"Bütün sözcükleri yüzleştirdim ateşle
"Anlatamadım günlerin cehennemini"
Gece apansız iner acılar coğrafyasının varoşlarına... Dörtnal bir kısrak gibi, karanlıklar boyu yol alır zaman. Yüreğine acının sesi tırmanır, kendi diyarında gurbette sanır insan kendini.
Bunca hüzün yetmiyorcasına ‘bir sen eksiktin sonbahar’ diyesi gelir insanın. Vicdan sızlatan, iç burkan ne kadar yaşanmışlık varsa, sanki en çok da bu mevsimde duyumsatıyor kendini... Dağarcığındaki bütün sözcükler, ateşe ve rüzgara dair bir çığlık oluveriyor.
Keskin nişancılar, namlulara sürülmüş mermiler... Derinlere inceden sızıyorken kan, ağaçlardan dökülen yapraklar gibi gencecik yaşlarında toprağa düşenlerin ardından, gözyaşlarına boğulan sevenlerin feryadı oluyor, yürekte durmadan kanayan yaraların adı oluyor hüzün ve hazan.
Unutulmuş yeminler gibidir hazan. Karanlık bir geceye konuk eder seni, kan kaybeden bir hayatı anlatır, bütün ayrıntıları not eder gibi, bir tarih düşürür zamanın bam teline. Hayata dair ettiğin tüm yeminlerini hatırlatır bu mevsim... Görmeyen gözü, duymayan kulağı, dönmeyen dili, kanadı kırık bir kalemi, bir ünlemi anlatır. Kan ve barut kokusunu, göğsüne bir hançer gibi inen akşamı, bir ağıtı anlatır, viraneye dönmüş delik deşik kentleri, hiç dinmeyen bir acıyı anlatır.
İçinizde kaç zamandır özlemiyle tutuştuğunuz bir ses anlatır size herşeyi; Avcılardan, avlardan arta kalanı, hasreti anlatır. Topsuz, tüfeksiz, çapraz fişeksiz bir dünyayı... Su yürüyen dalları, patlayan tomurcuğu, boy atan şıvgınları... Bir kitaba başlar gibi, sular gibi bir çiçeği her sabah... İçi boşaltılmamış bir umudu anlatır... Kararan gökyüzünün asıl rengini, saçlarına sinen bir yağmur kokusunu... Çocukları, uçurtmaları, kuş seslerini... Hayata dair ettiğin yeminleri hatırlatır.
***
Nereden vuracağını kestiremediğin, adını koymaktan korktuğun bir keder düşer geceye. Hüznün sesidir. Acıya açılan kapılardır. Uykusuz geceler, dilsiz duvarlardır cefa getiren sonbahar. Bütün mevsimlerin satır aralarını okuyan bir mevsimdir sonbahar. Bu mevsime atfedilen tüm sözcükler ve anlam kümeleri eski bir yara gibi kanayan uyaklardan oluşmuştur... Hazan, hüzün, güz. Hüzzam şarkılar, sırılsıklam yağmurlar... Hüzün bu mevsimin başucu duygusudur. Canevinden yaralar seni.
İletişimin tıkandığı zamandır, hiçbir iletinin size yeterli gelmediği ve hiçbir iletinizin doğru algılanmadığı, gerçeklerin bir fırtınaya tutulmuşçasına savrulup durduğu bir zamandır sonbahar.
Siz de bu hüzün faslını duyuyor musunuz? Doğruların yanlış parçalara bölündükten sonra, birbiriyle milyon kez çarpılıp, yalanların sonsuzunu oluşturan sesleri duyuyor musunuz?
Son sözümüz; adaletten, barıştan ve sevgiden dem vuran ama zalimin zulmünü benimser bir tutum içinde olanlara; Evet siz “orda hayat katlediliyor, insanlık ölüyor, bir ses vermek gerek” deyip, bunca cefaya bir nebze vefa olabiliyor musunuz?
Ve söylemekte beis yok artık; elinizi şakağınıza koyup düşünmüyor ve kaygı duymuyorsanız eğer, zalimin yanında yer alıyorsunuz demektir. Ve çekilen her tetikte duran biraz da sizin parmak iziniz.