü özür dilemek, böyle yıkımların bir daha olmaması için geleceğe söz vermektir" diyerek sonlandırdı.
İSTANBUL