81 il ve yurtdışında yapılan referandumdan yarı yarıya evet ve hayır çıktı. Fakat her ülkede, her bölgede, her ilde durum yarı yarıya değil; Kürdistan’da hiç değil! 

Bu sonucun bir genel bir de bölgesel anlamı vardır. Çünkü Kürdistan net olarak hayır demiştir.

AKP tüm devlet imkanlarıyla, OHAL koşullarında, zorla, baskıyla diktatörlük yasalarını çıkaracak orana ulaşmış olsa da AKP-MHP’nin kazanma iddiasına Türkiye genelinde de hayır diyecek bir sonuç ortaya çıkmıştır. Hüsnü Mübarek ve Beşar Esad bile AKP-MHP ittifakının iki katına yakın oy almışken meşruiyet sağlayamazlarken Erdoğan mı sağlayacak? Hiç kuşkusuz bu oranla yapılacak Anayasanın hiçbir meşruiyeti olamaz.


Özyönetim direnişi kazanmıştır

Tüm koşulları göz önünde bulundurduğumuzda kazanan faşist blok değil halklarımızın “hayır” diyen yenilmez iradesi olmuştur.

Toplam sonuç kadar ve hatta kimi yönleriyle ondan daha fazla, iller ve bölgeler düzeyindeki sonuçlar çok şey anlatıyor. İlk göze çarpan sonuç Bakurê Kürdistan’ın ezici çoğunlukla “hayır” demiş olmasıdır. Anlamı açıktır: Özyönetim direnişi zafer kazanmıştır.

Kürdistan, her türlü faşist tekçiliğe hayır demiş; demokratik özerklik kazanmıştır. 


Kazanan Dersim kaybeden 

soykırım rejimi olmuştur!

Tarihi boyunca özerk bir bölge karakterinde olan ve soykırımların en acımasızını yaşamış olan Dersim, özyönetim iradesinin temsilcisi olmuştur. Özel olarak kutlamak gerekiyor ki bu onurlu duruşuyla Dersim gelecek adına umutları zirveye taşımıştır. 

Bazı merkezlerde beklenenin altında oy çıkması kendi yetmezliklerimizi gözden geçirmeyi gerektirir fakat buralarda da tüm hilelere rağmen önemli düzeyde hayır oyunun çıktığı unutulmamalı, emekler boşa sayılmamalıdır. Neticede Kürdistan topyekün hayır demiştir. Dersim’in oranı Kürdistan genelinin oranı olmuştur.

Kazanan Dersim Kazanan Kürdistan’dır; Kazanan Demokratik Türkiye’dir. Kazanan Dersim yenilen soykırım rejimi demektir. 

Kazanan Dersim Ali Şêr’lerin, Seyid Rıza’ların, Sakine Cansız’ların intikamı olmuştur. Kazanan Dersim kaybeden DAİŞ-AKP-MHP olmuştur; Kazanan Dersim Demokratik Ulus Zamanının ilanı olmuştur.

Kürdistan’daki “hayır” sonucunun görünenden çok daha yüksek olduğunu da kimse inkâr edemez. Faşizmin her türlü saldırısına oylama gününde yaptıkları da eklenince Kürdistan’da gerçek hayır oranının yüzde  80 olduğu rahatlıkla iddia edilebilir. 


Bölündük hayırlı olsun!

Ortaya çıkan bölgesel sonuca kabaca bakarak “Bölündük, hayırlı olsun!” denilebilir. Gerçekten de ortada bir bölünme görüntüsü var ama genelde yarı yarıya olan durum ise halklarımızın bölünmekten değil demokratik birlikten yana olduğunu göstermektedir. Ancak Kürdistan’ın verdiği mesaj doğru anlaşılmalıdır; öz yönetim hakkı tanınmazsa “bölünmek” kaçınılmaz hale gelebilir.

Henüz sandıkların yarısı açılmışken Türkiye TV’lerinde çıkan yorumcular “Eşbaşkanları tutuklu olmasına rağmen Güneydoğu ezici olarak hayır dedi. Demek ki bize dedikleri gibi halk küsmüş, kırılmış, onları tek etmiş değil. Bunlar yalanmış!” diye itirafta bulunmuşlardır. Bu sözleri söyleyenler hâkim medyada çalışanlardır. Gerçeği Mart direnişlerinde görmeyi bilmeyenler nihayet referandum sonucunda görmüşlerdir. Halkın iradesine inanmayanlara ders olsun! 

Hitler, Saddam, Kenan Evren vb tüm diktatörlerin oy oranları yüzde 90’ları geçmiş hatta yüzde 100’e yakın olmuştur. AKP-MHP ittifakı ise çıplak faşizm koşullarında zor bela yüzde 50’yi burun farkıyla geçiyorsa bu sonuç faşizme, diktatörlüğe karşı iradenin ve inancın gücünü göstermektedir. Yani o dönemler bitti. Faşizme geçit yok!


Direnişten zafere 

yeni bir dönem!

Halklarımız referandum sürecini “mutlaka kazanacağız” şiarıyla yürüttü. Direnişten zafere doğru büyük bir inanç ve kararlılıkla yapılan yürüyüş, moral kazanmış olarak daha güçlü devam edecektir. Önündeki engellerden biri olan AKP çalkantı içinde dağılmayla yüz yüzedir; MHP ise bitti! Değinmeye bile gerek yok. 

Birçok çevrenin adlandırdığı gibi “dipten gelen dalga” AKP-MHP faşist ittifakına dur demiştir.

HDP tıpkı 7 Haziran’da olduğu gibi kazanmıştır. O dönemin dersleriyle bugünü daha örgütlü karşılamak önemlidir. AKP kuruluşundan beri ilk kez bu düzeyde parçalanmayla yüz yüze kalmıştır; erken seçim olmayacak dese de bu yönlü bir gelişme kapıdadır. Erdoğan 2019’u bekleyecek durumda değildir.

AKP-MHP ittifakı istediği kadar propaganda makinasını çalıştırsın kazanma iddialarının halklarımız nezdinde hiçbir hükmü yoktur. 


Burun farkından

meşruiyet çıkmaz!

Referandum at yarışına benzemez; referandumda burun farkıyla önde olmak zafer anlamına gelmez. Buradaki burun farkı, iktidar koltuğunda her gün ecel terleri dökerek oturmak anlamına gelir. Yani AKP ve Erdoğan için asıl zor günler şimdi başlıyor. “Burun farkı” faşizmin çöküş sürecini tescillemiştir; bu sonuç çöküşü durdurmaya yetmeyecektir.

Halklarımız “mutlaka kazanacağız” şiarının gereğini sonuna dek yapacak moral ve motivasyona sahiptir. Şimdi faşizmin ensesindeki “hayır” iradesiyle faşizmi nihai yenilgiye uğratma zamanıdır.

Önder APO üzerindeki ağır tecrit ve 18 yıllık esaret durumunun son bulması için;

Kürdistan’a özerklik Türkiye’ye demokrasi için;

Zindanlardaki tutsakların açlık grevi direnişini devralmak için;

Faşizmin kurumlaşma hevesini kursağında bırakıp referandumun “burun farkı” sonucunu burunlarından getirmek için;

Halklarımızın özgür geleceği için;

Nihai zafere dek

Hayır demeye devam!