Türkiye’de değişim yanlısı, yenilik yanlısı en büyük güç Kürtlerdir. Hatta Kürtler, demokratik değişimin, yenilenmenin sadece yanlısı değil, öncü gücü konumundadır. 12 Eylül Faşist Cunta Anayasasının değiştirilmesini, bu ülkede en çok isteyen ve gündemleştiren hep Kürtler oldu. Ancak Kürtler’in istediği ve çeşitli dönemlerde gündemleştirdiği Anayasa değişikliği; her kesin kendi kültürel ve inançsal kimliği ile örgütlenerek katılabileceği, İnsan Hak ve Özgürlüklerine dayalı, Demokratik bir yaşam ve yönetim olanağı yaratabilecek bir değişikliktir. O yüzden Kürtler’in, niye HAYIR dediğinin iyi anlaşılması önemli olmaktadır. 

Epistemolojik olarak “Değişim-değişiklik” kavramına, doğru anlamlar yüklemek, özellikle bu süreçte çok önemli. Değişim veya değişiklik demek; var olan halden başka bir hale geçmek oluyor. Var olan halden başka bir hale geçmek derken, genellikle eskisinden daha ileri bir hale geçmek olarak anlaşılıyor. Değişimin yönü hep ileriye dönükmüş gibi oturmuş bir algı var. Ancak bu eksik bir algıdır. Bir halden başka bir hale geçerken, var olan halden daha geri bir hale de geçilebileceğini unutmamak lazım. Tıpkı şimdi AKP-MHP faşist koalisyonunun kafa kafaya vererek hazırladığı ve milletin önüne sürdükleri “Anayasa değişikliği” gibi. Anayasa değişikliği adı altında milletin önüne sürdükleri şey, var olan mevcut 12 Eylül faşist cunta anayasasından daha geri bir anayasadır. 

Referandum ile Türkiye ve Kürdistan’da yaşayan halkların önüne sürülen değişikliklerin içinde, demokrasi ve özgürlükler adına en küçük bir gelişmenin olmadığı bilinmelidir. AKP-MHP faşist koalisyonu, Türkiye ve Kürdistan’da yaşayan halkları, bu sözde anayasa değişikliği adı altında kandırmaya çalışıyor. Henüz kandıramadığını düşünüyor olmalı ki, geçen gün cumhurbaşkanı Erdoğan, “Halkımızın bu değişikliği yeterince anlamadığını düşünüyorum, çünkü daha araziye çıkmadık, sahaya inmedik” dedi. Bu günlerde artık araziye çıkmaya, sahaya inmeye başladılar. Araziye gitmek dediği, sahaya inmek dediği, halkın kafasını doldurarak kandırma faaliyeti oluyor. Halk nesne, halk eşya, halk bilmeyen, halk akılsız, onlar da AKP-MHP faşist koalisyonu olarak, bilenler olarak, akıllılar olarak halka akıl verecek. Verdiği akıl ise nifak tohumları ile dolu. 

Milliyetçilik, cinsiyetçilik, mezhepçilik dolu. Yüzlerce yıldır birlikte yaşamış halkların duygusu ve düşüncesiyle oynamaktalar. Sosyo-kültürel dokudaki hassasiyetlerle oynamaktalar. Böylelikle halkın çoğunluğunu arkasına alıp kendi iktidar çıkarları doğrultusunda kullanmayı amaçlamaktalar. Onlar ne derse, halk tam da onların dediğini yapacak gibi bir beklentileri var. Türkiye’de oturttukları yönetim-halk ilişkisi ve diyalektiği, maalesef bu şekilde vuku buluyor. Devlet yönetimi ve halk ilişkisi bakımından egemen kılınmış bu tarzın ve duruşun dışında kalanlar ise sadece Kürtler ve Demokratik Güçler olmaktadır.

İşte bundandır ki faşist AKP Hükümeti, tek kişi hükümranlığına oturtulmuş olan Anayasa değişiklik önerisini TBMM’ye getirmeden önce, milletvekili dokunulmazlık yasasını kaldırarak öncelikle HDP’li vekilleri dokunulur kıldı. HDP milletvekilleri zindanlara atıldı. Belediye Eşbaşkanları zindanlara atılarak yerlerine, AKP kayyumları atandı. Belediye meclis üyelerini, il ilçe yöneticilerini tutukladı. Sivil toplum kurumlarını mühürledi. Onlarca gazeteci ve akademisyeni tutukladı, görevden aldı.

Neden? 

Kürtler ve demokratik güçler saf dışı bırakılmadan AKP faşizmi, amaçladığı tekçi yönetim sistemini, diktatörlük rejimini oturtamayacağını bilmektedir. Tam da bunun için Kürtler ve demokratik güçler HAYIR diyor. Boyun eğmeye, teslim alınmaya, iradesiz kılınmaya, eşya konumuna, nesne konumuna HAYIR diyor. Faşizm lehine, milliyetçilik, cinsiyetçilik, mezhepçilik lehine milletin önüne sürülen bu değişikliğe HAYIR diyor. Savaşı, şiddeti, kanı, göz yaşını, ölme ve öldürmeyi eskisinden daha da çoğaltan bu değişikliğe HAYIR diyor. Cumhuriyet tarihi boyunca denenen her türlü insanlık dışı yönteme rağmen bir türlü tamamlanamamış Kürt soykırımını, daha dehşet dolu yöntemlerle tamamlamak isteyen bu değişikliğe HAYIR diyor. Demokrasi ve özgürlükler adına, İnsan Hakları adına, kültürel haklar adına yürütülen tartışma süreçlerinden geriye hiçbir şey bırakmadığı için HAYIR diyor.

Kürdistan her gün yakılıp yıkıldığı için HAYIR diyor. Cizre, Şirnêx, Sur, Silopi, Hezex yakılıp yıkıldığı için HAYIR diyor. Şu anda AKP-MHP faşizmi eliyle yakılmakta olan Nusaybin için, alev alev yakılan ve katledilen Xerabê Köyü için HAYIR diyor. HAYIR demek için Kürtlerin nedenleri çok. Ama en önemlisi de HAYIR diyor, çünkü gerçek demokratik bir anayasa istiyor. Demokratik bir çözüm istiyor.