Almanya Gündemi
Uzun süredir tartışmaları yürütülen Halkların Demokratik Kongresi - Avrupa'nın (HDK Avrupa) oluşturulmasına yönelik 28 Şubat Pazar günü Köln'de merkezi bir toplantı düzenlendi. Avrupa’da örgütlü (Çoğu Almanya'dan olmak üzere) çok sayıda Kürdistanlı ve Türkiyeli kurumun katıldığı toplantıda tartışmalar; "Türkiye ve Kürdistan'da yaşanan ve başta Kürtler olmak üzere, demokrasi güçlerine nefes alacak alan bırakmayan, bütün muhalifleri yokedip sindirmeye çalışan bir sistem karşısında alternatif bir mücadele birlikteliği imkanı sunan HDK örneği Avrupa'da nasıl şekillenir, altyapısı nasıl olmalıdır, Türkiye ayağında yaşanan başarısızlıklar Avrupa'da da benzer sonuçlar doğurur mu, oluşum Avrupa'daki ülkelerin özgün koşullarına nasıl uyarlanır, Avrupalı demokrasi emek ve özgürlük mücadelesi ile ilişkiler nasıl gerçekleşmelidir" soruları etrafında yürütüldü.
Bireysel düşüncem; büyük beklentilere kapılmamakla beraber, içinde bulunduğumuz süreçte emek ve demokrasi güçlerinden tutalımda kadın ve inanç kurumlarına kadar farklı alanlarda örgütlenen birçok oluşumun ve farklı düşüncelerden bireylerin biraraya gelerek ortak bir mücadele hedefiyle tartışma yürütmesi değerli bir çabadır. Bu hedef çerçevesinde tartışmaların belli bir disiplin altında daha da derinleştirilmesi amaca bir adım daha yaklaştırır. Enine boyuna "nasıl bir birliktelik hedeflenmelidir" sorusuna oldukça ciddi yaklaşan tarafların çabaları da tartışmaların önünü açıcı niteliktedir. Fakat şunu da belirtmek isterim; Avrupa geneli merkezi bir toplantı duyurusuyla yapılan toplantıya katılım beklenenden düşüktü. ABDEM ve Demokratik Güç Birliği kuruluşunda (bu süreçlerin daha da heyecanlı geçtiğini belirteyim) edinilen olumlu ve olumsuz deneyimler de haliyle toplantının motivasyonuna yansıyordu.
Toplantıda edimdiğim bir diğer izlenim ise; klişeleşmiş, doğmatik düşünceler ile artık elle tutulur bir yanı kalmayan önyargılı düşüncelerin varlığı, maalesef birlikte mücadele etmek amacı önündeki en büyük engeldir. Temelde prensip farklılıkları bahane gösterilsede, çağın ihtiyaçlarına karşılık vermesi çok zor görünen düşencelerdeki ısrar çelişkiyi giderek daha da derinleştiriyor. Her kurumun "kendi rengi ile" oluşumun içinde yeralması prensibi tartışmaların sığlaşmasının da önüne geçeceği kanaatindeyim.
Sadece seçime endeksli, ya da belli kesimleri kapsayan çalışma deneyimleri gösterdi ki; varolan muazzam dinamiğin sürekli kılınması, ülke özgünlüklerini gözardı etmeden, geçmiş deneyimleri de önemseyen daha gelişmiş bir örgütlenme yöntemine ihtiyaç var. Avrupa'da yaşayan Kürdistan ve Türkiyeliler'in özgün sorunlarını da bu çerçeveye katmak gerekiyor. Özgün sorunları görmezden gelerek oluşturulacak mücadele zemininin başarı yönü eksik kalacaktır. Ayrıca Avrupa'da gerek siyasi arenada, gerekse sivil toplum kuruluşları içerisinde temsiliyet sağlama, diplomasi çalışmalarının ilerletilmesi her zamankinden daha çok bir ihtiyaç haline gelmiştir. Eğer ki, Kürdistan ve Türkiye gündemine buradan doğru bir şekilde etkili müdahil olunmak isteniyorsa HDK Avrupa örgütlenmesi bu hedef için ön açıcı bir örgütlenme tarzı olabilir. Farklı alanlarda faaliyet yürüten (akademik vs.) aydınlarında bu oluşuma katılması önemlidir.
Kısacası demokrasi ve emek güçlerinin, inanç kurumlarının, yerel inisiyatiflerin, kadın kurumlarının, akademisyenlerin (ve daha birçok) kendi özgünlükleri ile birarada olacakları bir çatı ihtiyacı kendini giderek daha çok dayatıyor. Suni tartışmalar oluşturmak yerine şu an önümüzde bulunan acil gündemlerin varlığı, harekete geçmenin önemli bir motivasyon zeminini oluşturuyor. Zira Kürdistan'da yaşanan vahşet bu güçleri bekleme lüksünden alıkoyuyor.
Özetle söylemek gerekirse; HDK Avrupa'nın kurulmasına yönelik Köln'de yapılan merkezi toplantıda örgütlenme çalışmalarını yürütmek amacıyla bir komisyon oluşturuldu. Komisyon Mayıs ayına kadar örgütlenmesini tamamlayıp kongreye gitmeyi hedefliyor. Oluşturulan komisyonun çalışma tarzı, yaklaşımı, kapsayıcılığı, toleransı bir adım ilerisi için de belirleyici olacaktır. Bugüne kadar sürdürülen değerli mücadelenin eksiklerini tamamlamak açısından HDK Avrupa farklı bir perspektif sunabilir. Bu fırsatın iyi değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim.