
Anadolu halkları kadim dostlarını sonbahar yaprakları gibi teker teker yitiriyor birkaç yıldır.
Şimdi de Vedat Abinin sonsuzluğa ulaştığı haberi geldi.
Bir kapımız daha kapandı.
Bu kez Cihangir’de…
Ama o bizimle birlikte olacak her daim.
Biz onun kavgasını sürdürdükçe…
Çetin Abi’nin deyimi ile, “enseyi karatmadan”…
Vedat Abi, beden olarak bizden ayrılmadan önce bir ahtini yerine getirdi.
Bu, vicdani bir yükümlülüktü onun için, Ermeni Soykırımı üzerine roman yazmak, “ama”, “şöyle oldu”, “böyle oldu” demeden, lafı dolandırmadan…
Keşke İlhan Abi de, annesinin üstündeki örtüyü kaldırmayı başarabilseydi…
Vedat Abinin son kitabını yazma tutkusu, Türkiye Komünist Partisinin bir ayıbını giderme gibi siyasal bir itilim yanında, çocukluktan bu yana en yakın dostu Dr. Hayk Açıkgöz’ün anısına, diğer Ermeni yoldaşlarının anısına gösterilen bir saygıyı yansıtıyordu.
Gerçek bir sosyalist olmanın, gerçek bir entelektüel olmanın mihenk taşıdır, Ermeni soykırımı ve Kürt sorunu konusunda takınılacak tavır.
Kimi aydınlarımız, solcularımız, geç de olsa Kürt sorununda doğru bir tavır alırken, Ermeni Soykırımı konusunda çok geciktiler.
Ya da tavır bile alamadan bu dünyaya veda ettiler.
Vedat Abi, Kürt sorunu hakkında daha kirli savaş sırasında çok net bir tavır koydu.
“Kürt Yazılarını” telif hakkını Kürt halkına bırakarak bastırdığında, çalıştığı yayınevi, adını koymaya cesaret edememişti.
Yaşar Abi, kirli savaşın tırmandığı sırada, Doksanüçyılında İstanbul Hilton da, Kürt sorununun demokratik çözümü konusunda toplanacak konferansın başını çekti, ana konuşmasını yaptı.
Cesaret ister! Ve Doksanbeşte, konuşmaya devam ettiği için DGM tarafından mahkum edildi.
Hiçbir otel, salon yer vermezken, ancak Hilton cesaret etmişti yer vermeye.
Vedat Abi ve Mihri Abi ile, Doğan Abi ile Brüksel Havaalanında Shereton’da düzenlenen Kürt Konferansında buluşmamızı hatırlıyorum. Baskılar sonucunda bu konferans kent içinde değil, ancak havaalanında toplanabilmişti.
Vedat Abinin yoldaşı, “Zor Zamanlar” yazarı, Cemalettin Aykın’ı da, birkaç yıl önce yitirdiğimde, hapiste olduğum için çok geç haberdar olmuştum.
Hepsinin bir kurulacağına inandığım Demokratik Türkiye’nin Pantheon’unda buluşacaklarına inanıyorum.
Biz gazeteciler, basın özgürlüğü mücadelesinde kafamızın açılmasını sağlayan ustalarımıza “Abi” diye hitap etmeyi çok severiz.
Onlar bize hakikat peşinde yürümeyi, yalanı sorgulamayı öğrettiler.
Onlara çok şey borçluyuz.
Ve Vedat Abi, son demine kadar sürdüren ender örneklerden biridir.
Ve bu yazıyı yazarken, yine acı bir haber aldım. Sosyalist Süryani arkadaşım, Kenan Kerimo’yu yitirdik.
Kuzeyin alacakaranlığında balığa çıktı önceki gece. Eve dönmedi. Kayığının altında suda buldular onu.
Özgür ruhu, yaman denizciler kıyısına doğru yelken açmıştı.
“Hep mücadeleydi yaşamı”.
Unutmayacağız ve hep özleyeceğiz onları.
O en güzel gülümseyişleri ile…
Ragıp Zarakolu / Stockholm