
Kürt keman virtüözü Dilşad Saîd, bu sıralar 31 müzisyenin yer aldığı Sinfonetta Classica Linz ile birlikte İstanbul, Amed, Mersin, İzmir ve Ankara’da gerçekleştirilecek konserler dizisi için Türkiye’de. Akademisyen, kompozitör ve müzisyen kimliğiyle Kürt müziğine önemli katkılarda bulunan Saîd, Kürt kültürü ve sanatına ilişkin yapılan tartışmaların hayatta karşılık bulması gerektiğini belirtiyor. Tek hayalinin Kürdistan’da müzik akademisi açmak olduğun vurgulayan Said ile Kürt müziğini ve buna ilişkin yapılan çalışmaları konuştuk.
Bu kez daha özgün bir projeyle sevenlerin karşısına çıkacaksınız. Proje, Kürt müziğinin geldiği düzeyi de gösteriyor...
Yani insanların bu müziği sevdiklerini, Kürt müziğinin ulaştığı bir düzey olduğunu düşünmeseydim bu çalışma olmazdı. Fakat bu gerçeği ben kendi müziğim için kendim ifade etmek istemiyorum. Yalnız toplumun bilmesi gerekir ki, Kürt müziği dünya müziğinden daha geri bir noktada değildir; eğer doğru ve iyi işlenirse. Kürt müziğinin özüne ağırlık verilirse -ki biz kendi kültürümüze ve müziğimize ihtiyaç duymaktayız- çok güçlü yaratımlar gelişebilir. Yine bir yol yürüyoruz ve kültürel haklarımızı talep ediyoruz, bu haklar da kültürel ve dil çalışmalarıyla mümkün olacaktır. Kürt müziği artık yalnızca Türkiye’de değil, Avrupa ve dünya müziği içerisinde bir yer ediniyor. Konserler veriyorum ve genellikle olumlu tepkiler alıyorum, yani Kürt müziği bu gücü taşıyor.
Kürt müziğinin güncel durumu ve dünya müziği ile ilişkisine dair neler söyleyebilirsiniz?
Daha önce de farklı zamanlarda ifade etmiştim, Kürt müziğinin folklorik araştırmalarına başladığımda -o zamanlar sanırım 14-15 yaşlarındaydım- bu müziği tanıyıp farklı yollarla ifade etmeyi düşünüyordum. Fakat Kürt müziğini tanıdıkça, bildiğimizden daha derin ve uzak kaynaklarının olduğunu görüyoruz. Biz Kürtler kendi kendimize Kürt müziğine gerekli önemi vermiyoruz. Kürt müziğini dünya müziğine ulaştırmak gerekir diyoruz. Buna kendimizden başlamalıyız. Eğitimin de bizde başlaması gerekir. Bu kültüre ve müziğe yeterli önemi vermemiz gerekiyor. Böyle olursa, yeni yollar geliştirerek farklı toplumlara ulaşabiliriz. Gittiğim hiçbir konserde kimse senin müziğin veya Kürt müziği hoş değil demedi. Bu yüzden gerekli ağırlığı göstermemiz gerekiyor, tabii bunun bilimsel yol ve yöntemlerle olması lazım. Gerçekten oldukça zengin kaynaklarımız var, biz ne yapıyoruz, işin aslı biz kendi taklidimizin taklidini yapıyoruz.
Son yıllarda ulusal kültür-sanat politikalarını geliştirmeye dönük tartışmalar var, Amed’de Ulusal Kültür-Sanat Konferansı gerçekleşmişti. Bu tartışmalar neleri başardı?
Yapılan tüm bu çalışmalar oldukça önemliydi, fakat yapılması gerekenler düşünüldüğünde oldukça zayıf aslında. Kürt müziğinin gelişimine büyük bir gözle bakarsak oldukça eksik. Yapılan etkinlikler kötüdür demiyorum ama eksik. Bugüne kadar yapılan işler de yapılması gerekenlerin yanında oldukça eksik. Tüm alanlarda yapılması gereken çok fazla iş var. Kürt kültürü ve müziğine ilişkin yapılan her toplantı, konferansın kendisi önemli bir adımdır. Bu organizasyonlara birçok Kürt sanatçı, aydın ve yazar katılıyor. Bu bir araya gelişler birer adımdır ve bunu kutluyorum. Yalnız temel eksiklik nedir? Bu tartışmalarda aldığınız kararları gerçekleştirmelisiniz. Yani bu çalışmaların sonuçlarını devam ettirmek gerekiyor. Çünkü devamlılık olmazsa, tartışmalar başladığı yere dönerler. Örneğin Amed Konferansı’nda 2. Konferansın Hewlêr’de yapılması kararı vardı, umarım bu gerçekleşir. Yani Hewlêr olur, Mahabad olur, bu çalışmalar devam eder ve tartışılanlar gerçekleştirilirse sonuç alınır.
Avrupa klasik müziğinin önemli bir merkezinde çalışma yürütüyorsunuz, fakat üretimlerinizin kaynağı folklorik, bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Bu önemli bir soru. Aslında daha da geriye gitmek gerekir ki, daha iyi anlaşılsın. Çocukken babam otantik Kürt müziğini çok yoğun dinlerdi, o dönemin etkileri bende fazlasıyla var. O dönem ve etkileri olmasaydı sanırım ben bugünkü Dilşad olamazdım. O zamandan beri görüyordum, okuyordum. Aslında bu tür çalışmalar yapan, kompozisyonlar geliştiren birçok isim var, yani ben bu işleri gerçekleştiren ilk kişi değilim. Klasik formla folklorik olanı beraber işleyerek kendi ülkesinin müziklerini diğer toplumlara ulaştıran önemli kompozitörler olmuştur. Örneğin Bartok, Grieg, Ruslan, Smetana gibi kompozitörler bunlardan birkaçıdır. Bizim için de, Kürt duygusu olanların klasik ve folklorik olanı beraber işleyebilmesi gerekir. Tabii burada önemli bir şey var, bu şarkılar modernleştirilirken kendi öz duygusunu, Kürt ruhunu, cevherini kaybetmemeli.
Kürt müziğinde son dönemlerde arabesk ve pop müzikal eğilimlerin geliştiğine dönük tartışmalar var, bu konuda neler düşünüyorsunuz?
Bu iyi bir soru ve bu konuda yanlış da anlaşılmak istemiyorum. Ben farklı renklere karşı değilim, yani pop, rock veya farklı müzikal formlara karşıtlığım yok. Fakat bizim bir amacımız var, yaptığımız tüm işlerde neyi hedefliyoruz, kültürel haklarımızın korunması ve geliştirilmesini. Böyle bir dönemdeyiz. Ağırlığın kesinlikle Kürt kültürü ve müziğinin esas kaynaklarına dönük olması gerekir. Taklit etmeden önce bunu gerçekleştirmek lazım. Yani taklit etmeyen kimse yoktur belki -ben de dahil- fakat bu etkilenmenin öyle olması gerekir ki, kimliğini ortadan kaldırmasın, yok etmesin, seni kendine dahil etmesin. Yani ben kendi müziğimi yaptığımda herkesin şunu bilmesi, hissetmesi gerekir; bu müzik Kürtçe’dir ve Dilşad’ındır. Yani yaptığın müziğin Kürt ve sana ait olması gerekir. Bununla birlikte farklı müzikal deneyimler olur, etkilenmeler olur fakat ağırlığın Kürt kültür kaynakları olması gerekir. Açıkçası bunu kaybedersek yaptığımız tüm işlerin fazla bir anlamı kalmaz.
Gündeminizde olan akademik ve müzikal çalışmalarınız, planlamalarınız nelerdir?
Klasik müzik için yürüttüğüm akademik çalışmalar, verdiğim dersler, keman ile ilgilenmeme çok fırsat vermiyor. Yine konserler ve kompozisyon çalışmaları, yani tüm bu işler kemandan götürüyor. Tabii klasik müzik çalışmaları, kompozisyonlar kolay işler değil, oldukça zaman alıyor. Zamanımın büyük bir kısmını bunlara ayırıyorum ve yeterince keman çalışamıyorum. Önümüzdeki dönem için tek hayalim Kürdistan’da bir müzik akademisi açmaktır. Tabii bu büyük bir proje, burada önemli olan nokta bu çalışmanın gerçekten bilimsel eksenli ele alınmasıdır. Yani bu çalışmalarda da hem Kürt hem de Avrupalı eğitmenlerin yer alması gerekir. En büyük projem bu, bu konuda bazı adımlar atıldı fakat daha tam olgunlaşmış değil. Yakın dönem için de -tam kesin olmasa da- Danimarka Ana Orkestrası’yla, 3-4 Kürtçe müziği kompoze etmek istiyorum. Şarkıları bu orkestrayla beraber kaydetmek istiyorum.
Yeni bir albüm çalışmanız var mı?
Akademik çalışmalara paralel aynı zamanda doktora yapıyorum, bu Kürt müziğine ilişkin bir araştırma. Bu çalışmaları Salzburg Üniversitesi’nde yürütüyorum. Bahsettiğim tüm bu çalışmalardan dolayı albüm çalışmam hep erteleniyor, albümün genel hazırlıkları tamam aslında, uygun bir zamanda kayda girmem gerekiyor. Umarım çok zaman almayacak.
ÖNDER ELALDI