Halkların Demokratik Kongresi Yürütme Kurulu, Taksim'de başlayan ve Türkiye'nin dört bir yanına yayılan direnişlere ilişkin açıklama yaptı. HDK, "Gezi eylemleri gösteriyor ki, Türkiye'nin ihtiyacı acil demokrasi"dedi. HDK, halkın, eylemlerle AKP'nin otoriter yönetim zihniyetine, "ben yaptım oldu" uygulamalarına, polisin halka karşı her fırsatta güç kullanmasına ve terörüne karşı tepkisini gösterdiğini, özgürlük için isyan ettiğini belirtti. Yıllardır Taksim'in yayalaştırma politikalarına karşı eylemlerin yapıldığını hatırlatan HDK, yöneticilerin itirazlara kulaklarını tıkadığını kaydederek, toplumsal hak taleplerine karşı hoyrat ve otoriter bir yönetim zihniyetiyle yaklaşan, bu kibirli ve hak tanımaz tutumun artık tahammül edilemez bir noktaya ulaştığını kaydetti.

Buna karşı sokağa çıkan milyonların isyanlarını, itirazlarını dile getirdiğini vurgulayan HDK, "Türkiye'nin her tarafına yayılan eylemler sadece bir toplumsal öfkeyi göstermiyor. Aynı zamanda Türkiye toplumunun demokrasi arzusuna da işaret ediyor. Bu talepleri ve söylenen sözleri karşılamanın yolu, Türkiye'de hızla demokratikleşme yönünde bir iradeyi egemen kılmaktır. Türkiye'nin en temel sorunu olan Kürt sorununda çözüm sürecine girdiğini iddia eden bir hükümetin halen adım atmaması, Türkiye'de demokrasiden ve barıştan yana olan güçlerin dikkatinden kaçmamıştır. 1 Mayıs kutlamalarına, havayolu grevi ve diğer toplumsal mücadelelere yönelik zorbalıklar, Reyhanlı katliamındaki siyasi sorumluluğu gizleme çabası vb., güven artırmak yerine eksilten bu tutumlar demokrasi mücadelesinin ne kadar elzem olduğunu bir kez daha göstermiştir. Türkiye'yi Kürt sorununda çözümün eşiğinden geri döndüren bir süreci yaşamak istemiyoruz" dedi.

Halkın talepleri

Toplumsal hak taleplerinin zorla, gazla bastırılmasına sessiz kalınamayacağını belirten HDK, hükümetin şu talepler konusunda hızla adım atmasını istedi:
- Bugüne kadar iki ölüme ve bini aşkın yaralanmaya yol açan polis şiddetine son verilmeli, tüm illerde eylemcilere yönelik saldırılar durdurulmalı, gözaltına alınan herkes hiçbir adli kovuşturma açılmaksızın serbest bırakılmalıdır.
- Halka yönelik zulmün sorumluları istifa etmeli, görevden alınmalı ve yargılanmalıdır.
- Hükümet, Taksim Gezi'deki tasarrufundan vazgeçtiğine ve konuyu halkla tartışacağına dair bir açıklama yapmalı, kentlerin kültürel varlıklarının korunmasına özen göstereceğini belirtmelidir.
- Taksim başta olmak üzere kentlerin meydanları üzerindeki her türlü toplantı ve gösteri yasakları kaldırılmalıdır. İnsan sağlığına zararlı ve öldürücü özellikler taşıyan bir kimyasal silah olan gaz bombası kullanımı yasaklanmalıdır.
- Bütün bu eylem sürecinde ortaya çıkan demokratikleşme taleplerine de yanıt verecek adımlar hızla atılmalı, Kürt sorununun çözümü yönünde, Siyasal Partiler Kanunu ve seçim barajı, Terörle Mücadele Kanunu'nda yapılacak değişiklikler ve yasalarda yol temizliğini içeren bir paket vakit geçirmeden ortaya konmalı; yeni anayasanın bitirilmesi konusunda adımlar atılmalıdır.
- Avrupa Yerel Yönetimler Şartı'na konulan şerhlerin kaldırılması ve yerel yönetimlere gerçek yerel iktidar olma imkanı tanıyacak, onu merkezin vesayetinden kurtaracak bir Kent Yasası'nın hazırlanması sağlanmalıdır.
- Yaşam tarzları ve toplumsal inançlar üzerindeki müdahaleci tutum terk edilmelidir.
- Medyaya yönelik sansür, tehdit ve yayın yasaklarına son verilmelidir.
- Suriye'ye yönelik savaş siyasetine son verilmelidir."

ETHA/İSTANBUL