ZABEL MİRKAN

 

“Yağmurlar dinip de tufanın suları çekildiğinde Tanrı şöyle dedi: ‘Bundan böyle insanlar yüzünden yeryüzünü cezalandırmayacağım, zira insan yüreğindeki eğilimler daha çocukluğundan itibaren kötüdür.”

 

Ödön von Horváth, 1901’de Macar bir diplomatın oğlu olarak, o zamanlar Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun toprağı olan, bugün ise Hırvatistan sınırları içinde kalan Fiume’de (Rijeka) doğdu. İlkokula 1908’de Budapeşte’de başladı. Babası soyluluk unvanı alarak Münih’e tayin edilse de Horváth, ailesinin yanında kaldı. Oldukça verimli geçirdiği gençlik yıllarında yazdığı oyunlar edebi çevrelerden övgü, Nazi yanlısı basından ise yergi aldı. 1933’te Nazi baskısının artması nedeniyle Viyana’ya yerleşti. Fakat Avusturya’nın Nazi Almanyası’yla birleşmesi üzerine 1938’de önce Budapeşte’ye, daha sonra ise Paris’e kaçtı. Daha ilk eserlerinde bile işlediği faşizmin, öngördüğü biçimde yoğunlaşan baskısını konu alan Tanrısız Gençlik romanı 1937’de Amsterdam’da yayımlandı. 1939’da, Tanrısız Gençlik’in film uyarlaması için bir görüşmeye giderken Champs-Elysees’de fırtınadan korunmak için sığındığı bir ağaca yıldırım çarptı ve kopan dal parçasının üzerine düşmesi sonucu henüz otuz sekiz yaşındayken yaşamını yitirdi.

İstenmeyen ‘zenciler’

Tanrısız Gençlik, içinde bulunduğumuz süreçle kıyaslamadan okuyamayacağınız bir kitap. Eğitim müfredatı ve idealleri arasında sıkışmış bir öğretmen, son derece ayrımcı ve ırkçı, savaş yanlısı bir müfredat ve radyodan duyduklarına, militarist düzene uyum sağlamaya çalışan acımasız lise öğrencileri. Acımasızlar çünkü kitap örgüsünde, “bunu yapmazlar” diyebileceğiniz bir bölüm neredeyse yok. Kitapta saf ırk ve Nazi olmayanlara (Yahudiler ve diğerleri) “Zenci” deniyor. Öğrenciler, hoşlanmadıklarına zenci demekten asla çekinmiyorlar. Zenci onlar için “terörist” gibi bir kavram. Örneğin kitapta şöyle bir bölüm var: Öğretmen öğrencilere “Neden sömürgelerimiz olmak zorunda?” adlı bir kompozisyon ödevi veriyor. Öğrencilerden biri şöyle diyor: “Bütün zenciler sinsi, korkak ve tembeldir.” Öğretmen ödevleri okurken durumun vehameti hakkında dehşet verici sonuçlarla karşılaşsa da okuldaki baskı nedeniyle bu kompozisyonlara müdahale edemiyor. Ancak bir yerde “Bütün ‘zenciler’ sinsi, korkak ve tembeldir” yazan öğrencisine; “Biz beyazların kültür ve medeniyet bakımından zencilere üstün olduğumuzu yazıyorsun, doğru da olabilir bu. Fakat yaşayıp yaşamamalarının kararının zencilere ait olmadığını söyleyemezsin, en nihayetinde zenciler de insan.” Öğretmenin ifadesinin ne kadar sorunlu ve aslında politik olarak yanlış olduğu ortada değil mi? Zenciler de insan. Ama bu bile başını derde sokmasına yetiyor. Öğretmenin o günden sonra ismi zenci olarak kalıyor ve öğrencilerle, velilerle, okul yönetimiyle bir hayli sorun yaşıyor.

 

Zenginler ve devlet

Dinle olan bağı da hayli güçlü bir kitap Tanrısız Gençlik. Mitlere, dini anlatılara sıkça başvuruluyor ve hatta kutsal kitaplardan alıntılar veriliyor. Bu denli acımasız bir topluluğu din veya Tanrı mı kurtaracak? Yazar, Tanrı’ya inanmadığını ifade etse de kitapta Tanrı bir tür adalet sağlayıcı görevinde ve belki de bir yerde devreye girmesi gerekiyor. Ancak öğretmenin papazla girdiği diyalogda bir cümle, yazarın dine bakış açısını da hayli iyi anlatıyor. Öğretmenin papaza, kilisenin hep zenginlerin yanında olduğunu söylemesi üzerine papaz şöyle diyor: “Bu doğru çünkü bunu yapmak zorunda. Zenginlerin yönetmediği bir devlet biliyor musunuz?”

 

Karanlık zamanlarda soru sormak

Hayatın her zerresine ince ince sızan faşizm, genç bir öğretmeni inandığını bedeli ne olursa ifade etme ya da susup, yaşamına inandığı ilkeleri yok sayma konusunda zorlar. Devrin hâkim değerlerini ayakları altına alıp hakikate doğru attığı her adımda, güncelliğini hiç yitirmeyen sorular sorar genç öğretmen: Karanlık zamanlarda sormak ve cevaplamak için cesaret gerektiren sorular.

Uzun bir süre boyunca hak ettiği değeri göremese de, Almancanın yirminci yüzyıldaki en önemli yazarlarından biri olduğu hiç unutulmayan Ödön von Horváth, çocukların bile masumiyetlerini kaybettikleri bir çağı anlatıyor Tanrısız Gençlik’te. Stefan Zweig, “Neslinin en yetenekli yazarı,” diyor faşizmden kaçıp bir ağaç dalının altında kalan 38 yaşındaki Horváth için...

Tanrısız Gençlik

Ödön von Horváth / Jaguar Yayınları2016