Başlık biraz ironik oldu ama gerçek durum da bu yöne evriliyor. Kobanê 45 gün boyunca ölümüne bir direniş sergiledi. Tarihsel ve destansı bir direniş sergilendi. Birçok çevre direnişin tarihsel önemini, bölgede yaratacağı etkiyi anlamaktan uzaktı. Türkiye gibi ülkeler ise bilerek direnişi etkisizleştirmeye, gözden düşürmeye ve IŞİD'i destekleyerek Kürtleri tasfiyeyi sağlamaya çalışıyordu.
Yakın zamana kadar KDP, YPG'yi bölgeye elkoymuş bir güç olarak tanımlıyordu. Rojava'da herhangi bir devrimin olmadığını iddia ediyordu. Bununla da yetinmemiş, sınır kapısını kapatarak Rojava'yı ambargo altına almıştı. Rojava'da oluşan özerkliği, kantonları tanımamış ve diplomatik ilişkilerini bu yönlü kullanmış, uluslararası alanda da aleyhte çalışmıştı.
AKP Hükümeti başından beri Rojava'daki kantonları tanımayacağını, bunun kendileri için kırmızı çizgileri olduğunu ilan etti. Kürtlerin herhangi bir statüye sahip olmadan Arap muhalefetinin kuyruğuna takılmasını ve başkalarının askeri olmasını hesaplıyordu. Türkiye'de, Suriye muhalefeti olarak topladıkları grupları PYD'den uzak tutmaya çalıştı.
Şimdi durum hızla değişti. Kobanê direnişi safları yeniden belirler duruma geldi. Özellikle IŞİD'in Musul'a saldırısında sonra elde ettiği Irak ordusuna ait silahlar ve moralle Êzîdî Kürtlere, Şii Türkmenlere ve Asurilere saldırmaları bardağı taşırdı denilebilir. IŞİD'in sınır ve kural tanımaması ve Ortadoğu için tehlikeli hale gelmesi ABD ve Avrupa'yı, bölgedeki birçok devleti rahatsız etti.
Êzîdîleri koruması gereken Peşmerge güçleri görevlerini yapmamışlardı, silah sıkmadan geri çekildiler. Êzîdî Kürtler büyük bir katliam ve yıkımla karşılaştılar. Buna HPG ve YJA gerilla güçleri müdahale ettiler. Hem katliamları önlediler hem de kısa sürede yüzbinden fazla insanı oradan tahliye ederek ne kadar etkili olduklarını gösterdiler.
ABD bölgede ittifak güçleri oluşturarak IŞİD'e karşı mücadele kararı aldı. Kararlarının esası hava saldırıları ve mali kaynaklarını kurutma temelindeydi. ABD karadan savaşmayacağını, askerlerini savaş alanına sürmeyeceğini açıkladı. Kara savaşı için bölgedeki müttefiklerine başvuracağını belirtti.
IŞİD, PKK'nin Güney'e müdahale etmesini, Rojava'da PYD'nin direnmesini hedefledi. IŞİD'in Rojava'da Kürtleri hedeflemesinde Türkiye'nin yönlendirmesinin önemli bir payı olduğunu bilmek gerekir. Yapılan hesaplara göre Kürtler yeterince örgütlü değiller ve dünya onlar için ses çıkarmaz ve harekete geçmezdi. Türk Özel Harp dairesi açıkça işin içindeydi. Daha önce ikibin TIR'la malzeme Suriye'ye taşınmıştı. Türk istihbaratı ve Özel Harp Dairesi derin ve yaygın ilişkiler kurmuştu. Uzun bir süre KDP'yi de bu çizgiye çekmeye çalışmış ve etkili de olmuştu.
Karanlık ve faşist IŞİD çeteleri öncelikle Kobanê'yi düşürmeye çalıştı. Kobanê direnince, çetin ceviz çıkınca Irak'ta ve Suriye'deki insan ve silah kaynaklarını taşımaya devam etti. Hesaplarına göre Kurban Bayramı'na kadar Kobanê direnişi kırılacak ve ele geçireceklerdi. Böylece Şengal'e kadar tüm bölge ve bağlantılar kontrollerine geçecek, Suriye ve Irak'ta artık önlerinde duracak bir güç kalmayacaktı. Ancak PYD'nin direnişi, bu planların tümünü bozdu.
ABD baktı ki, karada gerçek anlamda YPG güçleri dışında direnen bir güç yok. Ve Kobanê düşerse IŞİD'i durdurmaları artık daha zorlaşacak. Bu durumda Kobanê'de IŞİD durdurulur ve yıpratılırsa Ortadoğu'da gerilemesi sağlanacak ve yaratacağı tehlike bertaraf edilebilecekti. ABD sonunda Kobanê'ye saldıran IŞİD'lilere hava saldırıları düzenlemeye başladı. Kobanê'nin düşmemesi için tutum almaya çalıştı.
Bu hiç mi hiç AKP Hükümetinin işine gelmedi. Açıktan IŞİD'i destekliyorum diyemedi. Ama "PKK, IŞİD'le aynı şeydir, PYD de PKK'nin kendisidir" diyerek Kürtleri düşman gördüğünü ilan etti. ABD'yi durduramayınca bu defa "ÖSO, Kobanê'ye gitsin, olmasa peşmerge tercihimizdir" dedi. Amaç PYD orada etkisizleştirilsin, başarı onların hanesine yazılmasın, Kürtlerin dünyada kazandığı itibar ve sempati boşa çıkarılsın. Esası da orada Kürtler adına ortaya çıkan statünün tasfiyesi hedeflenmişti.
ABD'nin de olumlu bakmasıyla Güney hükümeti Kobanê'ye peşmerge ve silah göndermeyi kabul etti. Kürdistan'in dört parçasında ve Avrupa'da Kürt halkı ayağa kalkmıştı. Muazzam bir ulusal birlik atmosferi oluşmuştu. Özellikle KDP, Şengal pratiğiyle oldukça yıpranmış ve itibar kaybetmişti. Tüm bu olaylardan sonra Kobanê direnişi dünyada ilgi ve saygınlık kazanmıştı. İşte Güney hükümetini Kobanê'ye çeken yenilmeyen direniş ve bu kazanımlara ortak olma anlayışıydı.
Güneyli güçlerin Kobanê'ye güc göndermeleri Kürtler arası ilişkilerin ve güvenin gelişmesine katkıları olacaktır. Bu anlamda olumlu görmek gerek. Ancak bu görkemli direniş olmadan, Kobanê yenilmezliğini göstermeden kimsenin hayrına oraya gitmeyeceğini de gözden kaçırmayalım. Politik uyanıklığı elden bırakmamak böyle zamanlarda yaşamsal bir durumdur.