HDK tarafından düzenlenen Anayasa Kurultayı'nda yeni anayasa ihtiyacının öncelikli olarak Kürt sorunundan doğduğunun altı çizildi. Anayasa Kurultayı'nda hukukçular, köylüler, çiftçiler, yazarlar, oyuncular, Aleviler, Kürtler, Ermeniler, LGBT bireyler, kadınlar, engelliler, çevreciler, eğitimciler, hekimler, sağlık emekçileri, işçiler, insan hakları savunucuları, nükleer santral ile HES karşıtları ve toplumun çok sayıda kesimi, yeni anayasadan beklentilerini dillendirdi.
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) tarafından Mecidiyeköy Kültür Merkezi'nde düzenlenen Anayasa Kurultayı'na BDP İstanbul milletvekilleri Sebahat Tuncel, Sırrı Süreyya Önder, HDK Yürütme Kurulu üyeleri Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez, Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar, Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ve çok sayıda HDK üyesi katıldı. Kurultayın düzenlendiği salona "Halklara özgürlük inançlara eşitlik barış, kurucu demokratik özgürlükçü anayasa", "LGBT hakları tanınsın", "Emek hakları temelli anayasa eksiksiz grev ve sendika hakkı lokavt yasaklansın", "Kadınlar için eşit temsil hakkı", "Cinsiyet eşitlikçi anayasa", "Parasız kamusal nitelikli sağlık hakkı", "Demokratik Özerklik", "Vicdani ret hakkı", "Gençlere söz hakkı özerk üniversite", "Anti-militarist anayasa" pankartları asıldı.
Kurultayda açılış konuşmasını HDK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gençay Gürsoy yaptı. Gürsoy, 1924 Anayasası'nın Kürt kimliğinin unutulmasının ilk adımlarından biri olduğunu hatırlattı. Bugünlerde halkın nazarında ilk defa tartışılmaya başlanan bir anayasal sürece girildiğini belirten Gürsoy, her ne kadar ümitsiz olunsa da bu kanalın açılması gerektiğine işaret etti. Türkiye'de yeni bir anayasaya neden ihtiyaç duyulduğunu sorusunun yanıtının Kürt sorunu olduğunu belirten Gürsoy, 30 yıldır savaş ortamı yaşandığını ve Kürt halkının 100 yıldan beri taleplerinin olduğunu dile getirdi. Kürt halkı tarafından yeni anayasaya çok geniş kitlesel destek verildiğini söyleyen Gürsoy, Kürt halkının bu meseleye bu kadar içten sahip çıkmasının sağladığı dinamik gücün değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Daha sonra BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Sebahat Tuncel, Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ve Prof. Dr. Sevtap Yokuş birer konuşma yaptı.
Anayasa Kurultayı, açılış konuşmalarının ardından düzenlenen forumda, toplumun farklı kesimlerinden temsilciler, “nasıl bir anayasa istedikleri” ve “yeni anayasadan beklentilerinin neler olduğunu” açıkladı. Kurultayın forum bölümünde konuşan Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar, yargı sisteminin geldiği durumu aktardı.
İstanbul Kürt Enstitüsü Başkanı Zana Farqînî ise, ırkçılık ve şiddetten arınmış, barışçıl, katılımcı, cinsiyet eşitlikçi, devleti kutsamayan, insanı merkez alan, yurttaşı önceleyen, ırka vurgu yapmayan, etnik kimlikler arasında ayrımcılığı esas almayan bir anayasa istediklerini belirterek, Türkiye'nin bölgesel özerk yönetim anlayışına göre, yeniden yapılandırılmasını istediklerini ve anadil eğitim hakkı anayasal güvence altına alınması taleplerini vurguladı.
Antikapitalist Müslümanlar adına konuşan Sedat Doğan ise, devlet güdümündeki Ortodosk Sünniliği’ne karşı Alevilerin, ırkçılığa karşı Kürtlerin, egemenlere karşı tüm ötekilerin kendisini ifade etmesini istediklerini belirtti.
Halkların Anayasası Platformu’ndan Altan Açıkdilli, Kürt halkı, Ermeni halkı, Rum halkı demekten çekinilmemesi gerektiğini, çünkü bu halkların bu toprakların asli unsurları olduğunu söyledi.
Sanatçı Orhan Alkaya da, AKP'nin ağırlıkta olduğu bir anayasa sürecinden endişeli olduğunu belirterek, ırkçılığı ve milliyetçiliği eksene alan anayasadan kurtulmak gerektiğini söyledi.
Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu'ndan Prof. Dr. Beyza Üstün, Anayasa Kadın Platformu'ndan Gönül Dinçer, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez, Türk Tabipler Birliği'nden Hüseyin Demirdizen, Engelli Hakları Federasyonu Genel Başkanı Turan İçli bulundukları toplumsal kesimlerin yeni anayasadan beklentilerinin neler olduğunu aktarırken, çevreciler, HES karşıtları, eğitimciler, LGBT bireyler, emekçiler, insan hakları savunucuları, sanatçılar, yazarlar, köylüler, çiftçiler yeni anayasada talep ettiklerini dile getirdi.

Yeni anayasada olması gerekenler


Anayasa Kurultayı'nın ardından çıkan sonuç bildirgesinde, Demokratik Özerkliği temel alan “yerinden yönetim” anlayışının güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Kurultay’ın sonuç bildirgesinde yer alan dikkat çekici maddeler şunlar:
* Operasyonlar ve çatışmaların sürmesi, düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğü önündeki engeller, Özel Yetkili Mahkemeler ve Terörle Mücadele Yasası eliyle aralarında seçilmiş vekiller, yerel yöneticiler, insan hakları savunucuları, öğrenciler, gazeteciler, avukatlar ve sendikacıların da olduğu binlerce insanın tutuklanması anayasanın yapım ve yazım sürecine gölge düşürmektedir.
* Eğitim-sağlık-sendikal haklar konusunda hızlı yasa değişiklikleri yapılmakta, yaşamsal konularda çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle yasama yetkisi fiilen ortadan kaldırılmakta, doğal yaşam alanları, kentler, denizler, akarsular rant alanları haline getirilmektedir.
* Yeni anayasanın yapım ve yazım süreci, ifade, örgütlenme ve basın özgürlüklerinin önündeki engeller kaldırılarak, gerçekten demokratik ve katılımcı bir tarzda sürmelidir.
* Mevcut çatışma ortamı, seçilmiş vekillerin tutukluluk hali, anayasa sürecinin sağlıklı biçimde ilerlemesine engel teşkil etmektedir. Bu nedenle kalıcı bir ateşkesin sağlanması, operasyonların durması, bütün siyasi tutuklu ve hükümlülerin serbest bırakılması, diyalog ve müzakere sürecinin başlatılması acil önemdedir.
* Yeni anayasa evrensel demokratik değerler üzerine inşa edilmelidir. Yasama-yürütme-yargı arasındaki denge mekanizmalarının güçlendirilmesinin idarenin kamusal ve yargısal denetiminin hak ve özgürlüklerin etkin ve işlevsel kullanımı açısından hayati önem taşımaktadır.
* İnsan haklarının ayrılmaz bir bütün olduğu anlayışıyla bireysel, kollektif, siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel haklar tümüyle anayasal güvenceye alınmalıdır.
* Yakın ve uzak geçmişteki faili meçhuller, işkenceler, toplu kıyımlar, toplu mezarlar ve benzeri insanlık suçları ile yüzleşmenin araç ve mekanizmaları yaratılmalıdır.
* Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu, 12 Eylül rejiminden kopuşu hedefleyen, Kürt sorununun barışçı ve demokratik çözümüne olanak sağlayacak, hiç kimsenin ayrımcılık görmeyeceği, insanların ve doğanın haklarını temel alan, demokratik bir anayasa için hızla adım atmalıdır.
* Türkiye’de yaşayan bütün halkların, toplulukların, kendi dilini ve kültürünü serbestçe geliştirme hakkı güvence altına alınmalı, vatandaşlık tanımında hiçbir etnisiteye üstünlük tanınmamalı.
* Anadilinde eğitim-öğretim ve anadilinde kamusal hizmet hakkı tanınmalı, devletin bu konudaki yükümlülüğü anayasa belirtilmeli.
* Demokratik Özerkliği temel alan, bölge meclisleri ve bölge yönetimleri oluşturulmalı, yerinden yönetim anlayışı güçlendirilmeli. Yerel demokrasiye, yurttaşların karar alma mekanizmalarına doğrudan ve etkin katılımına olanak sağlanmalı, halka temsilcilerini geri çağırma hakkı tanınmalı.
* Düşünce, ifade, basın, örgütlenme, toplantı ve gösteri özgürlüğü hiçbir kısıtlamaya tabi olmadan güvenceye alınmalı.
* Devlet bütün inançlara ve inançsızlıklara eşit mesafede durmalı, dini şekillendirilmemeli, dini inançları tanımlamamalı, zorunlu din dersleri ve Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalı.
* Tüm çalışanlar için sendika, Toplu İş Sözleşmesi, hak grevi, dayanışma grevi, siyasi grev ve genel grev hakkı, anayasal güvenceye bağlanmalı. Lokavt yasaklanmalı.
* Kadınların her alanda eşit temsili esas alınmalı. Devlet kadınlara karşı, her türlü şiddeti önlemekle ve kadınlar ve erkekler arası işbölümünün, toplumsal-siyasal-ekonomik alanda eşitlikçi bir yapıya kavuşması desteklemekle yükümlü kılınmalı.
* Çocuk hakları evrensel standartlarda güvenceye alınmalı.
* Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, adil yargılama ilkesi tam olarak sağlanmalı. Özel Yetkili Mahkemeler, Askeri Mahkemeler ve her türlü olağanüstü yargı organı kaldırılmalı.
* Bilim, kültür ve sanat kurumlarının özerkliği sağlanmalı.
* Milli Güvenlik Kurulu, Atatürk Dil ve Tarih Yüksek Kurulu, Yüksek Askeri Şura, Devlet Denetleme Kurulu, YÖK ve RTÜK gibi vesayet kurumları kaldırılmalı.
* Seçim barajlarına ve siyasi yasaklara son verilmeli. Siyasi Partiler hiçbir gerekçe ile kapatılmamalı.


İSTANBUL




KCK’den anayasa önerileri


KCK, Türkiye’de tartışmaları süren yeni anayasaya dair demokratik anlayış ve çözüm belgesi yayınladı. Belgede yeni anayasanın demokratik ve toplumun tüm kesimlerine hitap edebilmesi için nasıl hazırlanması gerektiği, niteliği, kapsamı ve gerekçeleri alt başlıklar halinde değerlendiriliyor.
Fırat Haber Ajansı’nın (ANF) haberine göre, KCK Hukuk Komitesi’nin yayınladığı belgede, yeni anayasanın yapılması için genel bir toplumsal konsensüsün oluştuğu belirtilerek, temel sorunun ve beklentinin, demokratik bir anayasanın yapılıp yapılmayacağı olduğuna dikkat çekiliyor. Açıklamada, Kürt kimliğinin anayasal güvenceye alınması gerektiği belirtiliyor. Yeni anayasa yapılırken izlenecek en doğru ve sorun çözümleyici yaklaşım olarak, öncelikle temel ana sorunları ve nedenlerini samimi ve dürüstçe belirlemek olduğu vurgulanan açıklamada, “Bunlardan birincisi; Kürt sorunudur. İkincisi; cins özgürlüğü ve sosyal haklar sorunudur. Üçüncüsü, devlet organlarının rasyonel ve günün koşullarına göre demokratik standartlara uygun yeniden yapılandırma ihtiyacıdır. Daha doğrusu devletin küçültülmesi ve toplum hayatına müdahale eden konumdan çıkarılmasıdır. Dördüncüsü; Demokratik Özerklik ve yerel yönetimler sorunudur” denildi.
“Mutlak yapılması gerekenlerin doğal, bireysel ve kolektif temel haklara dayanması gerektiği” belirtilen açıklamada şunlara vurgu yapıldı: “BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin de teyit ettiği ve devredilemez temel insan hakları oya sunulamaz, referandum konusu yapılamaz. ‘Bir topluluk ve birey kendi anadilinde eğitim yapsın mı yapmasın mı’ diye oylamaya gidilemez. ‘Bir halkın varlığı ve kimliği tanınsın mı tanınmasın mı’ diye başkalarının onayı alınamaz.”
Yöntem konusunda katılım ve müzakere ile uzlaşma ve onay konularının önemli olduğu vurgulanan açıklamada, şunlara yer verildi: “Bu konuda izlenecek en etkili ve çözümleyici yöntem temel sorunlarla ilgili ne kadar taraf ve muhatap varsa öncelikle bunlarla oturulup görüşülmesidir. Bu sorunların çözümünü isteyen ve bunlardan muzdarip mağdurları ve muhataplarıyla samimi bir müzakere süreci başlatılmalıdır.”
Açıklamada “Anayasanın Kapsamı” kısmında özetle şunlara yer verildi: “Bayrak mevcut haliyle kalabilir. Bunun yanı sıra diğer topluluklar da değer atfettikleri veya sembol bildikleri bayrak ve flamalarını kullanabilmelidirler. Resmi dil Türkçe olabilir ancak bu ifade tek başına yetmemekte eksik kalmaktadır. Daha da ötesi düzenleme mantığı başta Kürtçe olmak üzere diğer dillerin inkarını amaçlamaktadır. Bu ibareye, ‘Türkçe’nin yanı sıra Türkiye cumhuriyeti sınırları içinde yer alan halklar ve topluluklar, kendi dillerini kamusal alan dahil, hayatın her alanında konuşup geliştirme haklarına sahiptirler. Devlet, bu hakkın yerine getirilmesi için ortam ve güvence sağlar. Kamusal alanda Türkçe ve Kürtçe iki resmi dil geçerlidir’ biçiminde bir ek yapılmalıdır. Türklük vurgusu yer almamalıdır.”