Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Ertuğrul Kürkçü, teride ilişkin İstanbul’da basın toplantısı düzenledi. Tecride karşı pek çok ilde başlatılan “Öcalan’a Özgürlük” nöbetlerine işaret eden Kürkçü, Öcalan’ın sağlık ve güvenliğine ilişkin olarak kamuoyunun endişelerinin giderilmesi için Avrupa Konseyi İşkence ve Kötü Muameleyi Önleme Komitesi’ni İmralı’yı denetleyerek kamuoyunu aydınlatması için göreve çağırdı. Kürkçü, “Sayın Öcalan’ın maruz bırakıldığı mutlak tecrit koşullarına son verilerek avukatları ve yakınlarıyla görüşmesine konulan yasa dışı engellerin kaldırılması için Adalet Bakanlığı ve Hükümeti uyarıyoruz” diyerek, iktidara da çağrıda bulundu. 


Demokratik güçlere çağrı

HDK Eş sözcüsü Koçyiğit darbecilerin hedefinde olduğu belirtilen Öcalan’ın sağlık durumuna ilişkin Adalet Bakanlığı’nın “bir sorun yok” şeklindeki açıklamasının kaygıları gidermek yerine daha da artırdığını söyledi. Adalet Bakanlığı’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğini kaydeden Koçyiğit, “Bakanlık, Sayın Öcalan’a yönelik tecridi sürdürerek sözleşmeyi ihlale devam kararlılığında olduğunu göstermektedir” dedi. Öcalan’ın müzakere dönemi boyunca yaptığı “sürecin zayıflaması darbe mekaniğini güçlendirir” uyarısının bir kez daha değer kazandığının altını çizen Koçyiğit, Öcalan üzerindeki tecride son verilmesinin barışa giden yoldaki ilk ve en önemli halka olduğunu vurgulayarak şu çağrıda bulundu: “Türkiye’nin bütün demokratik güçlerini, savaş ve darbe karşıtı bütün kesimlerini Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlüğünün barış ve çözüm için anahtar değerinde olduğunu bir kez daha değerlendirerek, Kürt halkına yönelik katliamcı, imhacı, inkarcı zihniyetle mücadele için harekete geçmeye çağırıyoruz.”



Eylemler durmayacak 

HDP, HDK, TUHAD, KJA, Barış Anneleri’nin de aralarında yer aldığı olduğu 10 kurum da HDP İl Örgütü binasında ortak basın toplantısı düzenledi. Ortak basın metnini okuyan HDK İstanbul Koordinasyon Sözcüsü Şamil Altan, “Darbe girişiminde bulunan güçler, Beştepe’den Genelkurmay Karargahı’na kadar sızabilmişlerdir. Bu kadar kritik noktalara kadar gidebilen güçlerin İmralı Adası‘na gidemediklerinin garantisini kim verebilir?” diye sorarak, tecrit altında olan Öcalan’a dair kaygılarının devam ettiğini söyledi. “Geldiğimiz aşamada doğrudan Sayın Öcalan’la görüşmeden devletin, hükümetin veya resmi herhangi bir kurumun yaptığı açıklamaya güvenimiz yoktur” diyen Altan hükümete çağrıda bulunarak, “Türkiye’yi bu kaos ve çatışmalardan kurtaracak yegane yol, bir an önce diyalog ve görüşme sürecinin tekrar başlatılmasıdır” diye vurguladı. 

HDP İstanbul İl Eşbakanı Doğan Erbaş da, görüşmeler sağlanıncaya kadar parti olarak eylem ve etkinlikler yapacaklarını duyurdu. 


HDP’nin temasları sürüyor

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a ilişkin görüşmelerini sürdüren HDP, Adalet Bakanı ile CPT ve Af Örgütü’nden cevap bekliyor. 

HDP Grup Başkanvekili ve İmralı Heyeti Üyesi İdris Baluken, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a dönük tecride ilişkin ANF’nin sorularını yanıtladı. Uluslararası çevrelerin siyasi saiklerle hareket ettiğine değinen Baluken, birtakım çıkar ilişkileri ve bölge üzerindeki siyasi hesapların tecride sessiz kalmalarında belirleyici olduğunu kaydetti. “CPT ve Af Örgütü gibi kuruluşların ilkelerden çok devlet çıkarları üzerinden siyasi pozisyon aldıklarını görüyoruz” diyen Baluken, bu kuruluşlarla görüşme planladıkları bilgisini de verdi: “Dışilişkiler Komisyonumuz gerekli başvuruları yaptı. Sanırım, çok yakın zaman diliminde bu randevular gerçekleşecektir. Bu hafta sonuna doğru randevu taleplerimizi ilgili muhataplara ilettik.”


‘Açıklamalarına güvenmiyoruz’

Baluken, Öcalan’ın durumuyla ilgili hükümet ve devlet yetkililerinin açıklamalarına güven duymadıklarını belirterek şunları belirtti: “Hükümet yetkilileri darbe girişiminden birkaç gün önce ülke için ‘huzur adası‘ benzetmesini yapmıştı. Darbeden birkaç gün önce bu kadar öngörüsüzlerdi. Siyasi gelişmeleri takip etmekten yoksun Adalet Bakanı’nın olduğu; Cumhurbaşkanı’nın yaverlerinin bile darbe girişiminde olduğu söz konusuyken, hükümetin açıklamalarını nasıl referans alabiliriz? Yaklaşık bir hafta boyunca Erdoğan, Ankara’ya gelemedi. Kendi can güvenliği ile ilgili koşulların sağlanamadığı tartışması yürütüldü. Şimdi böylesi ortamda İmralı’da her şeyin kontrol altında olduğu açıklamasına nasıl güvenebiliriz?”


Adalet Bakanı dönemedi

Öcalan’ın derhal aile, avukat ya da bağımsız bir heyetle görüşmesi gerektiğini söyleyen Baluken, “En son Perşembe günü Adalet Bakanı ile görüştük. Bize iki gün içerisinde Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile görüşüp döneceğini söyledi. Ancak birkaç gündür bu yönlü istişarenin yapılıp yapılmadığını, cevaplarının ne olduğunu bilmiyoruz. Bugün bu saate kadar olumlu geri dönüş olmadı. Lakayıt tutum var. Sayın Öcalan’la ilgili halkımızda kaygılar, duyarlılık, öfke var. Ancak muhataplarımızda bu ciddiyeti algılayacak bir siyasi tutum görmüyoruz doğrusu” diye belirtti. 


Tecridi halk aşacak

“Darbecilerin İmralı üzerinden kaos planı hazırladıklarını kamuoyuna açıkladılar ama kendilerinin farklı tutumları olsaydı, görüşme olurdu. İyi niyetli olmayan tutum söz konusu” eleştirisinde bulunan Baluken, tecridin halkın eylemselliği ile aşılabileceğini dile getirdi. Baluken, bir önceki dönemde cezaevlerinden sokaklara kadar direnişin tecridi kırdığını ve ‘Çözüm Süreci’ni başlattığını hatırlatarak, aynı süreçle karşı karşıya olunduğuna dikkati çeken Baluken, hükümet ve devletten beklenti yerinde olmak yerine halkın ve demokratik tüm çevrelerin çok güçlü siyasi hamleyle tecridi kırabileceğini kaydetti. Son bir haftadır halkın tecride karşı alanlarda olduğunu vurgulayan Baluken, “Sur’da Amed halkının iradesini kırmak isteyenler, dün (önceki gün) Amed’de kendilerinin kırıldığını gördüler. Halkımız dimdik ayaktadır ve halkımızın tecritle ilgili mesajları hükümet ve devlet tarafından doğru değerlendirilmelidir” çağrısında bulundu ve ekledi: “Ankara’dan Amed’e, Ankara’dan İmralı’ya çözümün yolları tekrar inşa edilmeli. Darbecileri Ankara’da, Amed’de, İmralı’da harekete geçirmek, darbecilerin burada harekete geçeceği zeminleri yaratmak kaosu derinleştirir.”



Öcalan ailesi: İmralı kapısı kırılmalı

Bir buçuk yıldır İmralı’ya gidişleri engellenen Mehmet Öcalan ve Fatma Öcalan, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından durumu ile ilgili bilgi alamadıkları ağabeyleri Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde ki tecridin acilen kaldırılmasını istedi. 
“Ortadoğu’da kan gövdeyi götürüyor, bölgede katliamlar oluyor, herkes bunu biliyor ve görüyor. Neden bu görüşmenin önü açılmıyor?” diye soran Mehmet Öcalan, darbe gecesi İmralı’da neler yaşandığının ortaya çıkmasını istedi. 15 Temmuz gecesi İmralı’ya operasyon yapıldığı yönündeki haberleri hatırlatan Öcalan, “Bir an önce orada olup bitenlerin içeriğini bilmek istiyoruz. Serok Öcalan sağdır, ölüdür bilemiyoruz. Bizim hiçbir iletişimimiz, haberimiz yok. Tecridin kalkması için halkı direnişe çağırıyorum” diyerek ekledi: “İmralı yolunun açılmasını istiyoruz. Halk her yerde bu tecridin kalkması için demokratik haklarını sonuna kadar kullanmalıdır. Biz halk olarak ne yaptık, bunu kendimize sormalıyız. Bundan sonra bir an önce İmralı kapısı kırılmalıdır, açmayı bırak kırılmalıdır. Eğer bir barış ve süreç olacaksa, Serok Öcalan olmadan başarı şansı olamaz.”

40 milyon Kürt halkının önderi Öcalan’ın üzerindeki tecridi kabul etmediğini dile getiren Fatma Öcalan ise, “Kendisinden bir haber almak ve onu görmek istiyoruz. Tecridin kaldırılmasını istiyoruz. Ölü mü sağ mı bilmiyoruz. Bu durumu kabul etmiyoruz” diye belirtti. 



Dersim’den Öcalan mektubu

Dersim’den CPT, BM ve Adalet Bakanlığı’na Öcalan’a dönük tecride karşı mektup gönderildi. Dersim’de DBP, HDP, KJA, MEYA-DER ve çeşitli sivil toplum örgütü temsilcileri, Sanat Sokağı‘nda toplanarak PTT binasına yürüdü. DBP İl Eşbaşkanı Hülya Yer burada yaptığı konuşmada “Dersim’deki kurumlar olarak CPT, Birleşmiş Milletler’e ve Adalet Bakanlığı‘na mektup yolluyoruz. Daha çok savaşın, daha çok kaosun olmaması için barışın mimarı olan Sayın Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridin kaldırılmasını talep ediyoruz” dedi. 


Fincancı: Tecride son verilmeli

TİHV Başkanı Şebnem Korur Fincancı, Öcalan ile görüşme sağlanılmasını istedi. Fincancı, “Bir siyasi yapının lideri olarak görülen bir kişi ile ilgili uygulamalar daha düzenli olmak zorunda. Burada ağırlaştırılmış bir tecrit özellikle Kürt kamuoyunda çok ciddi tepkilere yol açabilir. Onarılmaz sıkıntılara, çatışma ortamının yaratılmasına karşı hükümetin bu konuda çok daha duyarlı olması gerekir. Tecrit hiçbir konuda hiç kimse için kabul edilir bir durum değil” dedi.