John Lennon’ın şarkısındaki gibi, “Imagine/Hayal Et” yeter.
Demek ki “olanaksız” denilen şey mümkünmüş.
Hayal et! Yeter!
Oysa, artık hayal etmekten bile korkan bir ruh haline mahkum olmuştu bu ülke.
Hayal etmekten bile korkan, biat eden bir ülke.
Hep zalimine mahkum olan bir ülke.
Demek ki, artık barajın dolup taştığı anlar da mümkünmüş.
Hayal et yeter!
Zalimi, bukalemun gibi renk değiştiren, habire kılık değiştiren ülke…
Vampir gibi mazlumun kanına doymayan, onun kanıyla hayat bulan bir Leviathan! Gerekirse mazlumu zalime dönüştüren ülke…
Gerekirse onu baş kılan ülke…
Bir korku cumhuriyeti.
Bu ülke, bu ülke…
Zalime biat eden ama fırsatını buldu mu, zalim zayıf düştü mü onu sırtından hançerlemeyi marifet bilen ülke.
Bir tek halkımın kalleşliğine güveniyorum demiştim bir keresinde, bunun için.
Ah, ülkem, benim zalimleri taşımaktan bitap düşmüş ülkem.
Zalim tökezlediğinde, bunu kutlamaktan bile korkan ülkem.
Kendi zaferinden bile korkan ülkem.
Benim ülkem, oysa ne kadar sevmiştik seni ve devam etmekteyiz sevmekte.
Dünyanın hangi köşesine savrulursak savrulalım.
Şükürler olsun, bugünü görmek de varmış.
Gördük ya.
Hayal et, hayal et yeter!
Arkası gelir.
Gezi küçücük bir hayalle başlamıştı.
Küçük küçük pınarlar birleşti gürül gürül akan, deli deli akan bir nehre dönüştü…
Hakkari’nin özgür, isyankar suyu Zap’ın kendi sürüklediği kayaları kendi önüne yığması, oluşan doğal bendi daha sonra biriken habire biriken kendi suyu ile bunu patlatması gibi…
Baraj patladı ve çöktü…
Bu deli su durmaz artık.
“Yeni Türkiye” tiranın değil, senin ülken olacak, herkesin ülkesi olacak.
Imagine!
Hayal et yeter!
Gezi’nin masum hayali gibi.
Aynen.