SAFİYE ALAGAŞ/ MA/RIHA
Bir insan çocuğunun adını neden Garip koyar ki? Üç değişik anlama gelen ‘garip’ kelimesinin hiç bir anlamı ilham verici içerikte değil zira: 1-Kimsesiz, zavallı,2- Yabancı, gurbette yaşayan 3-Acayip. Erkek egemen zihniyetin adından başlayarak hayatı boyunca kendisine çizdiği kadere karşı mücadele eden Garip Yeşil’in hikayesi hepimizin evinde, yan dairesinde, sokakta.
Tanımadığı biriyle evlendirildi
Aslen Amedli olan Yeşil’in yolu Siwêreg’e, oradan metropollere, yeniden Siwêreg’e uzanır. Babası kızına Garip ismini vermekle daha doğar doğmaz bir yol çizer. Kız çocuğu olduğu için hiç okula gönderilmez ama gazete başlıklarını takip ederek harfleri ve bu harfleri birleştirerek kelimeleri öğrenir.
15 yaşına geldiğinde hiç tanımadığı bir erkekle evlendirilir. “Abimin nişanı için gelmişlerdi. Beni görünce babama, ‘kızını oğlumuza istiyoruz’ demişler. Babam da vermiş. Nasıl olduğunu anlamadım bile” sözleriyle yaşananları anlatan Yeşil; “Evlendiğim adamı hiç görmemiştim. Evlendiğim güne kadar da görmedim. Düğün olacağı zaman gelip beni aldılar, Diyarbakır’a köye götürdüler. Gelip gidenlere bakıyorum. Acaba kimdir, nasıl biri diye merak ediyorum. Oradaki erkeklere baktığım için ablam bana ‘başını kaldırma, bakma etrafa, ayıptır’ diye devam ediyor.
6 çocuğuyla başbaşa
Yıllar içinde 6 kız çocuğu dünya getiren Yeşil’in eşi hastalanır ve yaşamını yitirir. 6 çocukla bir başına kalan Yeşil; “Ne bir işim vardı, ne bir evim ne de destek çıkan birileri. Ne yapacağımı bilemedim, çok zorlandım. Düşene destek çıkan kimse olmadığı gibi toplumdan da bir nevi dışlanıyorsun” diye anlatıyor.
Çocukları elinden alındı
Ardından anne ve babasının yanına yerleşmiş Yeşil. Annesi öldükten sonra babası ona “Sana bakamıyorum, çocuklarını kayın babanın ailesine vereceğim. Sen de evlenirsin” demiş. Kabul etmeyince babası odaya kilitleyip feryat figan etmesine rağmen çocuklarını kayın babasına teslim etmiş. Yeşil yaşadığı acının tarifini “O gün çektiğim acıyı hiçbir anne çekmesin” diyerek yapıyor.
Geri alma mücadelesi
Garip Yeşil, çocuklarından kopartılınca üzüntüden hastalanıp ölümün eşiğine geldiğini ancak babasının inadından vazgeçmediğini belirtiyor. Bu arada çocuklarının her biri amcaları arasında bölüştürülüp birbirinden ayrı bırakılmış. ”Eşimin erkek kardeşleri her biri bir çocuğumu aldı. Ev işlerini o çocuklara yaptırıyorlardı. Büyük kızım telefonda ’Bizi burada dövüyorlar. Çok kötüyüz. Anne bizi kurtar’ deyip ağlıyordu sürekli. Baktım bekleyerek çocuklarımı alamayacağım, bir iş buldum. Tek amacım çocuklarımı yanıma almaktı. Çocuklarına baktığım hakime bir gün bana ‘Niye bu kadar zayıfsın, dalgınsın?’ diye sordu. Yaşadıklarımı anlattım. Bana, ‘Biraz çalış, eline biraz para geçince bir dilekçe verirsin, çocuklarını alırsın’ dedi. Yol yordam gösterdi” diye mücadele sürecine nasıl başladığını anlatıyor.
Kimseye minnet etmedi
“Bu toplumda kadın olmak zordur. Maddi imkanların yoksa ölü gibisin” diyen Yeşil, çocuklarına tekrar kavuşabilmek için savcılığa başvurduğunu, çocuklarının amcalarından gördüğü kötü muamelelerden dolayı kendisine geri verildiğini söylüyor.
Yeşil, çocuklarına kavuştuktan sonra tek odalı bir ev kiralayıp içinde barındıklarını, yokluk içinde yaşadıklarını ancak kimseye minnet etmediğini ifade ediyor. Yeşil, çocukların kıtlık günlerinde bie mutlu olmalarının her zorluğun üstesinden gelmesine neden olduğunu ifade ediyor.
Aldığı maaşın ancak evin kirasını ve faturalarını ödemeye yettiğini anlatan Yeşil, çocuklarını okutacak imkanı olmadığı için onları yatılı okullarda okutmak zorunda kalmış. “Yatılı okul Urfa yolu üzerindeydi. Doğru dürüst sıcak su akmıyordu, çocukların banyosu yapılmıyordu, bakımsız kalıyorlardı ama en azından 3 öğün yemek yiyorlar, karınları toktur’ diyordum. 15 günde bir yoldan geçen kamyonları durdurup eve geliyorlardı ama geri göndermek için param olmadığı için ‘niye geldiniz’ diye kızıyordum” diyerek çocuklarını ne zorluklar altında büyüttüğünü anlatıyor.
Siyasete atıldı
Hayat mücadelesini aktif siyaset mücadelesine dönüştüren Garip Yeşil, şu anda Siwêreg İlçesi HDP Eşbaşkanlığı görevini üstlenmiş. Çocuklarının girişimiyle okuma yazma diplomasına da sahip olmuş. Küçük kızının kendi istediğiyle üniversiteyi bırakıp müzikle ilgileniyor. Diğer dört kızı ise üniversite mezunu.
Şimdi kendi yaşadığı tecrübelerden yola çıkarak, zorda olan kadınların imdadına koşuyor. Yeşil, “Acı ve zorluklar insanı mücadeleye sevkediyor, sabırlı ve azimli kılıyor’ diyor.